Uslu: Uluslararası kuruluşlar sığınmacılar konusunda iki yüzlü

Türkiye, bölgede yaşanan çatışmalar, insani krizler nedeni ile son yıllarda milyonlarca sığınmacıyı kendi topraklarında ağırlıyor.

Uslu: Uluslararası kuruluşlar sığınmacılar konusunda iki yüzlü

Hazırlayan/ Türkan KOÇ

Türkiye’deki sığınmacıların büyük bir bölümünü de Suriye’deki iç savaştan kaçanlar oluşturuyor. Son açıklanan rakamlara göre Türkiye’deki Suriyeliler’in sayısı 3 milyon 691 bin.

İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu bünyesinde çalışmalarına devam eden Göç ve Uyum Alt Komisyonu Başkanı Adalet ve Kalkınma Partisi Antalya Milletvekili Atay Uslu, Türkiye’de bulunan sığınmacılar ve göçmenlerin son durumları ve Türkiye’nin bu konuda yaptığı çalışmaları değerlendirdi.

Türkiye’nin sığınmacılar konusunda dünyaya örnek bir model ortaya koyduğunu belirten Uslu, uluslararası kuruluşların sığınmacılar konusunda ikiyüzlü politika yürüttüklerini savundu.

En büyük göç dalgası

Düzensiz göçün bugün dünyanın karşı karşıya kaldığı en önemli problemlerden biri olduğunu söyleyen Uslu, Suriye kaynaklı göç hareketinin İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra yaşanan en büyük göç dalgası olduğunu belirtti.

Dünyada üç büyük kırılma noktasında göçlerin olduğunun altını çizen Göç ve Uyum Alt Komisyonu Başkanı Uslu, şunları söyledi:

“Dünyada şu anda üç büyük kırılma noktasında hedef ülkelere doğru göçler var. Üç büyük kırılma noktası neresi? Bir tanesi Afganistan coğrafyası. Bu coğrafyadan on milyonlarca insan önce Pakistan’a oradan İran’a ve oradan da Türkiye üzerinden Avrupa’ya geçme konusunda hareket halinde. İkinci kırılma noktası Orta Afrika. Sebebi ise Orta Afrika’daki karışıklıklar. Üçüncü kırılma noktası ise Suriye’dir. Yaklaşık 8-9 yıl önce bir iç savaş ortaya çıktı. Rejimin kendi insanları üzerinde bir baskısı oluştu. Bundan olayı bir göç hareketi meydana geldi. Bu göç hareketi belki İkinci Dünya Savaşı’ndan sonraki en büyük göç hareketidir. Yaklaşık olarak 7 milyon Suriyeli kendi ülkesini terk etmek zorunda kaldı. Ayrıca 5 milyon Suriyeli de Suriye içinde yer değiştirdi. Yani 12 milyon Suriyeli yer değiştirdi. Bu da ister istemez göçü dünyanın en önemli gündemi haline getirdi.”

Göç doğru yönetilmeli

Göçlerin doğru yönetilebilmesinin kültürel zenginliğe önemli katkılar sağlayabileceğini dile getiren Uslu, bundan 25 yıl önce dünyada en çok göç alan coğrafyalardan birisinin Suriye olduğunun altını çizerek, “Suriye’de milyonlarca insan vardı. Suriye sığınmacıları kabul eden bir ülke konumundaydı. Göç aslında yönetildiği zaman doğru bir olgudur’ dedi.

Göç ve Uyum Alt Komisyonu’nun çalışmalarının Suriyeli sığınmacılarla sınırlı olmadığını dile getiren Uslu, “Göç olgusunun geniş bir yelpazede ele alındığını” dile getirdi.

Geçen dönem tüm siyasi partilerin ortak kararı ile Göç ve Uyum Alt Komisyonu’nun kurulduğuna değinen Uslu, “Türkiye’deki her türlü göçe; düzenli-düzensiz göçe, ikamet izni ile gelenlere, sığınma amacı ile gelenlere, öğrenci olarak gelenlere yönelik çalışmalar yapıyoruz. Antalya ve Ege’ye, güneşe doğru göç var. Avrupa’daki birçok insan hayatının bir kısmını Akdeniz kıyılarımızda geçirmek istiyor. Bu da bir göç. Bunların tamamında komisyonumuz çalışma yapıyor” diye konuştu.

“400 bin sığınmacı başvurusu var”

Türkiye’de 3.6 milyon Suriyeli’nin bulunduğuna değinen Uslu, “Yaklaşık 400 bin başka ülkelerden koruma arayan, sığınmacı, mülteci olmak isteyen başvuranlar var. Bir de 1 milyon ikamet izni ile yaşayan göçmen var. Bu 1 milyon kişinin sağlık sigortaları kendileri tarafından karşılanıyor. Bunlar ekonomik durumu iyi olan insanlar” dedi.

Türkiye’deki sığınmacıların uyumu konusunda önemli çalışmalar yapıldığına dikkat çeken Uslu, şöyle devam etti:

“Bugün ortaya koyduğumuz model tüm dünyaya örnek olabilecek bir uyum modelidir. Bakın Avrupa’ya 50-100-300 tane sığınmacı gitti diye toplumsal kargaşalar ortaya çıkıyor. Toplumsal tepkiler ortaya oluyor. Irkçılık, göçmen düşmanlığı ortaya çıkıyor. Oysa Türkiye’de böyle büyük bir olay yok. Türk toplumunun uyum refleksi çok yüksek.”

Uyum konusunda yapılan çalışmalara örnek veren Atay Uslu, şunları vurguladı:

“Devletimiz Suriyeli çocukların eğitimi konusunda ciddi çalışmalar yaptı. Eğitim erişimine yönelik ciddi çalışmalar var. Eğitim uyum da çok önemlidir. Bugün Türkiye’de 1 milyon Suriyeli’nin 750 bini eğitime erişebiliyor. 250 bininin de eğitime erişebilmesi için çalışmalar yapılıyor. Türkiye’de her yıl yaklaşık 70 bin Suriyeli bebek doğuyor. Bu bebeklerin annelerine bebek konusunda eğitim verilirken, bu bebekler de kayıt altına alınıyor. Aşılarının yapılması önemli bir konudur. Türkiye bu konuda üzerine düşen görevi sonuna kadar yapıyor.”

Vatandaşlığa geçenler nitelikli kişiler

Nitelikli sığınmacıların Türkiye’ye birçok anlamda katkı sağladığına değinen Uslu, bugüne kadar Türkiye’ye sığınanların arasında nitelikli kişilerin de olduğunu söyledi.

“Nitelikli sığınmacıların içinde potansiyel sahibi insanlar var” diyen Uslu, “Ekonomik potansiyeli olan var. Entelektüel potansiyeli olanlar var. Ayrıca akademik potansiyele sahip olanlar mevcut. Biz bunların başka ülkelerin vatandaşı olmasını engellemek için vatandaşlık süreçlerini çalıştırıyoruz. İçişleri Bakanlığımız bu kişilerle istisnai vatandaşlık sürelerini çalıştırıyor. Bugüne kadar 100 bin Suriyeli Türk vatandaşlığını kazandı. Bunların içinde doktorlar, mühendisler, bilim adamları ve iş adamları da bulunuyor” diye konuştu.

400 bin Suriyeli döndü

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Suriye’ye yönelik operasyonları neticesinde terör unsurundan temizlenen bölgelere gönüllü geri dönüşlerin yaşandığına da dikkat çeken Atay Uslu, “Zeytin Dalı, Fırat Kalkanı harekatları bundan önce yapıldı. Bu operasyon yapılan ve terör örgütlerinden temizlenen alanlara şu ana kadar 400 bin Suriyeli döndü. Çünkü o bölgelere huzur geldi. O bölgelere güvenlik geldi. Türkiye oradaki insanların altyapısına yardım etti. Kendi şehirlerine geri döndüler. Geri dönüş süreçleri o bölgede devam ediyor” dedi.

