Öğretmenlikten KESİAD başkanlığına

1985 yılında, Hüseyin Beydemir tarafından küçük sanayi sitesinde temelleri atılan, başta otomotiv sanayii olmak üzere, tüm sektörlere, metal kasa / palet / raf imalatı yapan Beydemir A.Ş.'nin ikinci kuşak temsilcisi Seçil Beydemir Kaynak ile, öğretmenlikten sanayiciliğe geçişini, KESİAD'da başkanlığa giden süreci ve hedeflerini konuştuk

Öğretmenlikten KESİAD başkanlığına

Röportaj / Sinan KESKİN

Geçtiğimiz günlerde Kemalpaşa Sanayici ve İş İnsanları Derneği'nde seçim heyecanı yaşandı. Aslında tek adayla gidilen seçimde heyecan yaratan başarılı bir iş kadınının Kemalpaşalı sanayicilerin başkanı olmasıydı. Seçil Beydemir Kaynak, 18 yıllık KESİAD tarihinde ilk kadın başkan oldu.

1985 yılında, Hüseyin Beydemir tarafından küçük sanayi sitesinde temelleri atılan, başta otomotiv sanayii olmak üzere, tüm sektörlere, metal kasa / palet / raf imalatı yapan Beydemir A.Ş.'nin ikinci kuşak temsilcisi Seçil Beydemir Kaynak ile, öğretmenlikten sanayiciliğe geçişini, KESİAD'da başkanlığa giden süreci ve hedeflerini konuştuk.

Seçil hanım öncelikle kısaca sizi tanıyabilir miyiz?

22 yıldır çalışma hayatındayım. Spor lisesinde okuyup, Ege Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu'ndan mezunu oldum. Yaklaşık 11 yıl beden eğitimi öğretmenliği yaptım. İlk görev yerim Manisa'ydı. Ardından 3,5 yıl Erzurum'da çalıştım. Oradan Niğde Aksaray'a tayin oldum. 1 yıl da Aksaray'da çalıştım. Sonra evlilik sebebiyle İzmir'e geldim. Menemen Sabahat Akşıray Otistik Çocuklar Eğitim Merkezi'nde 3 yıl görev yaptım. Çok aktif bir öğretmendim. Öğretmenliğin yanı sıra voleybol da oynuyordum. İzmirspor altyapısında yetiştim. Erzurum'da da Atatürk Üniversitesi'nin voleybol takımını hem çalıştırdım hem de takımda oynadım. Deplasmanlı ligdeydik. Her hafta sonu maça gidiyorduk. Çok hareketli bir hayatım vardı.

Öğretmenlikten sanayiciliğe geçişiniz nasıl oldu?

Menemen'de görev yaptığım sırada babam baypas ameliyatı geçirdi. O ameliyat benim hayatımda radikal kararlar almama vesile oldu. Erkek kardeşim benden 10 yaş küçük ve o dönem üniversite öğrencisiydi. Babamın desteğe ihtiyacı vardı. Ameliyat yaz tatili dönemine denk gelmişti. Bu süreçte fabrikaya çok gittim. Bir süre babam olmadığı için, bir süre de babamı getirip götürdüm. Derken o dönemde hamile olduğumu öğrendim. Öyle olunca babam, 'Yeter artık bu kadar, mesleğini yaptın, gel biraz benim yanımda ol. Kurulu bir düzen var, ileride kardeşin de gelir, birlikte yol alırsınız. Benim de gözüm arkada kalmaz' dedi. Babam bunu arasıra söylerdi zaten. Ben Erzurum'dayken her aradığında böyle bir konuşma yapardı. Ama ben mesleğimi çok seviyordum. O zamanlar ikna olmamıştım. Ama babamın sağlığı söz konusu olunca, eşimle de konuşup onun tam desteğini alınca radikal bir karar verip öğretmenlikten istifa ettim. 11 yıldır aktif olrak sanayiciliğin içindeyim.

Erkek yoğun bir sektörde faaliyet gösteriyorsunuz. Öğretmenlikten sonra zor olmadı mı?

Sanayiden uzak değildim. 8-9 yaşlarında sanayide çırak olarak çalışma hayatına başlayan bir adamın kızıyım. Bizim evimizde hep sanayi konuşuldu. Hep demir koktu evimiz. Babam, çocukken boş kaldığım zamanlarda beni dükkana götürürdü. 10 yaşımda elektrotla kaynak yapmayı öğrenmiştim. Öğretmenlik yaptığım yıllarda özel okuldan Milli Eğitim Bakanlığı'na geçiş sürecinde yaklaşlık 9 aylık boşta kaldığım bir süre var. O dönemde 4. Sanayi Sitesi'ndeki kumlama atölyemizin başına geçtim. Hem orayı idare ettim hem de bilfiil çalıştım. Sanayiciliğe daha sıcak bakmaya başladığım yıllar dönemdir. Tam öğretmenliği bırakıp sanayiye mi geçsem diye düşünürken 9. ayın sonunda Erzurum'a tayinim çıktığını öğrendim. Bavulumu alıp Erzurum'a gittim.

