Hakkari’de at sırtında kış hazırlığı

Teknolojinin girmediği Hakkari’nin bazı köylerinde hayvancılıkla uğraşan vatandaşlar, geleneksel yöntemlerle at sırtında otları taşıyarak kış hazırlıkları yapıyor.

Hakkari’de at sırtında kış hazırlığı

Haber/ Ercan Öksüz

Engebeli ve dağlık araziye sahip kentlerinde biri olan Hakkari’de Türkiye’nin en yüksek ikinci büyük dağı olan Cilo Dağı ile birçok yüksek dağlar bulunuyor. Yüksek ve engebeli dağları, derin vadileri ve yaylaları ile meşhur Hakkari coğrafyasında halkın en önemli geçim kaynağı ise hayvancılık. Hakkari’de arazinin yüzde 88’ini dağlar oluşturuyor. Bundan dolayı halkın yüzde 70’i hayvancılıkla uğraşıyor. 2019 verilerine göre Hakkâri'de 675 bin 933 koyun, 47 bin 604 sığır, 207 bin 317 baş keçi bulunuyor.

Hakkari halkı, hayvanları için dağlarda ve vadilerde topladığı otları, bin bir zorlukla toplayıp, köylerine taşıyor. Geçit vermeyen coğrafyası nedeniyle insanlar, hayvanları için topladıkları otları yüzlerce yıldır aynı gelenekle toplayıp ve köylerine götürüyor. 21. Yüzyılda teknolojinin girmediği az yerlerden biri de Hakkari’nin bazı köy ve mezraları. Bu köylerde, köylüler yaz boyunca tırpanla biçtikleri ve topladıkları otları at sırtından taşıyor.

Geleneksel yöntemler

Geçit vermeyen araziler nedeniyle traktör ve biçerdöver giremiyor. Teknolojinin giremediği yerlere vatandaş, otlarını büyük emek vererek götürebiliyor. Hakkari’nin engebeli dağlarında yaz boyunca geleneksel ot biçe yöntemi olan tırpanlar ot toplayan Ahmet Çiftçi, topladıkları otları geleneksel bir taşıma yöntemi olan atlarla taşıyor. Üniversite mezunu olmasına rağmen, atanamaması ve iş bulamaması nedeniyle kendi köyünde ailesiyle birlikte hayvancılık yapan Çiftçi, köyde yaşamanın ve geleneksel yöntemlerle çalışmanın çok zor olduğunu sözlerine ekliyor.

İnşaat mezunu olmasına rağmen yılladır iş bulamadığını dile getiren Çiftçi, şöyle konuştu: “Okulu bitirdikten sonra yıllarca kendi alanımda çalışacak iş bulamadım. Bu yüzden köyde ailemin yanına geldim. Hayvancılık baba mesleği ama çok emek isteyen bir iş. Köyümüzün arazisi çok dağlık. Yaz ayları boyunca, bu dağlarda ot biçiyoruz. Topladığımız otları daha sonra bir araya getirip, köye taşıyoruz. Ama bizim taşıma yöntemimizde geleneksel. Bu iş büyük emek istiyor. Bir saatlik iş, bazen günleri hatta haftaları alabiliyor. Bu yüzden köyde yaşamak, dışarıda göründü gibi kolay değil. Biz köylülerin hayvancılık yapmaktan başka şansı yok. Bu yüzden geleneksel yöntemlerde olsa da, hayvanlarımız için, bu otları taşımak zorundayız” dedi.

Köylüler için atların vazgeçilmez olduğunu belirten Musa Aslan adlı vatandaş ise, bu zorlu hayat koşullara ancak at gibi dayanıklı hayvanların dayanabileceğini söyledi.

YORUM EKLE