AB ikiyüzlü davranıyor

Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler’in verdiği sözleri tutma konusunda ikiyüzlü davrandığını öne süren Uslu, şöyle devam etti:

“Öncelikle 1951 yılında Birleşmiş Milletler’in kendi aralarında imzaladıkları bir mülteci sözleşmesi var. Sözleşme diyor ki; İnsanlar, sığınmacılar kapıdan girmek istedikleri anda kapılar açılır. Çünkü onlar savaştan, baskıdan kaçmışlardır. Avrupa bu imzaladığı sözleşmeye uymuyor. Avrupa kapılarını kapatıyor. Uluslararası kuruluşlar, NATO, BM, BM Mülteciler Yüksek Komiserliği kaç sığınmacı öldü diye sayan istatistik kuruluşlar haline geldi. Sığınmacılara yardım etmiyorlar. Oysa onların görevi istatistik tutmak değil, bu mültecilere, sığınmacılara yardım etmektir. Onların görevi bu insanlık dramını bitirmektir. NATO gemileri insanlar Akdeniz’den Avrupa’ya geçmesin diye nöbet tutuyor. NATO gemilerinin Suriye’de insanların üzerine bomba atılmasın diye nöbet tutması gerekiyor.”

Avrupa Birliği’nin 18 Mart’ta Türkiye’ye bir taahhütte bulunduğunu anlatan Uslu, “AB, 3 milyar artı 3 milyar Avro yani 6 milyar Avro sözünü vereli 3 yıl oldu. Üzerinden neredeyse 18 ay geçti. Bu paranın ancak 2.7 milyar avrosu geldi. Gelen bu paralar hükümete değil insani yardım kuruluşlarına aktarılıyor ve bu paralar yine Suriyeliler için kullanılıyor. Suriyeli çocuklar okula gitsin diye kullanıyoruz. Sağlık hizmetleri için kullanıyoruz” dedi.

Yeni düzenlemeler

Komisyon Başkanı Uslu, Meclis Genel Kurulu’nda geçtiğimiz günlerde kabul edilen İçişleri Bakanlığı’na ilişkin düzenlemeler içeren kanunla mülteciler konusunda da bazı düzenlemelerin hayata geçirildiğini hatırlattı. Uslu, Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun bazı maddelerinin değiştirildiğini söyledi.

Düzensiz göçmenler konusunda değişiklik yapıldığının da altını çizen Uslu, “Türkiye düzensiz göç ile mücadele eden en ciddi ülkelerin başında yer alıyor. Bu yıl 300 bin düzensiz göçmeni yakaladık. Bunun 100 binini bir şekilde kendi ülkesine geri gönderdik. Bununla ilgili olarak dünyada en başarılı çalışmaları yapanların başında geliyoruz” diye konuştu.

Düzensiz göçmenlerin geri gönderilme süreçlerini de anlatan Uslu, “Eğer ceplerinde paraları varsa oradan karşılanacak. Paraları yok ise Türkiye’den alınacak. Bu da yasa maddesi olarak düzenlendi” dedi.

Gönüllü sürece de değinen Atay Uslu, dönüşleri daha da özendirmek için geri dönecek Suriyeliler’in belirli masraflarının karşılanması için Göç İdaresi’ne ve İçişleri Bakanlığı’na yetki verildiğinin altını çizdi.

Yasa’da kabul edilemez yolcular konusunun da olduğunu söyleyen Uslu, “Buna göre kabul edilemez yolcuları kim taşıdı ise hangi havayolu ile geldiyse aynı firmanın o kişiyi kendi ülkesine götüreceğini belirterek, sınır kapısında da kaçak, düzensiz göçmenlerle ilgili denetlemeleri de sıklaştırdıklarını sözlerine ekledi.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER