'İstemezükçü' değiliz

Geçtiğimiz ay oldukça heyecanlı bir genel kurul süreci geçiren Mimarlar Odası İzmir Şubesi'nde ipi göğüsleyerek başkan seçilen Dr.Öğr.Üyesi İlker Kahraman ile seçim sürecini, iptal edilen 1/5000'lik imar planını, İnciraltı'nı, Kültürpark'ı ve İzmir'e dair hayallerini konuştuk.

'İstemezükçü' değiliz

Röportaj/ Sinan KESKİN

Kent dediğimiz şey mimariden ibaret aslında. Sevdiğiniz bir kent düşünün, aklınıza ilk gelen, sizde güzel anılar bırakan bir meydan, tarihi veya modern bir bina, bir park ya da güzel bir cadde değil midir? Kentle ilgili sevdiğimiz şeyleri yapılarla ilişkilerimiz üzerinden kurguluyoruz. Bu kurgu da mimarın eseri. Tam da bu nedenle bir kentin mimari gelişimi üzerine söz hakkı olan en önemli meslek grubunun da mimarlar olması çok doğal. Ve yine tam da bu nedenle, yerel veya merkezi yönetimin kentin geleceğine ilişkin attığı yanlış adımlara karşı sesini yükselten ilk meslek grubu da mimarlar oluyor. Rant sevdasındaki kimi kesimlerce “istemezükçü” olarak yaftalansalar da onlar sizin, benim, hepimizin çocuğu için seslerini yükseltiyorlar. 

Geçtiğimiz ay oldukça heyecanlı bir genel kurul süreci geçiren Mimarlar Odası İzmir Şubesi'nde ipi göğüsleyerek başkan seçilen Dr.Öğr.Üyesi İlker Kahraman ile seçim sürecini, iptal edilen 1/5000'lik imar planını, İnciraltı'nı, Kültürpark'ı ve İzmir'e dair hayallerini konuştuk.

İlker bey kent sorunları ile ilgili konuşmadan önce kısaca seçim sürecini değerlendirir misiniz? Sizin önceki yönetimden farkınız nedir?  

Çok keyifli bir mesleğin içindeyiz. Odamız da bu keyifli mesleğin çatı örgütü. Odadaki herkes de arkadaşımız. Birbirinden kopuk insanlar değiliz. Geçmiş yönetim çok keyifli bir dönem geçirdi. Ama bizim yapmak istediğimiz farklı şeyler var. Daha kapsayıcı, daha aktif, hatta proaktif olarak tanımlıyoruz kendimizi. Sadece yanlışı gösteren değil çözüm üreten, nasıl olması gerektiğini söyleyen bir yaklaşımımız var. Bunu hayata geçirmek için aday olduk ve destek gördük arkadaşlarımızdan. Temel amacımız, umut. Bu bir tek bana da değil, bu size de, etrafımızdaki herkese de umut. Biz ülkemizi çok seviyoruz, ama İzmir'in ayrı bir yeri var hepimiz için. İzmir herkesi içine alan, aldıktan sonra da besleyip büyüten bir yapıya sahip. Biz de bunun faydasını yanımıza alıp umudu yaymak istiyoruz. İnşaat sektöründe pek çok farklı disiplinden arkadaşımız var ama neyin ne olacağına mimar karar veriyor. Ve bir hedef çiziyor. Bu sebepten de farklı alanlardan beslenmek zorundasınız. Mimarların ciddi bir donanımı olmak zorunda. Biz bu donanımı açığa çıkarmak, kent için, bizler için faydalı hale getirmek istiyoruz. Yaşadığımız kent için hepimizin hayalleri var. Bu hayallerin gerçekleşmesi için bizim planlarımız var. 

Siz tüm muhalif grupların üzerinden uzlaştığı bir isim oldunuz. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

En çok zorlandığım şey başkan kelimesi oldu. Ben yönetim kurulunun bir üyesiyim. Yaşar Üniversitesi'nde yürüttüğümüz Avrupa Birliği destekli Cost Action projesini yöneten bir dostumuz vardı. Kendisine, böyle büyük bir organizasyonu nasıl yönettiğini sordum. Şaşırdı, 'ben hiç yönettiğimi düşünmüyorum, ben herkese hizmet ettim' dedi. Bunu çok doğru buluyorum. Hepimiz bir bütünü oluşturmak için bir aradayız. İnsanın en çok insan olduğu yer kent. Bunun için hepimizin üstüne çeşitli sorumluluklar düşüyor. İlker Kahraman o sorumluluklarını bilen biri. O nedenle arkadaşlarım tarafından destek görüyorum. Aslında sebebini bilmiyorum açıkçası. Ben ben olmaktan başka bir şey yapmıyorum. Herkesin birbirine saygı duyarak aynı amaç uğruna hizmet etmesini güdülüyorum. Bunun destek görmesini olağan karşılamak lazım. Arkamızda da iyi bir örgütlenme ve kenetlenme modeli gerçekleşti. Ama bu şu demek değil; evet iki grup olarak yarıştık ama kesinlikle ayrı gayrımız yok, olmayacak da. Ülkenin şuan içinde olduğu kutuplaşmanın bizde olması mümkün değil. İstemeyiz de zaten. Hep beraber ne yapabilirsek, nasıl yapabilirsek onun üzerinde bir çaba sergilemek istiyoruz. 

