Türkiye’de milyonlarca ailenin en temel ve ekonomik protein kaynağı olan tavuk eti endüstrisi, geçtiğimiz haftalarda adliye koridorlarından gelen operasyon haberleriyle sarsılmıştı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın piyasa manipülasyonu, fahiş fiyat artışları ve rekabeti engelleyici stokçuluk iddialarıyla başlattığı makro soruşturma, entegre üretim tesislerinin idari yönetim şemalarını altüst etmişti. Ancak ceza muhakemesi kanunları çerçevesinde şirketlerin finansal kılcallarına kadar uzanan denetim mekanizmalarına karşı hukuk dünyasından ezber bozan bir misilleme geldi. Kamuoyunda ve perakende zincirlerinde derin endişe yaratan beyaz et operasyonunda geri adım niteliğindeki ilk resmi karar, şirket avukatlarının geceli gündüzlü yürüttüğü hukuki savunmaların ardından asliye ticaret mahkemesi heyeti tarafından tescil edildi.

Ticari hayatın olağan akışının korunması ve binlerce işçinin istihdam edildiği dev entegre tesislerin operasyonel kabiliyetlerinin zedelenmemesi amacıyla verilen bu karar, gıda piyasasında da anında karşılık buldu. Soruşturmanın başlangıcında sektörün lokomotifi sayılan 13 dev firmaya yönelik alınan denetim kayyımlığı kararı, özellikle ihracat pazarlarında ve hammadde tedarikçileri nezdinde ciddi bir itibar kaybı riski doğurmuştu. Mahkeme, şirketlerin ticari sırlarının, sözleşme özgürlüklerinin ve finansal bağımsızlıklarının anayasal güvence altında olduğunu hatırlatarak, üretimin aksamasının toplumsal bir gıda krizini tetikleyebileceği uyarısında bulundu. Alınan bu yürütmeyi durdurma kararıyla birlikte, Türk tarım sanayisinin küresel markaları, yönetim kurullarının tam yetkisiyle yeniden eski operasyonel gücüne kavuşmuş oldu.

Dört büyük markanın omuzlarındaki idari yük resmen kalktı

Yargı süreçlerinin detayları incelendiğinde, mahkemenin sektörel dengeleri gözeterek son derece seçici ve titiz bir inceleme yürüttüğü net bir şekilde anlaşılıyor. Savcılığın sunduğu delil klasörleri ile şirket mali müşavirlerinin hazırladığı savunma dosyalarını çapraz sorguya alan mahkeme heyeti, ilk aşamada üretim hacmi en yüksek olan yapılara yönelik ablukayı dağıttı. Bu doğrultuda, haklarında denetim kayyımı kararı verilen Gedik Piliç, Erpiliç, Keskinoğlu ve Lezita firmalarının kurumsal yönetim kurulları tarafından yapılan acil itirazlar tek tek karara bağlandı. Hakimlik, bu büyük yapıların mali şeffaflık kriterlerine uyduğunu ve kurumsal hafızalarının adli incelemeyi sekteye uğratmayacak düzeyde güvenilir olduğunu tespit etti.

Alınan kararın gerekçesinde, dev tesislerin günlük kesim kapasitelerinin ve soğuk hava zincirlerinin kayyım bürokrasisi nedeniyle yavaşlama eğilimine girdiği, bu durumun hem canlı hayvan yetiştiricisi olan binlerce çiftçiyi hem de nihai tüketiciyi mağdur etme potansiyeli taşıdığı vurgulandı. Sektörün tarım yazarlığı konusundaki en güvenilir isimlerinden biri olan deneyimli gazeteci Ali Ekber Yıldırım'ın aktardığı bilgilere göre, alınan kararla birlikte sektörün önde gelen dört üreticisi üzerindeki denetim kayyımlığı uygulaması tamamen ve hukuken sona erdi. Bu hamle, bankacılık ve kredi Garanti Fonu mekanizmalarında bloke riskiyle karşı karşıya kalan üreticilerin finansal itibarını da jet hızıyla iade etti.