Sanayiciliğine uyum sağlamanız kolay olmuştur o halde.

Başlangıçta adabte olmak kolay olmadı. Bunu telafi etmek için gerek dışarıda gerek şirket içi eğitimler aldım. 3-4 yıl böyle geçti. Hemen genel müdür olarak işe başlamadım. Önce kapının girişindeki sekreter koltuğuna oturtuldum. Elektrik, su, telefon faturalarını ödedim. Şirketin işleyişini en temelden öğrendim. Sonra yavaş yavaş finans işlerine bakmaya başladım. Benim bütün hayatım spordu. Matematik dersini bil en son ortaokulda görmüştüm. Kendimi yenilemem gerekiyordu. O esnada ikinci çocuğuma hamile kaldım. Babam bu işe biraz bozuldu. Neredeyse küsecekti bana. Hep iki çocuğum olsun, birlikte büyüsünler istiyordum. Baktım yoğun bir iş temposuna gireceğim, ondan sonra çocuk yetiştirmek çok zorlaşacaktı. Bir işe başladığımda tam yapmak isteyen biriyim. Yarım bırakamıyorum. Kendimi, huyumu iyi bildiğim için daha yolun başındayken, daha yetkiyi tam almamışken ikinci çocuğum da olsun dedim. Babam başta kızmış olsa da bunu anlattığımda ona da mantıklı geldi.

İkinci çocuktan sonra mı yetkileri devraldınız?

İkinci çocuğumdan sonra şirkete döndüğümde daha tempolu bir şekilde çalışmaya başladım. O sıralarda kardeşimde eğitimini tamamlamış şirkette çalışmaya başlamıştı. Kardeşim endüstri mühendisliği okudu. Yani hem alaylı hem eğitimli. O üretimi devraldı ben de yönetim işlerini.

Biraz da şirketten konuşalım.

Yaklaşık 50 çalışanımız var. Üretimimizin yüzde 35'ini ihraç ediyoruz. İç piyasada çalışmadığımız büyük marka kalmadı diyebilirim. Son üç yıldır yurtdışı hedeflerimizi yükselttik. Yurtdışına yönelik bir satış departmanı kurduk. Son iki yılda ihracatımızı yüzde 10'dan yüzde 35'e çıkardık.

Yurtdışında hedef pazarlarınız neresi?

Bizim elimizde olmayan sebeplerden dolayı Avrupa. Çünkü biz otomotiv sanayine hizmet ediyoruz. Otomotiv parçalarınn üretim esnasında taşıyabilecekleri, istifleyebilecekleri sac kasalar üretiyoruz. O nedenle bizim Avrupa haricindeki ülkelerle çalışma şansımız çok düşük. Bir diğer neden de nakliye. Hacimli ürünler ürettiğimiz için nakliye masrafı yüksek oluyor. O nedenle çok uzak mesafelerle çalışmayı tercih etmiyoruz. Ağırlıklı olarak Hollanda'ya üretim yapıyoruz. Sonra Almanya ve Fransa geliyor.

Yerli otomobil ile ilgili sizden de talepler oldu mu?

Yerli otomotivle ilgili şuan bir bağlantımız yok. Ama dolaylı yoldan olabilir. Yerli otomobilin yedek parçalarını üretecek firmaların bizden talebi olabilir. Bizim için öncelik Avrupa'ya açılmak. Yerli üretim ürünlerimizi artık Avrupa'nın daha çok duymasını istiyoruz. Nakliye sorununu biraz ortada kaldırabilmek için Bulgaristan'da yatırım kararı aldık. Ürünleri Türkiye'de yarı mamül haline getirip Bulgaristan'dan montajlayıp Avrupa'ya oradan satmak istiyoruz. Bulgaristan'da şirket kuruluşumu tamamladık, fabrika kuracağımız arsayı da aldık. Yatırıma başlamak için en uygun zamanı bekliyoruz.

Ne zamandır KESİAD üyesisiniz? KESİAD'da hangi görevleri üstlendiniz?

