Serdar Yılmaz/ Yeni eğitim yılı, öğrencilerin aç karnına derse girdiği gerçeğiyle başladı. Velilerin artan okul masrafları karşısında zorlandığı bir dönemde, en temel sorun yine değişmedi: çocukların yeterli ve dengeli beslenememesi.
Birçok çocuk sabah kahvaltısı yapamadan sıralara oturuyor, gün boyu yalnızca simit, poğaça veya kantinden alınan düşük besin değerine sahip yiyeceklerle yetiniyor. Ailelerin büyük bölümü, artan gıda fiyatları nedeniyle düzenli süt, peynir, yumurta ya da et ürlerini çocuklarına alabilecek durumda değil.
Derin Yoksulluk Ağı’nın saha gözlemlerine göre, bugün Türkiye’de her dört çocuktan biri okula aç gidiyor. Bu durumun eğitimde eşitsizliği daha da derinleştirdiğini belirten kurum temsilcileri, “Eğitim hakkı ancak beslenme hakkı güvence altına alındığında gerçek olur” ifadelerini kullandı.
Aç karınla öğrenilmez
Çocuk sağlığı uzmanları, açlık ve yetersiz beslenmenin çocukların gelişimini kalıcı şekilde etkilediğini vurguluyor, “Aç karınla derse giren çocuğun dikkati dağılır, odaklanamaz, öğrenme becerileri zayıflar” diyerek sorunun aciliyetine dikkat çekiyor.
Eğitim başarısının temel koşullarından birinin sağlıklı beslenme olduğunu vurgulayan çocuk sağlığı uzmanları, kahvaltıda en az bir yumurta ve bir bardak süt tüketilmesi gerektiğini söylüyor. Uzmanlar çocukların günlük beslenmesinde et, yumurta veya baklagillerden 2 porsiyon protein, süt ve süt ürünlerinden 250–300 gram yer almasının önemine değinerek, bu besinlere ulaşamayan çocukların odaklanma sorunları yaşadığını, öğrenme becerilerinin zayıfladığını belirtiyor.
Masraf yükü arttı
Veli Derneği (Veli-Der) İzmir Şube Başkanı Necati Kalafat, bu yıl eğitim giderlerinin yüzde 100’ün üzerinde artış gösterdiğini belirtti. Kayıt, kırtasiye, kıyafet ve kantin harcamaları karşısında zorlanan ailelerin çocuklarına düzenli kahvaltı ya da sağlıklı beslenme imkânı sunamadıklarını dile getiren Kalafat, “Parası olmadığı için beslenme çantası hazılayamayan, hatta çocuklarını okula gönderemeyen veliler var. Tost ayran 200 lira, okula giden çocuklarımızın da çoğu temel yeme ihtiyaçlarını karşılayamaz duruma” değerlendirmesinde bulundu. Sivil toplum kuruluşlarının oluşturduğu Okul Yemeği Koalisyonu’na değinen ve çocukların aç okula gitmemeleri için veriler ortaya koyduklarını, besin ihtiyaçlarının karşılanması çağrısında bulunduklarını aktaran Kalafat, şöyle konuştu:
“Çocuklarımızın krizden en çok etkilenen kesimi olduğunu düşünüyoruz. Dolayısıyla sağlıklı suya ve günlük bir öğün yemeğe ulaşmaları onlar için artık çok zor hale geldi. Çocuklar, hijyen olmayan şartlarda tuvaletlerdeki musluklardan su içiyorlar. Bizim somut olarak talebimiz, devletin her düzeydeki çocuğa en az bir öğün sıcak yemek vermesi, temiz su ihtiyacının karşılanması gerektiği. Ekonomik krizin faturasının çocuklara çıkarılmaması gerekiyor. Çocuğa yapılan yatırım geleceğe yapılan en değerli yatırımdır. Holdinglerin vergi borçlarının silinmesi yerine kaynaklar çocuklara aktarılmalıdır.”
Açlık sorununun sosyal devlet sorumluluğunda olduğunu Eğitim-Sen yöneticileri de okul yemeğinin lütuf değil, kamusal bir hak olduğunu vurguladı. Çocuklara en az bir öğün ücretsiz, nitelikli yemek sağlanması gerektiğini vurgulayan bu uygulamanın yalnızca yoksul öğrenciler için değil, tüm çocuklar için kamusal hak olarak hayata geçirilmesi gerektiğini dile getirdi.