Diğer üreticiler de adalet sarayından gelecek müjdeyi bekliyor

Sektörün dört dev markası hakkındaki tedbirin kaldırılması, ziraat odaları, entegre tesis birlikleri ve perakende sektörü temsilcileri tarafından domino etkisi yaratacak hayati bir emsal karar olarak yorumlanıyor. Çünkü aynı soruşturma torbasının içinde yer alan ve Anadolu’nun farklı havzalarında üretim yürüten diğer orta ve büyük ölçekli işletmelerin de benzer mali sıkışıklıklarla karşı karşıya kaldığı biliniyor. Hukukçular, ilk dört marka için uygulanan serbest bırakma kriterlerinin, listenin geri kalanında yer alan diğer ulusal markalar için de birebir geçerli olduğunu savunuyor.

Saha muhabirlerinin adliye çevrelerinden edindiği kulis bilgilerine göre, soruşturma kapsamında haklarında kayyum tedbiri uygulanan diğer şirketlerin yaptığı itirazların da önümüzdeki günlerde mahkeme heyeti tarafından toplu olarak değerlendirilmesi bekleniyor. Sektör analizleri ve yasal süreçlerin kronolojisi yan yana getirildiğinde, ilk kararın gücü net bir şekilde hissediliyor. Tarım ve gıda piyasasının nabzını tutan Ali Ekber Yıldırım, diğer başvuruların da aynı hukuki gerekçelerle hızla sonuçlandırılmasıyla birlikte, beyaz et endüstrisi üzerindeki genel denetim kayyımı uygulamalarının tamamen kaldırılmasının çok yakın bir tarihte güçlü bir şekilde gündeme gelebileceğini belirtti. Bu beklenti, borsa İstanbul'da işlem gören gıda hisselerine de pozitif bir canlılık getirdi.

Ege ve İzmirli ihracatçılardan kritik uyarı: “Finansmana erişim olmazsa üretim zorlanır”
Ege ve İzmirli ihracatçılardan kritik uyarı: “Finansmana erişim olmazsa üretim zorlanır”
İçeriği Görüntüle

Sektörü sarsan fiyat ve ceza krizinin arka planı

Aslında beyaz et sektörünün devletin denetim ve yargı organlarıyla olan imtihanı bugünün meselesi değil. Geçmiş yıllardan bu yana yem fiyatlarındaki döviz endeksli yükselişler ve enerji maliyetleri, tavuk eti fiyatlarının raflarda agresif bir şekilde katlanmasına neden olmuş ve bu durum doğrudan vatandaşın mutfak bütçesini vurmuştu. Tüketici şikayetlerinin çığ gibi büyümesi üzerine harekete geçen İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, sektörde faaliyet gösteren aktörlerin ortak fiyat belirleme, arzı kısarak yapay kıtlık oluşturma ve serbest piyasa dengesini bozma suçlamalarıyla soruşturma düğmesine basmıştı. Şafak vakti düzenlenen operasyonlarla çok sayıda şirket yöneticisi ifadeye çağrılmıış, ardından da finansal akışın kontrolü amacıyla dev şirketlere el konulma aşamasına kadar varan sert tedbirler getirilmişti.

Gıda güvenliği bürokrasisi, bu adli operasyonun öncesinde de sektörü idari olarak sıkı bir ablukaya almıştı. Hatırlanacağı üzere, rekabet dünyasının en katı koruyucusu olan Rekabet Kurumu, geçtiğimiz yıllarda başlattığı sektör araştırmalarını derinleştirerek firmaların kendi aralarında gizli karteller ve fiyat ittifakları kurup kurmadığını saniye saniye incelemişti. Kurul, 2025 yılında tamamladığı geniş çaplı inceleme sonucunda, aralarında bugün kayyım kriziyle boğuşan markaların da bulunduğu 13 şirkete toplam yaklaşık 3,7 milyar lira tutarında tarihi bir idari para cezası kesmişti. Sektör bu dev cezanın şokunu ve mali yükünü henüz üzerinden atamamışken, üstüne bir de savcılık operasyonunun gelmesi, tavuk endüstrisini adeta bir varoluş savaşına sürükledi. Ticaret mahkemesinin son can suyu kararı, haksız rekabetle mücadelenin devam edeceğini ancak bu mücadele yürütülürken üretimin kalbi olan fabrikaların durdurulmaması gerektiği felsefesini hukuken tescillemiş oldu.

Kaynak: HABER MERKEZİ