Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) koridorlarında haftalardır süren fırtına, bugün itibarıyla resmi bir tüzük savaşına ve gövde gösterisine dönüştü. Yargı organlarının 38. Olağan Kurultay'a yönelik verdiği ve parti tabanında infial yaratan "mutlak butlan" kararı sonrasında koltuğu yeniden devralan Kemal Kılıçdaroğlu yönetimine karşı, değişim kanadı en büyük kozunu oynadı. Günlerdir Türkiye'nin dört bir yanında noter kapılarında yürütülen yoğun imza diplomasisi meyvesini verdi ve partinin geleceğini şekillendirecek olan olağanüstü kurultay talepli ıslak imzalar, siyasetin kalbi konumundaki Söğütözü'ndeki genel merkez binasına ulaştırıldı. Bu hamle, partide hukuki meşruiyet tartışmalarını en üst perdeye taşırken, yeni bir dönemin de kapısını araladı.
Ankara kulislerinde sabaha karşı başlayan hareketlilik, delegelerin iradesini temsil eden heyetin genel merkez nizamiyesinden içeri girmesiyle zirve noktasına ulaştı. Siyasi analistler, bugün teslim edilen dosyaların sadece basit bir imza teslimi olmadığını, partinin mevcut yönetim modeline karşı örgütün ezici çoğunluğunun verdiği net bir muhtıra niteliği taşıdığını vurguluyor.
Dev heyet Söğütözü'ne çıkarma yaptı: 74 il başkanı en ön safta
Saatler tam 11.45’i gösterdiğinde CHP Genel Merkezi ana giriş kapısında tarihi bir kalabalık toplandı. İmzaları taşımak ve irade beyanını kurumsal olarak tescil ettirmek amacıyla Ankara'da buluşan heyetin büyüklüğü ve taşıdığı siyasi ağırlık, genel merkez yönetiminin "imzalar toplanamaz" tezini tamamen çürüttü. Değişim hareketinin omurgasını oluşturan tam 74 il başkanı, Ankara'ya gelerek imzaların arkasında dimdik durduklarını kameralar önünde ilan ettiler.
Heyetin lider kadrosunda ise çok kritik iki isim yer aldı. Sürecin parlamenter ayağını ve meclis grubunun iradesini temsilen CHP TBMM Grup Başkanvekili Murat Emir ile partinin en büyük delege gücünü elinde bulunduran ve İstanbul örgütünün lideri konumundaki CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, imza dosyalarını genel sekreterliğe teslim eden heyetin en ön safında yer aldılar. Özgür Çelik ve Murat Emir'in bir arada verdiği bu kararlı görüntü, İstanbul ve Anadolu örgütlerinin değişim noktasında nasıl tek bir yumruk haline geldiğinin en somut kanıtı olarak kayıtlara geçti.
Tüzük mekanizması devreye girdi: En geç 45 gün içinde sandık kurulacak
İmzaların resmi evrak kayıt birimine girerek teslim alınmasının ardından, CHP tüzüğünün emredici hükümleri ve yasal takvim de resmi olarak işlemeye başladı. CHP tüzüğü incelendiğinde, olağanüstü kongrelerin toplanabilmesi adına hukuken tanımlanmış üç farklı meşru yöntem göze çarpıyor. Bunlardan ilki genel başkanın doğrudan çağrısı, ikincisi Parti Meclisi kararı, üçüncüsü ise kurultay üyelerinin beşte birinin noter onaylı irade beyanı olarak biliniyor. Değişim kanadı, genel merkezin tüm direnç noktalarını aşmak adına üçüncü yolu, yani tabanın doğrudan demokratik gücünü devreye soktu.
Tüzükte yer alan açık hükümlere göre, imza toplama işlemlerinin başladığı günden itibaren 15 günlük süre zarfında bir araya getirilen belgeler genel başkanlığa sunuluyor. Bugün gerçekleştirilen teslimatın ardından, genel merkez yönetiminin bu imzaları incelemek dışında başka bir hukuki opsiyonu kalmadı. Başvurunun resmiyet kazanmasının ardından, tüzüğün amir hükmü gereği seçimli olağanüstü kurultayın en geç 45 gün içinde yapılması yasal bir zorunluluk teşkil ediyor. Bu da demek oluyor ki, temmuz ayı sonu veya ağustos ayı başında CHP delegeleri yeni genel başkanı seçmek üzere sandık başında olacak.
900 imza ile salt çoğunluk aşıldı: Güven oylaması niteliğinde
Genel merkeze sunulan dosyalarda yer alan imza sayısı, siyasi dengeleri tamamen değiştirecek cinsten bir matematiksel üstünlüğü ortaya koyuyor. Muhalif heyet tarafından toplanan yaklaşık 900 delegenin imzası, sadece kurultayı toplamak için gereken asgari beşte birlik barajı yıkıp geçmekle kalmadı, aynı zamanda seçimli bir kurultayda genel başkan seçilebilmesi için aranan mutlak salt çoğunluk sınırının da fersah fersah üzerine çıktı.
Siyaset uzmanları, 900 delegenin imza vererek değişimden yana tavır koymasını, mahkeme kararıyla koltuğa oturan Kemal Kılıçdaroğlu yönetimine yönelik kitlesel bir güvensizlik oyu olarak yorumluyor. Kurultay salonunda genel başkan seçmek için gereken delege sayısından daha fazla insanın, henüz kurultay toplanmadan ıslak imza vererek bu iradeyi beyan etmesi, genel merkezin siyasi meşruiyetini tamamen tartışmalı hale getirdi. Önümüzdeki günlerde genel merkezin imza inceleme sürecinde çıkarabileceği olası pürüzler ve muhaliflerin yargı restleri, Ankara kulislerindeki harareti artırmaya devam edecek.





