Kemeraltı Hikayeleri, şehirlerin yalnızca taş ve binalardan ibaret olmadığını; onları asıl yaşatanın insanlar, anılar ve anlatılar olduğunu hatırlatıyor. Okurunu, Kemeraltı’nın eski günlerine doğru hem nostaljik hem de duygusal bir yolculuğa çıkarıyor. Kızlarağası Hanı ve Filibeli Han’da, İzmir Tarihi Kemeraltı Esnaf Derneği’nin organizasyonuyla düzenlenen tanıtım ve imza gününde, yazarlar ile çarşıya hayatı boyunca tanıklık etmiş İzmirliler bir araya geldi. Katılımcılar, “Eğer bir şehrin belleği silinmeye başlarsa geriye yalnızca anlatılan hikâyeler kalır” sözleriyle, Kemeraltı’nın hafızasını korumanın önemine dikkat çekti.

Kitaplarla Geçen Yıllar
30 yıllık kitapçılık deneyiminin yazarlığını şekillendirdiğini söyleyen Şahin, meslek hayatının kendisine önemli bir birikim kattığını ifade etti. “Yaklaşık 30 yıl boyunca kitapçılık yaptım. İleri Kitabevi, Kitapsan, Kırmızı Kedi ve Penguen gibi kitabevlerinde çalıştım. Bu süreç aslında benim yazarlık yolculuğumu da şekillendirdi. 1994 yılından bu yana aktif olarak yazıyorum ve daha çok öykü kitapları üzerine çalışıyorum.” Yazının paylaşarak büyüdüğüne inandığını belirten Şahin, bu nedenle kolektif projelere yöneldiğini söyledi. “‘Esnaf Lokantası’ ve ‘Son Tren’ kitaplarımdan sonra kolektif çalışmalara yöneldim. Çünkü birlikte üretmenin gücüne inanıyorum. Bir dönem İzmir Edebiyatçılar Derneği temsilciliği de yaptım. Yazının paylaşarak çoğaldığını düşündüğüm için farklı yazarlarla ortak projeler geliştirmeye başladık.”

Dört Baskılık Çalışma
İlk kolektif projelerinden biri olan “Pasaport’tan Kordon’a” kitabının beklenenden büyük ilgi gördüğünü dile getiren Şahin, projeye farklı yaşlardan ve deneyimlerden yazarların katıldığını anlattı. “İlk olarak ‘Pasaport’tan Kordon’a’ kitabını hazırladık. Yaklaşık 20 yazar, İzmir’in Pasaport-Kordon hattına dair kendi hikâyelerini yazdı. Kimi 1950’leri anlattı, kimi 2000’leri… Genç yazarlar da vardı, hayatında ilk kez yazan insanlar da. Ortaya çok renkli ve samimi bir çalışma çıktı. Kitap dört baskı yaptı.”

Kemeraltı’nın İzleri
Vapur hikâyelerinin ardından rotalarını Kemeraltı’na çevirdiklerini belirten Şahin, semtin herkesin hayatında farklı bir yere sahip olduğunu söyledi. “Sonrasında vapur hikâyeleri geldi. Ardından İzmir’in kalbi olan Kemeraltı’nı anlatmak istedik. Çünkü Kemeraltı herkes için başka bir anlam taşıyor. Kimisi burada ilk ayakkabısını aldı, kimisi ilk sevgilisiyle burada buluştu, kimisi çocukluk anılarını burada yaşadı. Biz de yazarlardan birebir anı değil ama Kemeraltı’nın ruhundan beslenen öyküler yazmalarını istedik.”

Yoğun İlgi Gördü
“Kemeraltı Hikâyeleri”nin 16 yazarın katkısıyla ortaya çıktığını belirten Şahin, kitabın tanıtımına gösterilen ilgiden memnun kaldıklarını ifade etti. “16 yazarın katkısıyla ‘Kemeraltı Hikâyeleri’ ortaya çıktı. Kitabın tanıtımını da doğal olarak Kemeraltı’nda yapmak istedik. İki gün süren etkinlik boyunca insanların kitaba gösterdiği ilgi bizi çok mutlu etti. Hatta yabancı turistlerin bile kitabı satın alıp hediye olarak götürmesi bizim için çok kıymetliydi.”
“Kemeraltı Büyük Bir Hikâye”
Kemeraltı’nın yıllar içinde değişime uğradığını ancak ruhunu hâlâ koruduğunu vurgulayan Şahin, hikâyelerin de bu kişisel bağlardan beslendiğini dile getirdi. “Kemeraltı yıllar içinde değişti. Esnaf profili değişti, alışkanlıklar değişti, bazı meslekler yok oldu. Eskinin o nostaljik Kemeraltı’sı artık tam anlamıyla yok belki ama hâlâ ruhunu koruyan bir atmosferi var. Bizim kitapta da daha çok insanların Kemeraltı ile kurduğu kişisel bağlar yer alıyor. Çünkü hikâyeler biraz da insanın kendi yaşamından besleniyor.” Çalışmanın yalnızca bir kitap olarak kalmasını istemediklerini belirten Şahin, projeyi sosyal çalışmalarla büyütmeyi hedeflediklerini söyledi. “Bu kitabın sadece bir kitap olarak kalmasını istemiyoruz. Kemeraltı’nın kültürüne, hafızasına ve dayanışmasına katkı sağlayacak sosyal projelere de dönüşmesini istiyoruz. Çünkü Kemeraltı anlat anlat bitmeyecek kadar büyük bir hikâye.”





