İyi yaşam lüks değil, ihtiyaç

Global Wellness Day (GWD) iyi yaşamın bir lüks değil, her bireyin doğuştan hakkı olduğunu hatırlatan bir gün ve bu günü dünyaya bir Türk kadını armağan etti. İşte sizlere pandemi döneminde GWD vizyonuyla iyi yaşamı yakalamanın sırrı.

İyi yaşam lüks değil, ihtiyaç

Röportaj/ Didar DEMİRCİ

Daha korona virüs (Kovid-19) pandemisinin adını bile bilmediğimiz günlerde Global Wellness Day’in (GWD) Yaratıcısı Belgin Aksoy ile bir basın toplantısında tanıştım. GWD ile tüm dünyaya iyi yaşam herkesin hakkı mottosunu yayan Aksoy, beni derinden etkiledi ve pandemi günlerinde iyi yaşamı nasıl yakalarız, kendimiz için neler yapabiliriz hakkında söyleşi gerçekleştirdik.

Pandemi hepimizi derinden etkiledi. En basiti dışarda rahat rahat gezebilmemizi elimizden aldı. Şimdi maskeler, dezenfektanlar, kolonyalar olmadan hareket edemiyoruz. Bu süreçte bizleri zorlayan durumlardan biri de karantina dönemleriydi. Her ne kadar her insan doğarken eşit doğsa da hayatın işleyişi bu eşitliği herkese aynı ölçüde sunmuyor. Karantina dönemlerinde bu durumu daha da hissettik. Şimdi lafı fazla dolandırmadan konuya dönecek olursam, GWD’nin yaratıcısı Belgin Aksoy’u tanımama vesile olan basın toplantısında size bahsettiğim eşitsizliğe karşı şu cevabı vermişti: Her insanın Wellness’ı farklı. Pandemi sürecinde daha da iyi anlamlandırdığım bu sözü size önce Wellness’in tanımını yaparak anlatacağım. Wellness, İngilizce ‘sağlık’ anlamına geliyor. Yani Belgin Aksoy’un armağan ettiği günün kelime anlamı ‘Küresel Sağlık Günü’. Her yıl Haziran ayının ikinci cumartesi günü tüm dünyada kutlanan GWD’de kültürü, dini, dili, ırkı, maddi durumu yani kısacası insanları sınıflandıran hiçbir ayrımcı öge olmadan kişi sağlığı için etkinlikler yapılıyor.

Kısaca özetlersem; Tamamen gönüllülük ilkesine dayalı olan GWD, iyi yaşamın bir lüks değil, her bireyin doğuştan hakkı olduğunu savunuyor. “Wellness” kavramı kısaca; fiziksel, zihinsel ve duygusal açıdan iyi olma hali olarak tanımlanıyor. Global Wellness Day, bu kavramın sağlıklı beslenme ve egzersizin dışında, insanın “bir bütün olarak iyi olma hali” olduğunu tüm dünyaya anlatıyor.

Pandemi döneminde hayatımıza katkı sunacağını düşündüğüm GWD’i, yaratıcısı Belgin Aksoy ile konuştuk.

Belgin Hanım, öncelikle kısaca GWD hakkında bilgi verir misiniz?

İyi yaşamaya adanmış, tamamen kâr amacı gütmeyen bir gün olan Global Wellness Day’nin temel amacı; yaşamımızın kıymetini bilmek, şehir yaşamının stresinden ve günlük kötü alışkanlıklardan arınmak, ilham verici bir görevde ülkeleri bir araya getirmek, “İyi Yaşamın” bir lüks değil, bir gereklilik ve hepimizin temel hakkı olduğu mesajını yaymak.

Global Wellness Day kutlamaları kapsamında, yetişkinler ve çocuklar için zumba, yoga, pilates, dans, bale, doğa yürüyüşü, koşu, beslenme, mutluluk, sanat, farkındalık, cilt bakımı, reiki ve benzeri atölye çalışmaları, nefes ve kahkaha terapileri gibi etkinlikler tüm dünyada ücretsiz ve halka açık olarak düzenleniyor. Global Wellness Day, milyonlarca insanın “Bir gün tüm yaşamınızı değiştirebilir!” sloganıyla hayatlarının değişebileceğini fark etmelerine yardımcı oluyor.

Cumhurbaşkanlarından okullara, belediye başkanlarından hastanelere, dünyaca tanınmış iş insanlarından uluslararası başarılara sahip sporculara kadar, bir çok kişi, kurum ve global marka Global Wellness Day’e desteğini vermiş bulunmakta. Bu yıl dünyada bir ilki gerçekleştirdik ve 24 saat süren canlı yayınla kutladık. 150’den fazla ülkede 350 milyon kişinin hayatına dokunabilmiş olmanın mutluluğunu yaşıyoruz.

Kovid- 19 pandemisi insan hayatının sosyalliğini, manevi değerlerini ve aynı zamanda maddiyatını etkiledi. Bu konuda ‘wellness’ı nasıl hayatımıza davet edebilir, bu yüzyılın pandemisine karşı neler yaparak güç toplayabiliriz?

Pandemiye karşı güç toplamak ve ‘wellness’ı hayatınıza dahil etmeniz için Global Wellness Day’in yedi adımlık manifestosunu tüm kalbimle önermek isterim!

