İnsan hayatı gerçekten çok garip.

İşin gerçeği hiç uzun vadeli planlar yapmamakta yarar var.

Neden mi? Her hafta buluştuğumuz ve gündemdeki bir konu hakkında yorumlar yaptığım bu köşeye ne yazık ki, aile içi bir sağlık sorunu nedeniyle 2 hafta ara vermek zorunda kaldım.

Oysa ki, bu iki hafta gündem öyle yoğundu ki.

Neyse şahsi problemlerimiz şimdilik yoluna girdi ve yeniden gündeme dönebiliriz.

Sezon başlarken kimin aklına gelirdi, Türk futbolunun bugün böylesine ağır bir travma yaşayacağı.

Kimse beklemiyordu çünkü son yıllarda gördüklerimiz, yaşadıklarımız sürekli cezasız kaldığı için, herkeste, “Amaaan böyle gelmiş böyle gider” duygusu hakimdi.

Fakat birden kimsenin beklemediği anda bir düğmeye basıldı.

Yasal bahis platformlarında hesabı olan 152 hakem PFDK’ya sevk edildi.

Bunlar 8 ile 12 ay arasında cezalara çarptırıldı.

Artık ok yaydan çıkmıştı.

Bu defa 1024 futbolcunun adresi PFDK’ydı ve gerekçe bahis oynamalarıydı.

Sene biterken, soruşturmalardan nasibini alan 42 temsilci ve 30 gözlemci de yine ‘bahis’ oynadıkları gerekçesiyle PFDK’nın yolunu tuttu.

Artık hiçbir şey eskisi gibi değildi futbolumuzda.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın TFF ile birlikte yaptığı ortak çalışmanın neticesi, yasadışı bahis, şike ve yasadışı bahisten kaynaklanan paraların aklanması sebebiyle aralarında başkan, yönetici ve futbolcuların da bulunduğu futbol ailesinden çok sayıda kişi mahkemeye çıkarken, bunlardan bir kısmı da tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Süreç devam ederken ne gariptir baştan PFDK’ya sevkedilip ceza alanlardan bir kısmı cezalarını tamamlayıp geri dönmeye başladı.

Gerek TFF’nin, gerekse yargının çalışmaları henüz tamamlanmış görünmüyor.

Yakında sahnede farklı kesimlerden insanları görmemiz de hiç şaşırtıcı olmayacaktır.

Üstelik daha bu işin teknik direktör ve menajer ayakları var ki, onlar da ortaya çıkınca çarşı iyice karışacak…

Dedim ya süreç belli ki bitmedi ama futbolda hayat nasıl oluyorsa devam ediyor.

Bütün takımlar, hakemler ve diğer paydaşlar liglerin ikinci yarısına hazırlanırken, Süper Lig’de Süper Kupa heyecanına da start verildi bile.

O zaman soruyorum; Türk Futbolunda bugün yaşananlar hayatın olağan akışına ne kadar uygun.

‘Teşbihte hata olmaz’ diye güzel bir sözümüz var;

Örneğin: bir kazan çorba yapıyoruz ve çorba ocakta kaynarken bir bakıyoruz ki, içine 8-10 tane sinek düşmüş. Ne yapacağız kepçeyle o sinekleri alıp kalanını afiyetle yiyecek miyiz?

Yine meşhur bir sözümüzü daha var; ‘şüyuu vukuundan beter’ diye.

Şimdi bütün bu operasyonlar yapılırken ve söylentiler alıp başını gitmişken, bir yandan da herkes ikinci devreyi bekliyor.

Oysa olay öyle bir hal aldı ki, halen çalışmakta olan yargı mekanizmasının yarın öbür gün vereceği kararlar, geçmişte yaşanan şampiyonlukları, küme düşmeleri, çıkmaları tartışmalı hale getirebilir.

İşte tam da bu noktada bugün hiçbir şey yokmuş gibi ligleri sürdürmek sadece bana mı garip geliyor, merak ediyorum.