Başkan Ünsal SDT için yetki isteyecek
Başkan Ünsal SDT için yetki isteyecek
İçeriği Görüntüle

Türkiye'nin enerji ve maden üretim merkezlerinden biri olan Beypazarı'nda filizlenen emek mücadelesi, başkentin göbeğindeki idari binaların önüne kadar taşınarak büyük bir hak arama direnişine dönüştü. Yerin metrelerce altında, en zorlu çalışma koşullarında alın teri döken ancak emeklerinin karşılığını aylardır alamayan işçiler, seslerini sağırlaşan kulaklara duyurabilmek adına yollara düştü. Siyasi ve ekonomik elitlerin koruması altında büyüyen sermaye gruplarının, iş hukuku kurallarını ve insani çalışma esaslarını hiçe sayan uygulamaları karşısında maden işçileri adeta bir varoluş mücadelesi veriyor. Hak arama kanallarının idari barikatlarla tıkanmaya çalışıldığı bu süreçte, madencilerin başlattığı onurlu yürüyüş sadece kendi maaşlarını kurtarma çabası değil, aynı zamanda ülkedeki tüm ezilen kesimlerin ortak çığlığı haline geldi. Ankara'da yankılanan bu çığlık, muhalefetin farklı renklerini de aynı meydanda, emeğin safında birleştiren tarihi bir platform oluşturdu.

Üç bakan kefil oldu ancak verilen sözler tutulmadı

Holding binası önünde toplanan kalabalığa hitap eden ve işçilerin kararlı duruşunu selamlayan CHP lideri Özgür Özel, hükümet ve şirket yetkililerinin takındığı uzlaşmaz tavrı sert sözlerle eleştirdi. Hakları gasp edilen işçilerin Soma'dan bu yana örgütlü bir güç olarak yürüttüğü eylemsellik sürecini yakından takip ettiklerini belirten Özel, kamu gücünü elinde bulunduranların verdikleri yasal sözlerin arkasında durmadığını ifade etti. Şirketin devletten devasa teşvikler ve krediler almasına rağmen işçinin hak ettiği parayı zimmetine geçirdiğini iddia eden Özel, madencilerin nisan ayının ikinci yarısında yalınayak başkente yürüdüklerini hatırlattı.

Meclis koridorlarında ve parklarda sabahlayan işçilere 28 Nisan günü bizzat devlet kademeleri tarafından garanti verildiğini aktaran Özel, süreci şu sözlerle özetledi: "Ankara’da parklarda yattılar, sabahladılar. 28 Nisan günü bu arkadaşlarımıza devlet söz verdi. Üç bakan kefil oldu. Dediler ki ‘Gidin, 15 Mayıs günü bütün alacaklarınız yatacak. Biz kefiliz.’ Şimdi haziran ayındayız. 15 Mayıs’ın üzerinden neredeyse üç hafta geçti, yatan bir para yok."

Madenciler paralarını kamuoyu desteğiyle alacak

Meydandaki kararlı kalabalığın iradesini kırmak adına eylem günü bazı medya organlarında yalan haberlerin dolaşıma sokulduğunu ifade eden CHP Genel Başkanı, bu tür dezenformasyon hamlelerinin direnişi zayıflatamayacağını kaydetti. Alanlara gelmeden önce sendika yöneticileriyle doğrudan iletişim kurduğunu belirten Özel, işçilerin hesaplarına tek bir kuruş dahi yatırılmadığını bizzat teyit ettiğini söyledi. İktidarın kitle iletişim araçları üzerinden halka sunduğu pembe tabloların gerçeği yansıtmadığını dile getiren Özel, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 1 Mayıs konuşmasında sarf ettiği "Madencilerin paralarını ödedik" ifadelerinin koca bir yalandan ibaret olduğunu savundu.

Şu an itibarıyla 105 maden işçisinin kolluk kuvvetlerinin ablukası altında tutulduğunu, 36 işçinin ise holding kapısı önünde bekleyişini sürdürdüğünü kaydeden Özel, "Doruk Madencilik işçileri bu parayı kamuoyu desteğiyle alacak" diyerek toplumsal dayanışma çağrısını yineledi. Son kuruş ödenene kadar meydanda nöbette olacaklarını duyuran ana muhalefet lideri, halkın vereceği yürekli desteğin bu haksızlığı bitirebilecek tek anahtar olduğunu sözlerine ekledi.

Siyasete yapılan müdahaleler yoksulluğu gizleme çabasıdır

Direniş çadırının kurulduğu alanda söz alan ve işçilerin haklı taleplerine destek veren bir diğer isim ise Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ oldu. Ülkedeki adalet mekanizmalarının ve siyasi dengelerin altüst edildiği bir dönemde işçi sınıfının maruz kaldığı sömürünün tesadüf olmadığını belirten Özdağ, yargı ve siyaset dünyasında yaşanan anti-demokratik gelişmelerin ekonomik krizle doğrudan bağlantılı olduğunu iddia etti. Muhalefet partilerinin ve kitle örgütlerinin yapısal sorunlarla boğuşmaya zorlanarak halkın gerçek gündeminden uzaklaştırılmak istendiğini savunan Özdağ, sistemin işleyişine yönelik şu sert eleştirileri getirdi: "Mutlak yoksulluğun, mutlak hukuksuzluğun nasıl devam ettiğini görüyoruz. Esasen siyasete yapılan anti-demokratik müdahalelerin temelinde, yaşanan mutlak yoksulluğu, mutlak adaletsizliği iktidarın unutturma çabaları büyük rol oynamaktadır. Muhalefeti çalışamaz hale getirerek Türk halkının, sömürülen, ezilen Türk halkının haklarını savunamaz hale getirmeye çalışıyorlar." İktidarın bu baskı ve unutturma politikalarında asla başarılı olamayacağını belirten Özdağ, Türk işçisinin ve üreticisinin hakkını her platformda savunmaya kararlılıkla devam edeceklerini vurguladı.

Holding zincirindeki hak ihlalleri Türkiye genelinde yaşanıyor

Eyleme katılarak maden işçilerinin sesi olan parlamento temsilcileri, yaşanan ekonomik krizin ve hak gasplarının sadece tek bir maden ocağıyla sınırlı kalmadığını, sistemsel bir holding politikasının ürünü olduğunu yerinde tespit ettiler. Siyasi partilerin dayanışma mesajlarının ardından söz alan İYİ Parti Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu, holding çatısı altında faaliyet gösteren diğer işletmelerdeki çalışma koşullarına ve benzer mağduriyetlere dikkat çekti. İşçilerin sadece Beypazarı’ndaki madende değil, bu sermaye grubuna bağlı olan ülkenin dört bir yanındaki fabrikalarda ve şantiyelerde de benzer sömürü çarklarıyla karşı karşıya kaldığını ifade eden Türkoğlu, "Mesele sadece Beypazarı değil. Bu holdinge bağlı Türkiye'nin her yerinde aynı sorunlar var. Ödenmeyen maaşlar ve haklar var" diyerek denetimsizlik ve kayırmacılık ağının ulaştığı vahim boyutları gözler önüne serdi. Siyasi parti temsilcileri, emekçilerin biriken tüm maaş, kıdem tazminatı ve sosyal hakları resmi olarak banka hesaplarına geçene kadar parlamento içinde ve dışında baskı unsuru olmaya devam edeceklerini ortak bir deklarasyonla ilan etti.

Kaynak: HABER MERKEZİ