Dünyada herkesin yaş, cinsiyet, milliyet ya da sosyo-ekonomik farkları gözetilmeksizin ‘iyi yaşam’a kolayca ulaşabilmeleri ve uygulayabilmeleri amacıyla yaratılan bu yedi basit adımı hayatınızın bir parçası haline getirebilirsiniz.

Bu maddeleri kısaca açıklayabilir misiniz?

Birinci maddemiz; her gün 1 saat yürü. Nerede yürüdüğün, 1 saati kesintisiz yürüyüp yürümediğin önemli değil. Günümüzde milyonlarca insan hareketsizlikten ölüyor.

İkinci maddemiz; daha fazla su iç. Su içmek çok komplike bir hâl aldı. Hangi suyu içeceksin, ne zaman içeceksin, yudum yudum mu içeceksin yoksa kana kana mı? Bir litre mi, üç litre mi? Bir kere bu kişiden kişiye değişir. İnsanın su ihtiyacı çok farklı olabiliyor. Ama şuna inanıyorum ki herkesin bir yudum daha fazla su içecek payı var.

Üçüncü madde; plastik şişe kullanma. Plastik şişenin sağlığımıza da zararı var. Hormon dengemizi bozuyor. Bir de şu var, plastik şişe bir sembol. Plastik şişeyi kullanmayı bırakınca evdeki plastik saklama kapları, torbalar konusunda da farkındalık geliştiriyoruz.

Dördüncü madde; ailenle birlikte yemek ye. Ben anne, baba ve çocukların birlikte yemek yediği bir jenerasyondan geliyorum. Çok uzun süren sofralardan bahsetmiyorum ama bir teknolojik cihaz olmadan aile fertlerinin birbirinin gözünün içine bakarak gerçek anlamda iletişim kurdukları bir yarım saat bile çok önemli.

Beşinci madde; bir iyilik yap. Bu karşıdan karşıya geçmekte olan bir yaşlıya yardım etmek de olabilir, ihtiyacı olan bir çocuğu okutmak da. İmkanlar neye elverirse. Her gün bir iyilik yapmak manevi tatmin sağlayacaktır. Kaldı ki iyilik yaptığınız kişinin aurasını da değiştirmiş olursunuz. İyilik bulaşıcıdır.

Altıncı madde ise sağlıklı beslenmek. Aslında hepimiz ne yememiz gerektiğini biliyoruz da işimize gelmiyor. Aynı şekilde neyi yemememiz gerektiğini de...

Ve son maddemiz; akşam saat 10’da, hadi olmadı 11’de uyu. Bilim de kanıtladı ki akşam saat 10 ile gece saat 3 arasında, mümkünse kapkaranlık bir ortamda uyuyor olmak çok önemli. Çünkü o saatler arasında büyüme hormonu salgılıyoruz, hücrelerimiz kendini yeniliyor. Sabah yorgun uyanınca, gününüz de iyi geçmiyor.

Aslında hiçbirimizin hazırlıklı olmadığı bir salgın döneminden geçiyoruz. Kimilerinin yakınları öldü, kimilerinin yakınları halen hastanede tedavi görüyor, ama hepimiz açık etsek de etmesek de korku içinde yaşıyoruz. Global Wellness Day’le bu süreci nasıl daha yaşanabilir hale getirebiliriz? Ya da kendimizi bu hastalıktan koruyabilir miyiz?

Pandemiyle dünyanın ne hale geldiğini yaşadık. Paranın, şöhretin, lüksün hiçbir önemi yok, gördük. Kapınızın önünde hangi model araç olursa olsun, eviniz hangi lüks eşyalardan oluşursa oluşsun, dolabınızda hangi özel tasarım kıyafetiniz olursa olsun, onları kullanacak sağlığınız yoksa hiçbirinin kıymetinin olmadığını anladık.

Sağlıklı olabilmek içinse sevgi gerekiyor. Öncelikle de kendimizi sevmemiz gerekiyor.

Benim fiziksel, ruhsal ve zihinsel sağlık için hayatımda uyguladığım belli rutinlerim var. Hayatımı iyileştiren bu rutinlerimi herkes için önermek isterim.

Sabahları genelde erken kalkıyorum. Geceleri de erken uyuma alışkanlığım var. Kaliteli uykunun sağlımıza olan etkisi artık bilimsel olarak kanıtlandı, özellikle gece 10.00 ile 03.00 arası karanlık bir ortamda uykuda olmak, hücre yenileyici melatonin ve büyüme hormonu salgılayabilmemiz için oldukça önemli. Erken saatte, aç karnına yaptığım 40 dakikalık kardiyo, akabinde yaptığım 15 dakikalık meditasyon, günün kendimle baş başa kalabildiğim en kıymetli dakikaları. Kendimizle kaldığımızda duyduklarımızdan rahatsız olup kaçtığımız anlar olabilir ama, yüzleşmeden de bazı şeyleri çözmek mümkün olamıyor. Yaklaşık 3 yıldır vegan besleniyorum. Paketlenmiş hiçbir gıdayı, işlenmiş, rafine şeker asla tüketmiyorum. Hurma, kuru erik, kuru inciri tercih ediyorum. Vegan beslenme sistemi oldukça hassas bir uygulama. Veganlar için özellikle kırmızı et tüketimi yerine bitkisel proteinleri artırmak oldukça faydalıdır. Bu noktada; kuru fasulye, siyah mercimek, maş fasulyesi ve barbunya gibi protein açısından oldukça önemli kaynaklardır.

Güncelleme Tarihi: 26 Eylül 2020, 10:19
YORUM EKLE