YAĞMUR KARADAĞ/İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Dilek Gappi, Avukat Murat Aydın ve Ege’de Sonsöz Genel Yayın Yönetmeni Ender Aldanmaz, Dokuz Eylül TV’de yayınlanan ‘Gerçeğin Öteki Yüzü – Fikr-i İsyan’ programında bu hafta; Birgün Gazetesi Muhabiri, Araştırmacı Gazeteci İsmail Arı’nın tutuklanmasını, Kooperatif Davası’ndaki son durumu, yaklaşan yeni duruşmayı, İzmir’deki taksici cinayetini masaya yatırdı.

“HAZIRLADIĞI DOSYALARDA YALAN BEYAN YOK”

Dilek Gappi, İsmail Arı’nın özellikle Yunus Emre Vakfı dosyasıyla büyük yankı yarattığını, bu dosyada 630 milyon liralık naylon fatura iddiasının ortaya konduğunu hatırlattı. Arı’nın bugüne kadar hazırladığı dosyalarda herhangi bir yalan beyana rastlanmadığını vurgulayan Gappi, “Türkiye’nin en iyi araştırmacı gazetecilerinden biri” dedi.

Beşiktaş’tan Göztepe’ye yeni hamle: Dennis için transfer yarışı kızışıyor
Beşiktaş’tan Göztepe’ye yeni hamle: Dennis için transfer yarışı kızışıyor
İçeriği Görüntüle

Ayrıca Gappi, İsmail Arı’nın haberleriyle ilgili herhangi bir yalanlama yapılmadığını, gazetecilik mesleğinde haberde sorun varsa tekzip yayınlanabileceğini de ifade ederek, Arı’nın haberlerinde hiçbirinin yapılmadığını belirtti. Gappi, “Bu yaşanan davalar aslında Türkiye'yi antidemokratik olarak gösteriyor” diye konuştu.

“GAZETECİLİK YAPTIĞI İÇİN TUTUKLANDI”

Avukat Murat Aydın ise Arı’nın tutuklanmasını sert sözlerle eleştirdi. Aydın, “İsmail Arı gazetecilik yaptığı için tutuklandı. Bu ülkede gazeteciliğin suç olmasını istiyorlar. İsmail Arı'nın tutuklanması bir kere daha bize hukukun araçsallaştırıldığı bir düzen içerisinde yaşadığımızı ve bu anlamda hiçbirimizin hukuk güvenliğinin olmadığını, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkımızın bulunmadığını gösterdi. İsmail Arı çıkacak, yine gerçekleri yazmaya devam edecek. Buradaki amaç gazetecilik yapmaya çalışan ortalamayı baskı altına almak, otosansürü derinleştirebilmek. Yazarken ve söylerken biraz daha tedirgin, biraz daha kaygıyla ve korkuyla konuşarak kendi kendisini insanların frenlemesini sağlamak” dedi.

Türk Ceza Kanunu’ndaki “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçunun bu olayda uygulanamayacağını savunan Aydın, söz konusu maddenin “korku ve panik yaratma saiki” şartını içerdiğini, Arı’nın haberlerinde böyle bir durumun bulunmadığını belirtti.

“GAZETECİYE MADALYA YERİNE CEZAEVİ”

Gazeteci Ender Aldanmaz da Arı’nın ortaya çıkardığı yolsuzluk iddialarının kamu adına önemli olduğunu belirtti. Aldanmaz, “Gazetecilere yönelik baskı demokrasiye de zarar veriyor. İsmail Arı’nın ‘Devletin teşekkür etmesi gerekirken, gazeteciye soru soruluyor’ cümlesi her şeyi ortaya koyuyor. Türkiye’de gazetecinin ödülü bazen cezaevi oluyor. Gazetecilerin sınavı bu” ifadelerini kullandı.

A Y4 I2172

KOOPERATİF DAVASI PERŞEMBE GÜNÜ GÖRÜLECEK

Programda İzmir gündeminin önemli başlıklarından biri olan Kooperatif Davası da ele alındı. Aydın, davada tutuklu sanık bulunmadığını, davanın normal eksikliklerin giderilmesi üzerine yürüdüğü ancak ayrı bir dosya üzerinden eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ile bazı isimlerin tutuklandığını hatırlattı.

