Kadın kadının kahramanıdır

Mutlu Kaya hayatını yok etmeye çalışanlara inat ‘haksızlığa uğramış kadınların sesi olmak’ için mücadele veriyor.

Kadın kadının kahramanıdır

Röportaj/ Melissa Feza KATLAR

Mutlu Kaya hayatın zorluklarıyla genç yaşında karşılaşmış, 13 yaşında tuvalet temizleyerek ailesine katkıda bulunmuş, yılmamış, Dicle Üniversitesi Beden Eğitimi bölümünü kazanmış bir genç kadın.

Hayatımıza 2015 yılında katıldığı ‘Sesi Çok Güzel’ adlı ses yarışması ile girdi. Yarışmanın jürisi olan Sibel Can onun sesinden çok etkilendi ve onu İstanbul’a getirerek veliahtı olarak gösterdi. Türkiye kısa bir süre sonra Mutlu’dan gelen kötü bir haberle sarsıldı. Mutlu, Türkiye’de onunla aynı kaderi paylaşan onlarca kadın gibi “Ya benim olacaksın, ya kara toprağın” zihniyetindeki Veysi Ercan tarafından kaçırılmaya çalışılmış, direnince başından “kurşunlanmış” ve felç kalmıştı.

Bu talihsiz olayın ardından tam beş yıl geçti ve olay unutulmaya yüz tuttu. Mutlu’dan sonra ekranlarda sayısız kadın cinayetleri, erkek terörü izledik. Emine Bulut, Ceren Özdemir, Şeyma Yıldız, Pınar Gültekin’in haberleri ile sarsıldık. Bu yıl kadın cinayeti kurbanlarından biri Mutlu Kaya’nın ablası Dilek Kaya oldu. Dilek Kaya sevgilisi olduğunu iddia ettiği bir astsubay tarafından beylik tabancası ile vurularak öldürüldü. Şimdi de Mutlu’ya, “ölmesen bile sakat kalırsın” diyerek onu öldürmeye çalışan Veysi Ercan açık cezaevine alındı ve infaz yasası ile seneye tahliye edilmesi gündemde.

Mutlu adaletin sağlanarak Ercan’a müebbet hapis cezası verilmesini ve tedavi olup bir an önce iyileşmek istiyor. Yıllardır tedavi görmediğini ve tedavisinde gerileme olduğunu anlatırken “Sürekli para isteyen insan konumuna düştüm” diyor, geriye kalan ömründe hukukçu olup haksızlığa uğramış tüm kadınları savunmak istiyor. Ablasının sloganı olan “Kadın Kadının Kahramanıdır” sözüne inanıyor ve tüm Türkiye’yi duyarlı olmaya davet ediyor.

Mutlu’nun tüm bakımını ablası Songül Kaya üstlenmiş durumda. Songül Kaya 3 çocuk annesi bir ev hanımı, aynı zamanda tam zamanlı bir abla. Ailenin demirbaşı ve Mutlu’nun tüm süreçlerinde yanında olan güçlü bir kadın. Şimdi sözü Mutlu Kaya ile 5 yıldır yanından ayrılmayan büyük destekçisi Songül Kaya’ya bırakmak istiyorum...

Öncelikle yaşadıkların için üzgün olduğumu söylemek istiyorum. Çok geçmiş olsun, çok zor olmalı yaşadıkların.

M.K.: Teşekkür ederim. Zor kelimesi yaşananların yanında o kadar küçük kalıyor ki. Bazen bu kadar olmaz diyorum içimden. Ama yılmadım, pes etmedim, tüm kuvvetimle hayata iki elle sarıldım. Benim mücadelem artık kendim için değil tüm kadınlar için.

Yaşadığın olay hayatında neleri değiştirdi?

M.K.: Daha çok küçüktüm. 18 yaşında bir genç kızdım. Bu yaşadığım travma bakış açımı çok değiştirdi. Gözlerimi açtığım zaman elimi, kolumu hissedemediğim zaman bile iyi ki nefes alıyorum dedim. O an bile güçlü durabilmek için neler yapabilirim diye düşündüm. Ses yarışmasına katıldığım için gündem oldum. O süreçte ister istemez yıprandım. İnsanlığı sorgulamaya başladım. İyi düşünebilen ve iyi düşünemeyen insanları ayırt edebildim. Beni en etkileyen nokta ilk iki yılımda tedavi sürecimin aksamasıydı.

Şu anda tedavin ne durumda?

M.K.: Düzenli fizik tedaviye ihtiyacım var. Tedavilerim yeterli koşullar sağlanamadığı için yarım kaldı. Tedavi masrafları yüksek meblağlar ve bunu karşılayacak durumum yok. Ama bir gün tedavi olacağıma dair umudum tam.

Bu tedavi nasıl bir süreci kapsayacak ve ne kadar bir iyileşme sağlanacak?

Songül Kaya: Tedavi olabilirse bu 1-1.5 yıllık bir süreci kapsayacak. Düzenli olarak tam teşeküllü bir yerde tedavi görürse Mutlu en azında bağımsız olacak. Bunu fizyoterapistleri söylüyor. Şunu da eklemek istiyorum. Üç yıl önce 'Mutlu 7 ay hastanede kalırsa koşar' bile demişlerdi. Bunu da artık insanlar vicdanıyla baş başa kaldıklarında düşünürler. Kızın önünü kestiler.

Dişlerin tedavi sırasında mı bozuldu?

M.K.: Bir gün yürürken kasıldım ve yere düştüm. Dişler ağzımdan fırladı. Yapay diş takıldı. Geçen gün İnstagram hesabımda ‘Güneş bir gün doğacak’ diye bir hikaye paylaşımı yapmıştım. Hikayeme yanıt olarak bir kişi bana güneş bir gün senin dişlerin için de doğacak demiş. İncitici bir davranış... Artık böyle insanlara sadece gülüyorum. Bana neden dişlerini yaptırmıyorsun diye binlerce soru geliyor. Türkiye’de o kadar diş hekimi var. Takipçilerimin arasında mutlaka vardır. Biri çıksın ve yapsın öyleyse... Neden tedavi olmadın diye soranlar için de aynı şeyi söylüyorum. Herkes beni çok sevdiğini söylüyor. Sosyal medya hesabımda 50 binden fazla insan var. Dua elbette benim için çok önemli. Ama neden daha fazlası olmuyor?

Neden yardım istemedin?

Songül Kaya: Uzun bir süre Mutlu’ya destek olun demedik. Çünkü medyada Mutlu Kaya yardım aldı, tedavi gördü haberleri çıkınca şöyle bir algı oluştu; Ya bu aile hep para mı istiyor insanlardan, bu aile hep destek görüyor zaten, tedavi edildi kızları. Artık bu durumlara gülüyoruz.

M.K.: Sonrasında da ben birkaç defa yardım istedim aslında ama o dönemde ünlendiğim için mutlaka tedavi görmüştür algısı oldu. Sağlığıma kavuşabilmek için çok serzenişte bulundum. İnsanlar mutlaka birileri yapmıştır diye düşündü ve yeterli yardımı alamadım. 5 yıllık sürecimde toplamda 5 ay tedavi aldım. Devletten engelli aylığı da alamıyorum. Bakıcı ücreti olarak bin lira alıyorum. Bu yeterli bir miktar değil.

Songül Kaya: Mutlu’nun hastalığı nedeniyle günlük olarak et, süt, bal, kuruyemiş yemesi gerekiyor. Tedavisi çok masraflı. Mutlu şampuan reklamlarında mı oynasam diye düşünüyor. Kendim için ne yapabilirim diyor.

M.K.: Ünlülerden çok az miktarda bir destek aldım. Bana yardım ettiğini söyleyen ünlüler çok cüzi miktarlarda yardım ettiler diyebilirim. Eğer öyle olmasaydı ben bu halde olmazdım. Maalesef üzerimden prim yapıldı. Ben aylardır sosyal medya üzerinden ünlülere mesaj attım, etiket yaptım. Uzun bir süre görmediler. Televizyonlara, YouTube programlarına çıkınca yeniden sesimi duymaya başladılar.

Toplumun kadına şiddet ve cinayetler konusunda duyarlı olduğunu düşünüyor musun?

M.K.: Ben kadına şiddet konferansı kapsamında Milano’ya davet edildim. Orada devlet sanatçılarının da içinde bulunduğu 2 bin 500 kişi bizi karşıladı. Devlet sanatçıları ile Kazım Koyuncu’nun İşte Gidiyorum adlı parçasını okuduk. Bana o kadar çok değer verildi ki... Pankartlar açıldı, insanların gözündeki sevgiyi gördüm. O zaman ilk kez düşündüm. Ülkemde benim adım geçince “aa Mutlu Kaya mı? Sibel Can’ın yardım ettiği kız değil mi o! Tekrar para mı istiyor diyorlar.” Bu insanı kıran sözler. Kimse tedavi olmasın mı? Öyleyse Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşıyoruz. Tedavimiz ücretsiz olsun. SGK’lıyım, fakat devlet bana 90 seans yani 45 günlük bir tedavi hakkı veriyor. Ondan sonra buyrun evinize gidin diyorlar.

Hiç 'neden ben' dedin mi?

M.K.: Hiç neden ben demedim. Çünkü binlerce kadın şiddete uğruyor, öldürülüyor. Ben de o kadınlardan biriyim. Masum bir kişiye zehirli bir el uzatıldı.

Seninle aynı durumda olan kadınlara neler demek isterdin?

M.K.: Niye başka ülkelerde insanlar ölmüyor bunu düşünüyorlar mı? Burası kadın terörü bölgesi mi? Ben öyle ilan ettim. Erkekler öldürüyor sadece, korumuyor. Ufak bir yaralamaya bile 10 yıl ceza verseler acaba adamlar bunu yapabilecekler mi? Psikolojik olarak şiddete uğrayan, sadece evladım için dayanmam gerekiyor diyen kadınlarımızın meydanlara dökülmesini istiyorum. Ben artık her gün kadın cinayetleri haberi görmek istemiyorum. Birlikten kuvvet doğar. 100 kişiden 200 kişiye çıksak birileri bizi görecek. En azından bir farkındalık olacak. Kadın kadının kahramınıdır. Bu böyle olmalı. Güzergahımız belli. Güçlü olalım. Bazı kadınlar destek olmak yerine köstek oluyor. Onlardan da destek istiyorum.

Sevgilisi vurmuş, o da evlenseydi. Adam haklı var diyenler de var tabi...

Songül Kaya: Şunu söylemek istiyorum. Bugün Mutlu, yarın Dilek sıra bize de gelebilir. Çünkü Türkiye’de her gün en az bir kadın öldürülüyor. Hiç düşündüler mi bunu? Bütün kadınlar suçlu mu? Bir insanın bir insanı öldürmeye, hayatını elinden almaya hakkı var mı? Buna hiçbir sebep, hiçbir gerekçe gösterilemez. Kadın sevgili yapınca namus oluyor ama erkek sevgili yapınca sorun olmuyor. Kadın katlediliyor.

Korkuyor musun?

M.K.: Ben canımı kaybettim, ablamı toprağın altına verdim. Belki ömür boyu bu halde kalacağım. Zerre kadar korkmuyorum. Ben alacağım zararı aldım. Başka kadınlara zarar verilmesin diye uğraşıyorum.

Koruma talep ediyor musun?

M.K.: Korumalarımız bizi koruyamıyor. Bunu da şöyle değerlendirmek istiyorum. Milyonlarca şiddete uğramış kadın var. Korumalar herkesin evinde duramaz.

Dilek ablan yakın bir zamanda acımasızca katledildi...

