Nezih Yeşilnil , dinleyicileriyle buluşuyor
Nezih Yeşilnil , dinleyicileriyle buluşuyor
İçeriği Görüntüle

SEMİ TEKTAŞ/Tarihi Havagazı Fabrikası’nda İzmir Kültür Politikaları Çalıştayı düzenlendi. Panel, açılış konuşmalarından sonra Moderatörlüğünü eski Kültür Bakanı Burhan Suat Çağlayan’ın yaptığı, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı, UCLG Kültür Komitesi Başkan Yardımcısı Cemil Tugay ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı, UCLG-MEWA Kültür ve Turizm Komitesi Başkanı Ahmet Aras’ın konuşmacı olarak yer aldığı ‘UCLG Başkanlar Oturumu’ ile devam etti.

AKIN: “YEREL YÖNETİMLERİN ÖNÜ AÇILMALI”

UCLG Başkanlar oturumunda konuşan Kıyı Ege Belediyeler Birliği, Muğla Belediyesi ve ULCG MEWA Kültür ve Turizm Komitesi Başkanı Ahmet Akın, “Kentlerdeki kültür politikalarını konuşuyoruz. Son yıllarda kentlerin önemi arttı. Artık ulusal politikalar halkın ihtiyaçlarını karşılayamıyor. Popülist yaklaşımlar, hükümetlerin toptancı yaklaşımları, siyasi hedeflerle kurulan politikalar çoğu zaman zarar da verebiliyor. Bunun en basit örneği enerji politikaları. Kültürel alanda da aynı olduğunu düşünüyoruz. Kentler kendi politikalarını oluşturmalı. Toptancı yaklaşımla kültür politikaları belirlenemez. O yüzden yerel yönetimin güçlendirilmesini savunuyoruz. Yerel yönetimlerin her konuda kendi kararlarını alabilmesinin önü açılmalı, finansman kapasitesi artırılmalı. Tüm alanlarda kentler kendi yollarını çizebilmeli, onlara dayatma yapılmamalı demokratik ülkede yaşamak istiyorsak. Demokrasi kentlerde başlar, yaşanır, uygulanır” dedi.

TUGAY: “MERKEZİ VE YEREL YÖNETİM ÇATIŞMASI DÜNYA GENELİNDE VAR”

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay ise, “Kültür deyince yaşama dair değerlerin, sanat ağırlığı, sosyal faaliyetler gibi faaliyetlerin bir zinciri ve bir iletişimlerin zinciri olarak düşünülüyor. Bugün yaşanan kültürün geçmişten bugüne olgunlaşarak geldiği bir nokta var. Kültüre dair eşitsizlik ne kadar ciddiye alınmalı, bunları yapacak kurumlar hangileri, yerel yönetimlerin rolü önemli. Ülkeler arası pragmatik ilişkilerin dışına çıkmalıyız. Dünyanın tamamında yerel ve merkezi yönetimler arasında çatışma yaşanıyor. En demokratik olduğunu düşündüğümüz yerler de de bu var, kendi ülkemizde çok daha sıkıntılı bir durum yaşıyoruz. Yerel yönetimler hangi boyutta daha doğru konumlanır ve ast üst mü yoksa yatay ilişki mi konumlamak lazım. Kendi belediyemizde de bunu sıkça tartışıyoruz, hiyerarşi ve bürokrasi… Özellikle hiyerarşi kime ne kazandırıyor, yerel ve merkezi yönetim ilişkisinde de bakmamız gereken açı hiyerarşi mi uyum mu, bu bir takım çalışması mıdır. Biz eğer UCLG gibi bir çatı altında bir araya geliyorsak, bu kavramsal tartışmalar üzerinden bakarak, nasıl çözüm üreteceğimizi konuşmalıyız. Biz bu kurumların bir parçası olmayı gerekli görüyoruz, kendimizi ifade etmeye, doğru anlaşılmaya ihtiyacımız var. Türkiye önemli bir ülke, İzmir’de Türkiye’nin önemli bir kenti” dedi.