Üniversitedeki görevinize devam edecek misiniz?

Bu iş tam zamanlı bir iş. Üniversiteye bir dönem ara verdim. Gelen gün ne getirir bilmiyorum, göreceğiz. Verdiğimiz sözün arkasında durmak için emeğe ve zamana ihtiyaç var. bunu sağlamak arzusundayım. 

Son günlerde Zorlu Center gökdeleninin de içinde bulunduğu alanın 1/5000'lik imar planının iptal edilmesi için açtığnı davayı kazandınız. Neden bu planın iptal edilmesini istiyorsunuz?

Siz kendi hayatınız için bir plan yapıyorsunuz. Çocuğunuzun iyi bir eğitim almasını, üniversiteye gitmesini, aile kurmasını istiyorsunuz. Çocuğunuz eğitimini bitirmeden evlenip çocuk sahibi olmasını istemezsiniz. Bu biraz böyle bir şey. İzmir çok önemli, çok kadim bir şehir. Herkesin göz bebeği. İzmir'in bir vizyonla planlanmasını istiyoruz. Çeşitli ölçeklerde planlarla yapılıyor. 1/100.000'lik, 1/25.000'lik ve 1/5.000'lik planlarımız var. Bir de otuırduğunuz evin ne şekilde olacağını tanımlayan 1/1.000'lik planlarımız var. Bizim itiraz ettiğimiz konu 1/5.000'lik planlar. Bu plan şehre bir vizyon çiziyor. Ulaşım nasıl olacak, kentin silüeti nasıl olacak gibi bu şehrin ileriki yıllardaki vizyonunu çizen bir plan bu. Planlanmış bir vizyon üzerinden yapılaşmaya gidilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Vizyon haricinde dışarıdan eklektik bir şey yapmayalım. Plana uyalım, planı kabullenelim, herkes de o plan üzerinden eşit bir şekilde yürüsün.  Şehrin yıllar içinde büyümesini ve yapılaşmasını görebilelim istiyoruz. Kabul edilmiş planlar üzerinden bunların çözümlerini bula bula uygulamaya geçersek zaten sorunumuz kalmayacak. Aklı başında insanlarız, bu sorunlar çözülemez sorunlar değil. Bizim asıl isteğimiz ve sıkıntımız bu yönde. Eğer bunun dışında bir yapılaşma söz konusu olursa iptal olur. Planda kamu yararına uygun olmadığı düşünülen kısımlar var. Onlar düzeltilirse buna kimse hayır demez. Hayır demek için bir sebebimiz kalmaz. Bunlar zor süreçler, yapanlar için de zor. Şeffaflık ve diyalog olursa çözümsüz bir nokta kalacağını zannetmiyorum. Bundan 15 yıl sonra hayıflanmamak için önlem almak adına hareket ediyoruz. 

Oda olarak yüksek yapılara tümden karşı mısınız?

Gökdelen bir ihtiyaç mıdır? O tartışılır. Bir yere kadar yerinde hareketler olabilir ama tadında bırakmak kaydıyla. Bunu talep eden bir kesim var. Bana sorarsanız, vatandaş İlker olarak yatay yapılaşmanın daha doğru olduğunu düşünüyorum. Ama şehrin ihtiyaçları sebebiyle planlı olarak yapılanlara da sözüm yok. Ama keşke bu planlamalar biraz daha çepere yansıyacak şekilde yapılabilse ve biz yoğunluğu kent merkezinden çeperlere yayabilsek. Böylece altyapının daha da rahatladığını hep beraber göreceğiz. Hep şikayet ettiğimiz altyapı ve trafik problemlerinin azaldığnı göreceğiz. 

Yıllardır kentin gündeminde olan bir yerde İnciraltı. İnciraltı'nın planlanması konusunda ne düşünüyorsunuz?

TMMOB İl Koordinasyon Kurulu'ndan Melih Yalçın başka bir alan için bir tanımlama yapmıştı; bizim bir evimiz var bir de bahçemiz, biz bahçeyi bahçe olarak tutmak istiyoruz dedi. Bu da biraz öyle. İnciraltı'ndaki Kent Ormanı'nın yerine yapılması planlanan başka bir proje vardı onun yerine kent ormanı yapıldı. Kent Ormanı'nın ne kadar büyük bir ihtiyaç olduğunu gördük.  Kentlinin kaçıp rahat nefes alabildiği, doğayla başbaşa olabildiği bir yer haline geldi. Kenti sevmemizin sebepleri kısa vadede ulaşabildiğimiz cennet yerler olması. Bu cennet yeri korur isek kent kent olarak kalıyor ve kendimizi o kente ait hisstemeye devam ediyoruz. 