M.K.: Dilek ablam benim için mücadele eden çok değerli bir ablaydı. Bana bakabilmek için beş mücadele etti. Maalesef devletin bir astsubay tarafından beylik silahı ile öldürüldü. O hep benim iyileşeceğime inandı. Kadınları savunurken kendisi öldürüldü. Her sabah ablacım mutlaka bir gün iyileşeceksin derdi. Onu çok özlüyorum. O kara toprağın içinde, ben burada bu halde. Benim ablamı kim geri getirecek. Yetkililere sesleniyorum. Benim ablam ölümü hak etmedi.

Adaletin olduğuna inanıyor musun?

M.K.: Adaletin sağlanması için zorluyoruz. Maalesef adalet doğru bir biçimde sağlanmıyor. Kadına şiddetle ilgili şikayet olduğunda biraz daha duyarlı olsanız, biraz daha ciddi olsanız, üzerinde dursanız sonuçlar böyle olmaz. Bu infaz yasası onaylandığı zaman zanlılar da dışarı çıktı. Bundan faydalanan cani bir koca yarım bıraktığı işi tamamlayıp karısını öldürdü. İnfaz yasasından kadınlara şiddet uygulayan adamlar çıkmamıştır diyorlar. Buna asla inanmıyorum. Ben aylardır sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a sesleniyorum. Kendim için, tüm kadınlar için adalet istiyorum. İnanıyorum ki adalet elbet bir gün yerini bulacak.

Seni vuran adama nasıl bir ceza verilmesini istiyorsun?

M.K.: O adama en az 25-30 yıl hapis cezası verilmesini istiyorum. Gönül isterdi ki müebbet verilsin. Ben beynimde onun sıktığı kurşunla yaşıyorum. Benim sadece kafama sıkıp beni bedenimden mahrum bırakmadı. Benim psikolojimle, dünyamla oynadı. Ben tuvalete kendim gidemiyorum, saçımı tarayamıyorum. Bir insanın başka birinin adımlarını almasına hakkı var mı? Hiçbir ceza bunun önüne geçemez. Bir insan koşmayı bu kadar özleyebilir mi? Benim hayatımı elimden almaya çalıştı. Ben ölüden farksızım, başka birine muhtaç olmak çok zor. 5 yaşında bir yeğenim var. Bir bardak su için ondan medet umuyorum bazen. Yaşadığım olay sadece benim değil tüm ailemin hayatını etkiledi. Ablam kalp hastası oldu, diğer ablam 48 kiloya kadar düştü. Bu kişi birden fazla insanının hayatını kötü etkiledi. Ve bu kişi sadece dokuz yıl ceza aldı. Dediğiniz gibi cezaevinden çıkabilir diyorlar. Adaletin sağlanmasını istiyorum.

Bundan sonraki hedeflerin neler? Şarkı söylemeye devam edebilecek misin?

M.K.: Bundan sonraki hedefim kadın savunucusu olmak. Bunu kafaya koydum. Hukukçu olacağım. Çünkü ben o travmayı çok ağır yaşadım, ablamı kaybederek de yaşadım. Bütün masumların sesi olmak istiyorum. Bütün kadınların hakkını doğru biçimde savunmak istiyorum. Şu anda ders çalışıyorum. Ablam kitaplarımı getiriyor. Bazen sayfaları ben çevirmeye çalışıyorum. Allahın izniyle hedefime ulaşacağım inşallah. Şarkı söylemeye devam edeceğim. Bu kadar cefanın sonu güzel olacak biliyorum. Bu sürece kadar ağır yaşadık bundan sonra iyi olacağına inanıyorum. Şu anda koskacaman bir dünyam var, dün ablamdan beni balkona çıkarmasını istedim. İnsanların nasıl yürüdüğüne baktım. Acaba bende bir gün yürüyebilecek miyim diye düşündüm. Bunun bir hayal olarak kalmasını istemiyorum. Ben bir gün o özlediğim yolda tüm kadınların önünde onların bir savunucusu olarak tüm gücümle dimdik yürümek istiyorum.

Güncelleme Tarihi: 19 Ağustos 2020, 16:14
YORUM EKLE

banner92