Geçinemiyoruz!

Geçinemiyoruz!

Devletlerin büyüklüğü vatandaşına verdiği önem ve sosyal haklar ile ölçülür, ya da toplumun bir bireyi olarak bizim en büyük temennimiz bu yöndedir. Kovid-19 salgınıyla mücadelede bir yıla yakın bir zamanı geride bıraktık. Mücadele konusu salgın hastalık olunca hastalıkla mücadelede en önde yer alanlarda sağlık çalışanlarıdır.

Salgın hastalıkla beraber dünyanın ve ülkemizin gündeminde belki de tarihinde hiç yer almadığı kadar yer alan sağlık çalışanları olarak gerek sosyal medyadan gerek görsel medyadan yıllardır görülmeyen emeklerimizi görünür kılmaya, duyulmayan seslerimizi duyurmaya çalışıyoruz, halk tarafından görülse ve duyulsa da yönetenler üzerinde etkimiz olamadı yada sesimiz ve görselliğimiz oralara ulaşıncaya kadar kayboldu.

Yalnız salgında değil her türlü olumsuzlukta toplumları ve insanlığı ilgilendiren her türlü olayda emeği olan, insanlığı var eden yaşamsal zincirin önemli bir halkası sağlık çalışanları. Ülkemizde yıllardır süregelen, uygulanan politikalar bizleri bugünlere taşıdı. Sadece pandemide değil, öncesinde de vardı sağlık emekçilerinin sorunları. İçinde bulunduğumuz zaman; sağlıkta şiddeti, uzun çalışma saatlerini, mesleki tükenmişliği, damgalanmayı daha fazla görünür kıldı ve kamuoyuna daha fazla yansıdı.

Sağlıkçılar için süreç yıldan yıla iyiye değil her anlamda kötüye giden bir seyir izliyor. Kamuda en düşük maaşla çalışan, izin ve hastalıkta ek ödemesi kesilen, bu kesintiden kurtulmak için izin kullanmaktan çekinen, aldığı maaş yetmeyince uzun saatler boyu nöbet tutmaya mecbur bırakılan kamu emekçileri oldu sağlıkçılar. Artık acıkan yerimiz de acıyan yerimiz pandemide birleşmiş oldu, üzülerek ifade etmek istiyorum ki çalışmak için yaşamak zorunda olduğumuz bir ülke olduk.

Düşünün ki; aynı işi yapan, aynı meslek grubundan sağlık emekçileri olarak aynı temel ücreti almıyoruz. Birimiz sabit 4.000 TL maaş alırken diğeri 3.000 TL maaş alıyor. Üstelik belirttiğimiz bu ücretlerde gelir vergisinin en düşük düzeyde (yüzde 15) olduğu Ocak ayının ücretleri. Yılın ilerleyen aylarında bir üst vergi dilimine girdiğimiz gerekçesiyle vergilerimiz yükseldikçe maaş ve ücretlerimiz düşüyor. Yılın son aylarında 2.700 – 2.800 TL ücret alabiliyoruz. Sağlık Bakanlığı'nda farklı istihdam biçimleri var. 6574/A, 4/B, 3+1 gibi. Bunların hepsi farklı farklı temel ücret alıyor. Bu ücretlere eklenen, genel bütçeden karşılanmayan, çalıştığınız kurum tarafından ödenen, ama emeklilik haklarına yansıtılmayan sabit ek ödeme kalemi yada diğer adıyla denge tazminatı var. Bu da 1.300 TL ile 1.700 TL arasında değişen bir rakam. Yani basında sağlıkçıların aldığı ücretler konusunda yer alan “6.000 TL’den az ücret alan sağlık çalışanı yok” cümlesi doğru değil. Yıllar içinde gelir vergisi ve enflasyon karşında eridi çalışanların ücretleri o nedenle hem asgari ücretten hem de tüm çalışanların ücretlerinde vergi dilimi sabitlenmeli, asıl işverenlere vergi muafı değil çalışana olmalı.

Sağlık çalışanları işlerini en iyi şekilde yapmaya özen gösteriyor. Yukarıda da belirttiğimiz gibi sadece pandemide birden ortaya çıkmadı sağlık çalışanlarının7/24 kreş,3600 ek gösterge, emekliliğe de yansıyan yaşanabilir temel ücret, yıpranma payı uzun süren çalışma saatleri ve benzeri sorunları. Pandemi sadece bu sorunları daha görünür kıldı.

Biz sağlık çalışanları olarak verdiğimiz emeğin karşılığında çok şey değil, insanca yaşamak istiyoruz.

YORUM EKLE

banner97

banner96