BEGÜM ÇATIK - Türkiye plastik üretiminde Avrupa’nın ikinci, dünyanın ise altıncı büyük ülkesi konumunda. Ancak sektör temsilcilerine göre bu üretim gücü, ekonomik kazanca aynı ölçüde yansımıyor. Ege Plastik Sanayicileri Derneği (EGEPLASDER) Şener Gençer, hammadde bağımlılığı, küresel dalgalanmalar ve yapısal planlama eksikliği nedeniyle sektörün kırılgan bir yapıya sürüklendiğine dikkat çekti.

YouTube’da yayın yapan 9 Eylül TV’nin Yazı İşleri programına konuk olan Ege Plastik Sanayicileri Derneği Başkanı Şener Gençer, 9 Eylül Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Serdar Yılmaz ile ekonomi yazarları Serkan Aksüyek ve Tolga Albay’ın sorularını yanıtladı.

Tarım için tehlike çanları: 2025 yılında yüzde 8,8’lik küçülme
Tarım için tehlike çanları: 2025 yılında yüzde 8,8’lik küçülme
İçeriği Görüntüle

A Y4 I3522

Petrol ürünlerinden plastik üretiminin Türkiye’de üst düzeye ulaştığını aktaran Gençer, Petkim'in, petrokimya üretim tonajını artıramadığı için iç piyasa ihtiyacının yalnızca yüzde 7'sini karşılayabildiğine işaret etti, büyüyen bu sanayinin hammadde ihtiyacında dışa bağımlı kaldığını ve küresel gelişmelerden direkt etkilendiğini aktardı. Orta doğuda başlayan savaşla birlikte ham madde derdine düştüklerini belirten Gençer “Petrol fiyatları ve petrokimya ürünlerinin fiyatları anormal derecede yükseldi. Dolar bazında şu anda %60 ila %80 arasında artmış fiyata ham madde alıyoruz. Petkim küçük bir üretim de yapsa fahiş fiyatı frenliyor,sınırlı üretimiyle Türk plastik sanayisini korumaya çalışıyor. Türkiye üretim üssü bir ülke, yarı mamul mal alıp mamul mal haline getiriyoruz. İşçilik yapıyoruz, ham maddeyi kendimiz üretmediğimiz için karlılığımız da çok düşük kalıyor, kazanan biz olmuyoruz” görüşünü paylaştı.

YÜZDE 30 ZAM

Sektörün bu sürece hazırlıksız yakalandığını belirten Gençer, stok yönetimindeki kırılganlığa dikkat çekti, “Sıfıra yakın stokla yakalandık. Bu da maliyet şokunu doğrudan üreticiye yansıttı” dedi. Artan maliyetlerin üreticiyi zorladığını ve verilen fiyatlarla üretim yapmanın imkânsız hale geldiğini belirten Gençer, “150 tonluk bir ihaleye giriyorsunuz, fiyat veriyorsunuz. Ama ham madde fiyatı öyle bir artıyor ki o fiyatla üretim yapmanız mümkün değil. Üretirseniz zarar edersiniz. Yani sanayici verdiği fiyatla batma riskiyle karşı karşıya kalıyor” örneğiyle içinde bulundukları durumu anlattı.

Plastik ürünlerin otomotivden gıda paketlemelerine birçok sektörde önemli yeri bulunduğunu aktaran Şener, hammadde sıkıntısının ve maliyet artışının kısa sürede piyasaya zam olarak yansıyacağını belirtti, “Bir paket makarna, afaki söylüyorum, 30 lira, bir bakacağız iki hafta sonra 40 lira olmuş. Bunun ailelerin ya da kullanan lokantaların, restoranların, yemekhanelerin faturasına, bilançosuna etkisini düşünsenize. İlk etapta yüzde 30’lara varan bir fiyat artışından söz edebiliriz” açıklamasında bulundu.

Savaşın petrol ve petrokimya üretim tesislerine de zarar verdiğini, toparlanmasının yıllar süreceğini aktaran Gençer, plastik ürün kullanımından vazgeçmenin mümkün olmadığını, daha önceki yıllardaki gibi sanayicinin, vatandaşın omuzlarında bu yükle yola devam etmek durumunda olduklarını belirtti.

A Y4 I3535

ÜRETMEDEN TOPARLANAMAYIZ

Sektörde yaşanan sorunların yalnızca küresel gelişmelerle sınırlı olmadığını, iç yapıda da ciddi eksiklikler bulunduğunu dile getiren Gençer, planlama eksikliğini eleştirdi. Üretim yerine finansal kazanç arayışının öne çıkmasının da sanayiyi zayıflattığına da değinen Gençer, ““Üretimimiz düşüyor, sanayimiz kan kaybediyor. Bunu toparlamak müteşebbislerle olur. İnsanlar, kolay para kazanmaya itildi, parayı mevduata yatırıyor, altın alıyor, gümüş alıyor. Üretmeden toparlanmak mümkün değil” görüşünü paylaştı. Avrupa Birliği ile Hindistan’ın ticaret anlaşmasının Türkiye’yi çok etkileyeceği uyarısında bulunan Gençer, “Bizim en büyük rakibimiz şu anda Hindistan. Bunları nasıl aşacağız? Ekonomi çok sertleşiyor. Ayakta durmak çok zorlaşıyor. Mücadelemize devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Whatsapp Image 2026 03 31 At 09.06.45 (1)

5 PETKİM DAHA OLMALI

Küresel rekabetin giderek sertleştiğini belirten Gençer, özellikle Avrupa Birliği ile Hindistan arasında gelişen ticaret ilişkilerinin Türkiye açısından risk oluşturduğunu belirterek, gün geçtikçe ekonominin sertleştiğini, ayakta durmanın zorlaştığını vurguladı. Çözümün uzun vadeli, planlı ve büyük ölçekli yatırımlardan geçtiğini ifade eden Gençer, şöyle devam etti:

“Pratik zekamız var, günü kurtarıyoruz. Hesaplı, kitaplı bir düzene geçmemiz lazım. Milyonlarca ton plastik kullanıyoruz ama bunun ham maddesini üretmiyoruz. Üretmemiz lazım. Bir petrokimya tesisi senelerce süren, milyarlarca lira tutan yatırım. Devlet babalığını yapacak ‘Gelin siz de elinizi taşın altına kurun, koyun’ diyecek. O zaman 10 bin - 20 bin müteşebbis adım atacak, devlet de ‘Arkasındayım’ deyip dünyadaki finansmancılar getirip size para verecekler. Türkiye'de, 5 tane daha Petkim olmalı... şemsiye görevi görüyor. Biz büyük Petkim istiyoruz” görüşlerini paylaştı.

Ekonomideki belirsizliklerin sanayiciyi günlük hesap yapmaya zorladığını da sözlerine ekleyen Gençer, üretimden çok ayakta kalma mücadelesi verildiğini söyledi, “Eskiden yıl sonunda bakardık ne kazandık diye. Şimdi her ay hesap yapıyoruz. Açık verdik mi, başa baş mıyız diye sürekli tablo çıkarıyoruz. Sanayici artık üretimden çok ayakta kalma mücadelesi veriyor” dedi.

A Y4 I3530

ÇÖP DEĞİL SERVET

EGEPLASDER Başkanı Şener Gençer, Türkiye’de hızla büyüyen geri dönüşüm sektörü, büyük bir ekonomik potansiyele rağmen sistemsizlik ve yetersiz altyapı nedeniyle değer üretemediğini, çöpe giden atıkların doğru yönetilmesi halinde milyarlarca dolarlık bir kaynağa dönüşebileceğini söyledi.

“Biz çöp topluyoruz, Avrupa atık topluyor” İfadesini kullanan Gençer sorunun atığın kaynağında kaybedilmesinden kaynaklandığını belirterek “Mutfaktan çıkan sebze, meyve, yemek atıklarıyla, cam şişeyi, teneke kutuyu, plastiği, kağıdı hepsini bir torbaya dolduruyoruz. Bu atık değil çöp oluyor. Oysa çöpe attığımız her şey aslında yeniden kullanılabilecek ham madde ve siz onu ekonomiye kazandıramıyorsunuz” dedi.

Türkiye'de tüketilen plastiğin %20'sini geri dönüştürüldüğünü aktaran Gençer, “Geri dönüşüm Petkim gibi bir hazine. Türkiye’deki geri dönüşümü %20'lerden %90'lara çıkmasıyla yeni Petkimler kazanmış oluruz. Bu konuda eğitimin önemli. Atıklar konusunda belediyelerle Çevre Bakanlığı'nın, Milli Eğitim Bakanlığı'nın, Sanayi Bakanlığı'nın birlikte çalışmalı, kreş, anaokulu ve ilkokul düzeyinde eğitimlere bir an önce başlanmalı. Çocuklarımız nasıl tuvaleti, çeşmeyi öğreniyorsa, coğrafyayı, tarihi öğreniyorsa bu da hayatın gerçeği, oradan başlamalıyız” diye konuştu.

A Y4 I3540

DEPOZİTO MAKİNELERİ KONSUN

Gençer şöyle devam etti: Daha önce depozito makinaları marketlerin önüne ve şehrin belli yerlerine yerleştirilecek dendi. İzmir’de gıda ve plastik fuarı düzenlendi, 7-8 tane Türk firması depozito makinelerini üretmiş! Bir sene sonra konacaktı, 5 sene oldu konmadı. O depozitoyu biz pet şişeyi götürüp makineye atacağız, kartımıza para olarak yükleme yapacak. Avrupa'da çok yaygın bir kullanım, süpermarketlerde yapılıyor bunlar... Çevre Bakanlığı, Sanayi Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı hepsi, Büyükşehir Belediyesi, lütfen milyar doları çöpe atıyoruz. Bizim paraya ihtiyacımız var.

Kısıkköy'de 100 tane geri dönüşüm tesisinin bulunduğunu, bunların bir araya gelerek yüksek standartlı tesisler kurabileceğini söyleyen Gençer, “Neden bugüne kadar bununla ilgili planlama yapılmadı? Avrupa şimdi diyor ki; En parlak, en cam gibi olan atıkları ben artık kendim işleyeceğim. Katma değeri düşük olanları sana vereyi. Ama o da çöp değil, atık. Adamlar her şeylerini değerlendiriyorlar” ifadesini kullandı.

A Y4 I3554

GERİ DÖNÜŞÜM OSB

Avrupa’da gıdanın konulacağı ambalajın orijinal ham maddeden yapılması, bunun dışındakilerde ise geri dönüşüm ürününün bulunması şartlarının geldiğini aktaran Gençer, İzmir Kısıkköy'deki 100’e yakın geri dönüşümcünün bulunduğunu, bunların bir araya gelerek 10 tane düzgün, kaliteli tesis kurması durumunda önemli bir pazar sağlayacaklarını anlattı.

Geri Dönüşüm Organize Sanayi Bölgesi kurulmasıyla girişimlerden bahseden Gençer, yer sıkıntısı bulunduğunu ifade ederek, “Biz Plastik İhtisas Geri Dönüşüm Organize istiyoruz. Yani o organizede sırf plastikçiler olmalı. Orada atıkların, her türlü tekrar atıklardan da çıkacak olan, yakılacak çimento fabrikalarına gidip yakılacak düzeye gelmiş, kalitesiz ya da bir şekilde halledilmesi, doğaya karışmaması gereken maddelerin orada hallolmasını istiyoruz. Mevcut sanayilerde mal üretiliyor, yanında geri dönüştürülecek atıkları dağlar gibi yığmanız, kimyasal işlem yapmanız sıkıntı oluşturuyor. İzmir'imize kazandıracak bir şey. Araştırıyoruz” açıklamasında bulundu.

A Y4 I3546

TEK KULLANIMLIK PLASTİKLER

Tek kullanımlık plastiklerin kullanımının yasaklanmasına ilişkin düzenlemelere değinen Şener Gençer, sektör üreticilerinin dahil edilmeden atılacak adımların doğru olmadığını vurguladı. Bu alanda milyarlarca liralık yatırımın bulunduğunu aktaran Gençer, şunları söyledi:

“Avrupa da buna yönelik yönetmeliğini çıkardı; Nasıl geri dönüşür, nereye atılır, ne yapılır? Sokağa atarsanız kaç Euro ceza yazarım... Türkiye çapında tek kullanımlık malzemelere milyar dolar yatırıldı. Yasaklamak en kolayı, çok incelenmesi gereken bir konu. Her şey plastik bardak oldu, üzerine kapağı oldu, her şey plastik. Vazgeçebilir miyiz bunlardan? Plastiği yasaklayalım, kağıt yapalım. Kağıdın atığını ne yapacak vatandaş? Burada yasaklamak yerine eğitimin öne çıkması gerekiyor. Ödül ve cezanın uygulanması gerekiyor. 4 yaşından itibaren çocukları eğitelim, çöpler ayrıştırılsın, vatandaşa eğitelim, ceza keselim, ayrıştırmayı öğretelim, tekrar ekonomiye kazanılsın. Çöp varillerine karıştırıp attığımız şey büyük bir değer aslında. Denizdeki plastik atığı görüp plastiğe karşı bir tepki göstermek başka bir şey, onu oraya atan vatandaşı eleştirmek, eğitmek, ödül ceza sisteminin getirmek asıl atılması gereken adım bu bence.”

Muhabir: BEGÜM ÇATIK