SORUŞTURMANIN SAVICISI DA DEĞİŞTİ

Soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısının değiştirilmesinin dikkat çekici bir gelişme olduğunu belirten Aydın, “Başsavcılık dosyayı tam 2 yıldır yürüten savcıdan aldı ve başka iki savcıya verdi. Hangi saikle verdi, neden verdi bilmiyoruz. Dilerim amaçları soruşturmayı daha da uzatmak değildir. Aslında takipsizlik kararı ve tahliye kararı verilmesi gereken bir dosya. Eğer böyle bir şey yapmıyorlarsa en azından iddianame bir an önce düzenlensin. İddianame ortada yok, iddianameden öğreneceğimiz bir şey de yok. Dosyada somut bir suç unsuru bulunmuyor. Olmayan bir şeyi bulamazlar. Dava hukuki değil siyasi saiklerle yürütülüyor” dedi.

“ASLINDA KAYBEDEN HALK”

Tunç Soyer ve diğer arkadaşların gerekirse cezaevinde kalacaklarını ama daha büyük bir kaybın olacağını vurgulayan Murat Aydın, “Artık İzmir'de kentsel dönüşüm daha da zor yapılacak ve hepimiz o güvensiz evlerde kalmaya devam edeceğiz. O yüzden bu davanın asıl kaybedeni, mağdur olanı halk olmuştur. Bundan sonra kentsel dönüşümü ranta dayalı anlayışla yürümeye devam edecek. Kooperatifle, dayanışmayla bir parça bu güvensiz konutlardan kurtulma umudumuz vardı, bu umudu öldürmek için yapılmış bir süreç” dedi.

Ayrıca Aydın, bilirkişi bulunamaması durumunu, bilirkişi raporlarının kopyala-yapıştır olduğunu ve uzun tutukluluk sürelerini de eleştirdi. Aydın, 8,5 aydır tutuklu bulunan Soyer’in durumunun hukuki temelden yoksun olduğunu dile getirdi.

“SEÇİM SÜRECİNDE KULLANILACAKTIR”

Aldanmaz ise Tunç Soyer’in kaleminin çok önceden kırılmış olduğunu ifade ederek, “Dava süreci işledi, iddianamenin altının boş olduğu görüldü. Bu iddianamenin altını doldurabilmek adına bazı girişimler yapılsa da çok başarılı olunamadı. Dava hukuki süreçten öte politik olarak yorumlanıyor. Tahliye kararı çıkmadan önce yeni bir hızlıca bir iddianamenin gerçekleştirilmesi ve yeniden tutukluluk kararı verilmesi de bu durumun göstergesi. Bu durum özellikle seçim süreçlerinde de kullanılacaktır” dedi.

"ESNAFIN BAŞKANI NEDEN SUSKUN?"

Programın son bölümünde İzmir’de artan güvenlik sorunları ve taksici cinayetleri gündeme geldi. Gappi, aynı durakta yaşanan cinayetlerin kentte ciddi bir güvenlik sorunu yarattığını belirterek, “Bütün Türkiye görüntüleri gördü, Deniz Örer öldürüldü ama maalesef bir süre sonra unutuluyor. Şimdi İzmir taksici cinayetleriyle anılan bir kent olmaya da başladı. İzmir’in sokakları bir süredir aslında güvensizlik içerisinde. Gençler arasında bir umutsuzluk yaygın. Sokak çeteleri İzmir açısından ve ülke açısından milli güvenlik sorununa dönüşmüş durumda. Taksiciler Odası’ndan çağrılar var ama artık somut adımların atılması gerek. Esnaf başkanı neden suskun?” diye konuştu.

ORTAK MÜCADELE ŞART VURGUSU

Aydın ise yaşanan durumun sistematik bir sorun olduğunu söyleyerek, “Giden canlar kabul edilir değil ama bir suçu önlemenin temel mantığı var. Birincisi güvenlik önlemlerinin yeterince alınmaması. İkincisi de suç ve ceza anlayışı” dedi.

Ayrıca taksici cinayetlerinin önlenmesi için meslek odalarının, yerel yönetimlerin ve kamu kurumlarının birlikte hareket etmesi gerektiği de vurgulandı. Örnek güvenlik modellerinin hayata geçirilmesi çağrısı yapılırken, İzmir’in çeteler ve suç olaylarıyla anılmaması için kapsamlı önlemler alınması gerektiği ifade edildi.

Kaynak: Yağmur Karadağ