Bölgenin planlanmasına karşı mısınız?

Planlanmasına karşı değilim. Nasıl bir plan yapılacağını tartışalım diyorum. 

Son dönemde sıkça gündeme gelen bir diğer alan ise Kültürpark.

Kültürpark müthiş bir vizyonla yapılmış. Kenti planlayanların Kültürpark üzerinden bir planlama yaptığını rahatlıkla görebiliyorsunuz. Bir hava fotoğrafına baksanız paraşüt kulesinin Montrö'den gelen yol üzerinde yer aldığını ve bunun bilinçli yapıldığını rahatlıkla görebilirsiniz. Orası da bir kaçış ve nefes alma yeri. Çok çok ihtiyaç var. New York'ta Central Park var, İzmir'de de Kültürpark var. Kültürpark'ın Kültürpark olarak kalması lazım. Bilerek veya bilmeyerek şehri sevmemizin sebepleri bu mekanlar. Tüm sosyo-ekonomik seviyedeki insanların aynı seviyede vakit geçirebildiği bir alan. Herkese aynı hissi veren müthiş bir yer. Sihirli. Bunu kaybetmek kesinlikle kabul edilebilir bir şey değil. 

Kültürpark içindeki bir takım yapılar “eklenti” olarak değerlendirildiği için yıkıldı. Peki şu an mevcutta bulunan yapıların durumu ne olmalı sizce?

Mimarlar Odası'nn bu konuda bilgi birikimi var. Bundan destek almak lazım. Neyin eklenti olduğuna, neyin yıkılacağına kim karar verecek. Burada bir kurulun söz hakkı var. Ama bu kurula projeyi götüren de mimarlar. Kent için çok önemsediğimiz bir mekan ve öyle kalmasını umuyoruz. Kentin belleğini silmek kabul edilebilir bir şey olamaz. 

Kamu yararı gözeterek açtığınız ve takipçi olduğunuz konular nedeniyle tepki çektiğiniz oluyor mu? Her şeye karşı çıkıyorsunuz diyenler var mı?

Kesin diyorlardır. Bu bilinçlenmeyle olacak şey. Bir istemezükçü yaftası var. O sebeple Mimarlık Merkezi'nde kentliyle birlikte çeşitli beyin fırtınaları yapmak istiyoruz. Çözümün parçası olmalarını istiyoruz. Çünkü kenti şekillendirdiğimizde ileride çocuğunuz o olacak. Kentin içinde mutlu mu yaşayacak mutsuz mu olacak. Buraya ait mi olacak buradan gitmek mi isteyecek. Çok kısa vadeli planlar yapmanın bize bir faydası yok. Burası yeterince güzel zaten, daha iyi olması da bizim elimizde. Bu da uzun planlarla ve diyalogla olur. Bunu anlatmak ve aktarmak lazım. Her yerin bina olmasının bize nasıl bir katkısı var. 

İtirazlar rant üzerinden gelecek

5 defa iptal edilmiş bir plan. Bir altıncı plan yapıldığında da artık şu olmalı; plana itiraz edenleri, akademisyenleri, kentliyi bir araya getirip nasıl yapalı mı tartışmamız lazım. İtirazlar mutlaka gelecektir. İtirazlar rant üzerinden gelecektir. Çünkü 7 katlı bir yapı yapmak var 2 katlı bir yapı yapmak var. Gerçekçi bakmak gerekirse arasındaki rant farkı büyük bir baskı oluşturacak. Bu baskı çoğulcu bir yaklaşımla elbette sönümlenebilir. 

Özgüven eksikliğimiz var

Ülkemizin Ortadoğu olduğunu kabul etmiyorum. Batıdaki arkadaşlar haritayı açmış, burası doğu, burası da doğunun ortası demişler. Hayır, burası merkez. Hayat burada başlamış. Sen batısın sen doğusun. Bizim herhangi birine benzemeye ihtiyacımız yok. Bizim biz olmaya ihtiyacımız var. 

Bizden destek alınmıyor

Aslına bakarsanız estetik kurullar prosedür gereği var şu anda. Asıl problem estetik kurulun nasıl oluşturulacağı ve içinde kimlerin olacağı. Bir estetik kurul olacak ama estetik kurulda kim olacak. Bu soruyu iyi cevaplamak lazım. Yetkinliğe sahip olan kim var? Odalardan destek alınmasını özellikle de mimarlardan destek alınmasını çok arzu ediyorum. Ama şu an çok fazla destek alınmıyor. 

Güncelleme Tarihi: 02 Mart 2020, 16:56
YORUM EKLE

banner92