Türkiye’nin stratejik sektörlerinden biri haline gelen ve son yıllarda yaptığı atılımlarla dünya pazarında söz sahibi olan su ürünleri sektörü, 2025 yılını altın harflerle yazılacak bir başarıyla kapattı. Denizlerde ve çiftliklerde yürütülen hummalı çalışmaların karşılığı, Cumhuriyet tarihinin en yüksek dış satım rakamlarına ulaşılarak alındı. Ege İhracatçı Birlikleri (EİB) verilerine göre, Türk balıkçısı geçtiğimiz yıl dünyanın dört bir yanındaki 93 ülkeye tam 280 bin ton balık gönderdi. Bir önceki yıla kıyasla miktar ve değer bazında yaşanan bu artış, sektörün küresel krizlere rağmen ne denli dayanıklı ve dinamik bir yapıda olduğunu bir kez daha kanıtladı. 2024 yılında 2 milyar 19 milyon dolar ile 2 milyar dolar barajını ilk kez aşan sektör, 2025'te bu çıtayı yüzde 11 oranında yukarı taşıyarak 2 milyar 243 milyon dolara ulaştırdı.

Levrek ve çipura ihracatın lokomotifi oldu

İhracat kalemlerinin detaylarına inildiğinde, Türk balıkçılığının amiral gemisi olan türlerin pazardaki hakimiyeti göze çarpıyor. Sektörün en büyük gelir kapısı, 666 milyon dolarlık devasa satış rakamıyla levrek oldu. Yurt dışı pazarlarda kalitesiyle marka haline gelen Türk levreği, ihracatını bir önceki yıla göre yüzde 17 oranında artırarak zirvedeki yerini korudu. Levreği, Ege’nin bir diğer incisi olan çipura takip etti. Çipura ihracatı yüzde 15’lik bir büyüme kaydederek ülke ekonomisine 585 milyon dolarlık katkı sağladı. Karadeniz’in hırçın sularında yetiştirilen ve son yıllarda Norveç somonuna ciddi bir rakip olarak doğan Türk somonu ise yükselişini sürdürdü. Yüzde 14’lük artışla 520 milyon dolarlık ihracat başarısı yakalayan Türk somonu, sektörün parlayan yıldızı olmaya devam etti. İç suların vazgeçilmezi alabalık ise 122 milyon dolarlık döviz girdisiyle bu başarı tablosundaki yerini aldı.

Türk balığı Rusya ve Avrupa sofralarını süslüyor

Türkiye’nin su ürünleri haritasına bakıldığında, pazar çeşitliliğinin ve lojistik ağının ne denli genişlediği net bir şekilde görülüyor. Sektörün en sadık ve en büyük müşterisi, 2025 yılında da Rusya oldu. Siyasi ve ekonomik ilişkilere paralel olarak gelişen gıda ticareti, balıkçılık sektöründe zirve yaptı. Rusya’yı, Avrupa Birliği’nin önemli ülkeleri izledi. Özellikle gurme lezzetlere düşkünlüğüyle bilinen İtalya, Türk balığının en çok talep gördüğü ikinci ülke konumunda. Lojistik ve ticaret merkezi Hollanda, komşu Yunanistan ve İngiltere de Türk su ürünlerinin en fazla ihraç edildiği pazarlar arasında ilk sıralarda yer aldı. Bu geniş coğrafya, Türk balıkçısının sadece üretimde değil, pazarlama ve dağıtım ağlarında da küresel standartları yakaladığını gösteriyor.

Ege’de fırtına molası tezgaha yansıyacak: Balıkçılar zorunlu bakımda, fiyatlarda geçici artış kapıda
Ege’de fırtına molası tezgaha yansıyacak: Balıkçılar zorunlu bakımda, fiyatlarda geçici artış kapıda
İçeriği Görüntüle

Çeyrek asırda otuz sekiz katlık dev büyüme

Elde edilen bu tarihi başarının arka planını değerlendiren Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı Ufuk Atakan Demir, sektörün 25 yıllık serüvenine dikkat çekti. 2000’li yılların başında sadece 59 milyon dolar seviyesinde olan ihracatın, bugün milyar dolarlarla ifade edilmesinin tesadüf olmadığını vurgulayan Demir, bu büyümenin arkasında planlı bir strateji olduğunu belirtti. Demir, "Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü ile yürütülen koordineli çalışmalar ve stratejik planlamalar sayesinde iş hacmimizi katbekat artırdık. Devletin sağladığı destekler ve özel sektörün azmi birleşince, 2000 yılından bu yana ihracatımızı tam 38 kat büyütmeyi başardık" ifadelerini kullandı.

Teknolojiyle gelen kalite yeni hedefleri belirledi

Türkiye’nin su ürünleri yetiştiriciliğinde sahip olduğu potansiyelin henüz tamamının kullanılmadığına işaret eden Ufuk Atakan Demir, gelecek vizyonunu da paylaştı. Türk balıkçılık sektörünün, rakiplerine kıyasla çok daha modern, teknolojik ve gelişmiş işleme tesislerine sahip olduğunu belirten Demir, bu durumun küresel rekabette Türkiye’yi bir adım öne geçirdiğini savundu. Çiftliklerde ve fabrikalarda kullanılan son teknolojinin ürün kalitesine doğrudan yansıdığını ifade eden Demir, yeni hedefleri şu sözlerle açıkladı: "Mevcut teknolojik altyapımız ve bilgi birikimimizle 93 ülkeye satış yapıyoruz ancak bu bizim için yeterli değil. Yeni üretim sahalarının açılması yönündeki taleplerimiz karşılandığında büyüme hızımız artacaktır. Kısa vadede ihracatta ilk hedefimiz 2,5 milyar dolar barajını aşmak. Ardından ise gözümüzü 3 milyar dolar seviyesine dikeceğiz. 2025’te kırdığımız rekor, bu hedeflere ulaşabileceğimizin en somut kanıtıdır."

Kaynak: AA