“KÜLTÜRLE KALKINMALIYIZ”

“Çağımızın sihirli sözcüğü bence kalkınma, herkesin talep ettiği bir şey” diyen Tugay, “Herkes iyi, kaliteli yaşamak istiyor. Hangi topluluğun parçası iseler, o bölgede bir tarafta bir düzen ve güvenlik içinde, gelişme içinde yaşama talepleri var. Hayatımız hep bunun arayışı ile geçti. Kalkınma bunların hepsini ifade ediyor. Sadece ekonomik, sosyal kalkınma bunu tam tanımlamıyor. Her durumda içinde kalite, eşitlik, demokrasi var. Hem iklim krizi hem de kaynak verimliliği açısından, dünya artık sonsuz kaynağı olmadığını görüyor. İçinde yaşadığımız doğayla uyumu devam ettirmedir kalkınma. Kültürle kalkınma karşı karşıya olduğumuz yeni meselelere kültür kaynaklarımızla da cevap verebilmeyi içeriyor. Kültürü kalkınmanın önemli bir unsuru olarak görmemiz gerektiğini düşünüyoruz. O nedenle şehirlerimizin zenginliğini kültürle kalkınma felsefesiyle harmanlamamız gerektiğini düşünüyoruz. Bizim için kültür hem kentin ekonomisi, sürdürülebilir kalkınma arayışı anlamına geliyor, hem de yerel değerleri küresel değerlerle geliştirerek desteklenmesi gereken bir alan” ifadelerini kullandı.

“İZMİR KENDİ KENDİNİ DEĞERLENDİRECEK”

Tugay açıklamasını şöyle sürdürdü:

UCLG Kültür Komitesi, 17 başlıkla tanımlanan Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na “kültür”ün başlı başına 18 inci başlık olarak eklenmesi için 2015 yılından bu yana çalışma yürütüyor. Bu çalışmayı, 2022 yılından itibaren çeşitli kültürel ağlar ve kurumlarla iş birliği içinde, “Kültür 2030 Amacı” başlığıyla bir kampanya haline getirdi. Kültürü, kalkınmanın ölçülüp değerlendirilen alanlarından biri olarak tanımlamak. Bizim dahil olduğumuz Kültür 2030 Amacı çalışmasında, kültürü bizatihi bağımsız, 17 sürdürülebilir kalkınma amacının 18 incisi olarak tanımlama ve göstergelerle ölçme iddiası var.

Bu yıl bu konuda İzmir’in kendi kendini değerlendirdiği bir raporu hazırlayıp kamuoyuyla paylaşmayı, kültür hedefleri açısından kendimizi değerlendirmeyi hedefliyoruz. Kültür 2030 Amacı Kampanyası’nın yerel uygulayıcısı olarak, kültürü bir kalkınma amacı olarak nasıl ölçeceğimizin egzersizlerini yapıyoruz. Sonra da İzmir şehrinin kültür karnesini her yıl ölçmeye hazırlanıyoruz. Bir örnek verecek olursam farklı engel gruplarından engelli hemşerilerimizin kültürel haklarından ne ölçüde yararlanabildiğini, kültür hizmetini veren kamu-özel bütün kurumlar açısından ölçmeyi hedefliyoruz.

Arkadaşlarımız, “Belediye içi ve dışından katılımcılarla kültürü nasıl bir amaç olarak tanımlarız?” diye bir çalışma yürüttü. Ve bizimki gibi farklı farklı çalışmalar toplanıp başlı başına bir kültür amacına, alt hedeflerine ulaştı.

“ADALETLİ BİR DÜNYAYA İHTİYAÇ VAR”

Böylece bir kültür amacı ortaya çıktı: “Herkesin esenliği için kültür ekosisteminin kapsayıcılığını ve sürekliliğini sağlamak.” Bunun alt hedefleri de var, herkes için özellikle kırılgan gruplar için kültüre erişimi ve katılımı desteklemek gibi… Şidettsizliği desteklemek… Ben kültürü bundan sonraki süreçte hak, adalet ve kalkınma temelli yönetmeyi teklif ediyorum tüm belediye başkanlarımıza, tüm kurumlara ve söz sahibi olan herkese. Dünyamızın bundan sonraki süreçte barışa, insanların haklarını adaletli şekilde aldıkları bir dünyaya ihtiyaç var.

Muhabir: SEMİ TEKTAŞ