Ben 2008-2009 yıllarında sanayiye geçtim. Babam hep KESİAD'ın yönetimindeydi. Biz de doğal olarak hep içindeydik. Cengiz Beşok başkanımız döneminde Genç KESİAD kuruldu. İkinci üçüncü nesil bir araya gelmeye başladık. KESİAD ile ortak projeler yaptık. Aytekin Öztaş başkanım döneminde de böyle devam etti. Zeki Yöndem başkanımız döneminde babam artık dernekten çekileceğini söyledi. Zeki başkan da bana, 'yönetimde olur musun?' dedi. Neden olmasın dedim. Sonra Haluk Meriç başkanım da devam etmemi rica etti. Haluk başkan döneminde Genel Sekreter olarak görev yaptım. Bir süre 17:00 – 19:00 arası duayenlerle bir aradaydım ondan sonra Genç KESİAD'lılarla yemeğe gidiyordum. Arada sıkışmış bir karekterdim. Benim için çok keyifliydi. Hem babalarla hem çocukları ile bir arada olmak benim ufkumu çok genişletti. Çok şey öğrendim.

Son seçimlere tek aday olarak girdiniz ve başkanlık koltuğuna oturdunuz. Bu süreç nasıl gelişti?

Haluk başkan bir toplantıda bir anda benim ismimi lanse etti. Aramızda bunu hiç konuşmamıştık. Ama toplantılarda zaman zaman, 'artık senin başkan olman lazım' gibi sözler ediliyordu. Böyle bir yola girdiysek, çalışıyorsak başkanlığı istemek kaçınılmaz. Ben görevden kaçacak bir insan değilim. Ama kolay bir görev de değil. Ben yaptığım işi tam yapmayı severim. Yarı yamalak olduğu zaman acayip demoralize olurum. O nedenle çekincelerim vardı. Ben tam karar vermemişken Haluk başkan sağolsun bir toplantıda ismimi söyleyince gözler benim üzerime çevrildi. Sonra bir anda kendimi başkan olarak buldum.

Bir anda başkan oldum dediniz ama sanırım yeni dönem için projeleriniz vardır.

  • Ben hazırlığımı yaptım. Kara kaplı bir defterim var. Onun her sayfasına notlarımı, projelerimi, kiminle neyi görüşmem gerektiğini, gözlemlediğim yanlışları yazdım. O nedenle aslında işim kolay. Önümde 1 yıllık çalışma takvimim hazır.

  • KESİAD biraz hız kaybetmişti. Öncelikle bunu aşmak zorundayız. Kan kaybetmeye başlamıştık, üyelerimiz geri çekilmeye başlamıştı. Üye kayıplarımızı geri kazanmak öncelikli hedeflerimiz arasında. KESİAD bir sanayi bölgesi. Önceliğimiz sanayiciler. Bunların en başında mesleki eğitimler geliyor. Fabrikalarda çalışan personelin alması gereken belgeler var. İkinci hedefimiz bu belge hizmetini sanayicinin ayağına getirmek. Bunlardan bazıları KESİAD bünyesinde veriliyordu. Benim bu eğitimleri artırmak gibi bir hedefim var. Kemalpaşa'dan İzmir'e gitmek sıkıntı. Zamanımız çok değerli. Bu eğitimler burada olursa sanayi bölgesi için büyük avantaj.

  • Özellikle geçmiş dönem başkanlarımızdan ve bölgemizdeki duayen sanayicilerimizden feyz almak adına paylaşım ortamları planlıyoruz. Akşam toplantıları formatında. Onlardan öğreneceğimiz çok şey var.

  • Birçok firma yan komşusunu tanımıyor. Haluk beyin döneminde başlatığımız iş yeri ziyaretlerine devam edeceğiz.

Herkes masa başı iş istiyor

Birçok sanayicinin sıkıntılı olduğu bir konu var; ara eleman. Gerçekten yeterliliğe sahip, etkin çalışacak personel bulmakta çok zorlanıyoruz. Herkes masa başı istiyor. Bir şeyleri elde edebilmek için aktif çalışmak gerekiyor. Kendi mesleği ile ilgili bir işe girdiğinde bile şikayet ediyor insanlar.

Gençlerin planı yok

Hedefleriniz yüksek olsun. Babam, 'benim 100 yaşına kadar planım var, yaşayıp yaşayamayacağımı bilemem ama ya yaşarsam plansız mı olayım' der. Bizim felsefemiz bu. Gençlerimizin kendi yaşamları için planları yok.

Güçlü kadın olarak yetiştirildim

Babam hiçbir zaman beni, evde oturan, hanımhanımcık, kibar bir kız çocuğu gibi yetiştirmedi. Güçlü kadın olarak yetiştirildim. Bu benim için çok büyük bir avantaj oldu.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner92