Dünya liderleri ve itibar yönetimi

Geçen haftaki Amerika ve İran gerginliği, yaşadığımız coğrafyayı neredeyse, savaşın eşiğine getirdi. Trump dahil tüm liderler, hayatımızı twitter üzerinden şekillendirilen bir kabusa çevirmekte pek bir mahirler! Halbuki yaşadığımız çağda insanlığın kabuslara değil ilham alacağı esin perilerine dönüşmüş liderlere ihtiyacı var. Yaşamımızı daha değerli kılacak, streslerden ziyade güzelliklere ulaştıracak liderliğe.. Spektrumun bir tarafında Trump’ı diğerinde ise Finlandiya’nın yeni Başbakanı Sanna Marin'i görünce aklıma kişi ve ülkelerin itibar yönetimi geliyor.

İtibar saygı, değer ve güvenilirlik sözcüklerini ifade eder dersek sanırım yanılmayız. Bunlara kişisel anlamda prestij, şöhret ve onuru da kişisel anlamda eklemek gerek. Eskiler, sıklıkla ‘onurum ile yaşarım’ ya da ‘itibarım yoksa herşey boş’ anlamında cümleleri sıklıkla kurarlardı. Bireysel boyutta bir duygu ya da algı seviyesine indirilebilen itibar, şirket ve kuruluş modelinde komplilke ve yönetiminin profesyonelce yapılması gerekliliğini görürüz. Bu aşamada, şirket ya da kuruluşların kuruluş felsefesi ile kültür ve değerleri, itibar için en önemli referanslar haline gelir. Bu referanslar da ele alınan kuruluşun etik ve deontolojik yaklaşımı, şeffaf yönetişimi, hizmet ettiği kitleye hesap verebilirliği ve sosyal sorumluluk politikaları bağlamında itibar çıtasını yükseklere ivmelendirir.

Sosyal sorumluluk deyince de küresel perspektifle, hangi sektörde olunursa olsun, bulaşıcı hastalıkların yok edilmesinden dünyadaki yoksullukla mücadeleye, küresel iklim değişikliklerini sınırlama kapsamında gezegenin sürdürülebilirliğinden global insani gelişim eylem planlarına kadar bir çok aktivite için insiyatif almayı zorunlu kılar. Halihazırda, bir kuruluş, bu vizyona sahip değilse, hammadde üretim zincirinde söz sahibi olamadığında son ürünün pazarlanacağı hedef tüketiciye sahip olması da düşünülemez.

Kişilik ya da kurumsal anlamda, marka değerimizin korunması, marka imajı algımızın arttırılması ve var olan marka güvenilirliğinin sürdürülebilirliği somut aksiyonları gerekli kılmakta. Şirketlerin çoğu bu konuyu halkla ilişkiler bölümlerine paslamışlarsa da dünyadaki saygın kuruluşların itibar yönetimine dair profesyonel danışmanları ve hizmet alımları olduğunu görmekteyiz. Bunun nedeni itibarın korunması ve sürdürülebilirliğinin psikoloji, sosyoloji, yönetim bilimleri, politika ve ekonomi gibi multi disipliner bir yaklaşımı zorunlu kılmasıdır. İtibarın oluşturulma süreci sonrasında elde edilen bu değerin korunması, komplike ve rafine bir strateji paralelinde çalışılmasını gerektirir. İtibarlı bir kuruluş ise gerek iş sonuçları gerekse finansiel değerleri ile müşterilerinde oluşturacağı sadakat ve kar realizasyonları bağlamında pozitif fark yaratır.

İtibar yönetimi için çalışanlarına yatırım yapmaktan, aidiyet ruhunu oluşturmaya, şeffaf yönetişimden kamu yararı inisiyatif politikalarına, yenilikçi teknoloji kullanımından etkili digital platform uygulamalarına, sosyal sorumluluk projelerinden küresel insiyatiflere yapılacak bir çok konu başlığı bulunmakta.

Sonuç olarak, gerek kişisel gerekse kurumsal boyutlarda itibar en önemli değerlerimizden birisidir. Yaratılması kadar korunması, geliştirilmesi ve yönetişimi de tüm kişiler ve kurumlar için elzemdir.

YORUM EKLE