Zafer Arapkirli meslektaşımız. Yıllarca Londra muhabirliği yaptı. Halen Cumhuriyet’te köşe yazıyor, radyoda da program yapıyor. Onurlu, özü sözü bir muhalif duruşludur.

Unutmadan; Arapkirli SETA’nın “fişlediği” gazetecilerdendir de. Arapkirli, Sosyal Doku Vakfı Başkanı Nurettin Yıldız’ın "6 yaşındaki kız çocukları ile evlenilebileceği" yolundaki

açıklamasına twitter’dan paylaştığı; “Evinize gittiğinizde karınızın, kızınızın suratına

nasıl bakıyorsunuz? Bunu mu savunuyorsunuz? Bu lafların altına imza atıp yayınlansın burada. Utanmıyorlarsa! Kepazeliği ahlaksızlığı nasıl savunuyorsun? Bu aşağılık pisliklere

kimse dur demeyecek mi?” şeklinde gösterdiği tepki üzerine, "hakaret" suçlaması ile hakim önüne çıktı. “Çocukla evlenilebilir” diyen değil, tepki koyan sanık!..

***

Gazeteci Arapkirli ilk kez sanık olarak çıktığı mahkemede müthiş bir savunma yaptı. Savunmadan ifadeler; “Yaşadığımız ülkede dezavantajlı kesimlerin başında, kadınlar,

çocuklar ve özellikle de kız çocukları gelmektedir. En savunmasız konumdaki çocuklarımızın ve özellikle kız çocuklarımızın kimi zaman evde, kimi zaman sokakta kimi zaman da kendilerini emanet ettiğimiz eğitim kurumları ya da kurslarda çeşitli saldırılara, tacizlere hatta daha da kötüsü, cinsel saldırılara maruz kaldığına her geçen gün tanık olmaktayız. Çocuklarımızın maruz kaldığı en vahim saldırılardan biri de (burada saldırı fiilini özellikle kullanıyorum) kız çocuklarının oyun çağında, daha bebek sayılacak yaşlarda evlendirilmesidir.

Yani, yetişkin kadın muamelesi görerek, (mahkemenizin affına sığınıyorum) zifafa, gerdeğe sokulmasıdır. Yasalarımıza göre zaten suç olan bu eylem, her türlü evrensel biyolojik, kültürel ve sosyolojik kaidelere de aykırı bir durumdur. Bu ayıbın toplumsal yaşamımızdan silinmesi, her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının uğruna mücadele etmesi gereken bir olgudur. Hatta hepimizin görevi sayılmalıdır. Ama buna rağmen, toplumumuzda, üstelik maalesef akademik unvan sahibi olduğunu iddia eden hoca sıfatlı bazı

şahıslar, yaygın basın yayın organlarında radyolarda televizyonlarda, gazete sütunlarında ve sosyal medyada, dini görünümlü fetva adı altında bu konuda yani yukarıda saydığım ayıplar konusunda propaganda yaparak toplumu zehirlemekte ve bu toplumsal yaranın üzerine adeta benzin dökmektedir. Bu örnekten olarak, hakkımda, yargılanmamı gereken şikayette bulunan şahıs, bu tür sözde fetvaları ile tanınmış birisidir. Şikayete konu olan beyanatında, 6 yaşındaki kız çocuklarıyla dahi evlenilebileceğini savunmuştur.

Bunları duyup okuduğumda, her sorumlu Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı gibi, üstüne üstlük eğitim görmüş bir insan ve görevi topluma haber vermek, toplumu uyandırmak olan bir gazeteci ve daha da önemlisi, bir ‘kız çocuk babası’ sıfatımla tepki göstermek istedim. Sosyal medyada, paylaşımda bulundum. Çünkü bu tür beyan ve yayınların, toplumun cahil ve feodal baskılardan etkilenmiş insanları üzerinde daha fazla olumsuz etki yapmasına tahammül edemedim. Şikayetçiyi tanımıyorum. Tanışıklığım, garezim yoktur. Hakaret kastı da söz konusu değildir. Sosyal medya paylaşımım; tamamen yukarıda anlattığım toplumsal yaralara gösterdiğim duyarlılıktan ve hukuk devletimizi, Medeni Kanun’un evlilik yaşını kuralını hiçe sayan sözlere itiraz çerçevesinde dile getirilmiş bir aydın tepkisidir. Davanın düşmesini ve beraatimi talep ediyorum..."

***

Gerici, hastalıklı bir zihniyete karşı gözbebeğimiz, geleceğimiz çocukları korumaya kalkıyorsun, kendini mahkemede buluyorsun! Kimin şikayetiyle? “Asansörde halvet olabileceğini”, “battaniye ve yorgan tahrik eder”, “çalışan kadın fuhuşa hazırlıktır”,

“kadınların eşlerinden dayak yemesine şükretmeli” gibi yobazca sözlerin de sahibinin!.. (Devlet Bahçeli bile Yıldız’a meczup, sapık demişti) Çocuğun evliliği mahkemede dava konusu. Nasıl bir adalet, yargı sistemi… Sanık sandalyesinde; ümmet’in konuşulduğu günümüzde annesinin diz kapağından tahrik olanlara, pedofiliye karşı çıkan, anayasayı,

kız çocuklarının hukukunu ve insanlığı savunan bir insan/gazeteci/aydın/kız babası!

Peki davaya bakan hakimin de -kadın- olduğunu anımsatalım. Zafer Arapkirli şunu sormayı içinden geçirmiştir değil mi?

“Hakime Hanım! 6 yaşında kızınız olsa, ne düşünürdünüz?”