İdeolojiye kurban verilen tarihi miras: Kariye

Ayasofya’nın ibadete açılması tartışılırken Kariye’nin de aynı kaderi paylaşması, sanat tarihçi Prof. Dr. Engin Akyürek tarafından, kültürel mirasların ideolojik çatışmaya alet edildiği şeklinde yorumlandı.

İdeolojiye kurban verilen tarihi miras: Kariye

Ayasofya’nın duvar resimlerinden daha detaylı ve rönesansa kucak açan nitelikleriyle Bizans sanatının biricik yapılarından olan Kariye'nin ibadete açılmasıyla tahribata uğrama ihtimali sanat tarihçilerini düşündürüyor.

Röportaj: Asya Yaşar İkiz

İstanbul’un Fatih ilçesinde bulunan, fresk ve mozaikleriyle ünlü Kariye Müzesi (Hora Manastırı Kilisesi) Resmî Gazete’de yayınlanan kararla Diyanet İşleri Başkanlığı’na devredildi.

Kurulma hikayesi 6. yüzyılda çilekeş aziz Theodoros tarafından başlayan Kariye, 21. yüzyılda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kararıyla müze statüsünden çıkarılarak camiye dönüştürüldü.

Ayasofya’nın camiye dönüştürülmesi sonrası yapıya ibadet için gelen yurttaşların görüntüleri, geçmişten günümüze titizlikle korunarak gelen yapının geleceği hakkında endişe yarattı. Binlerce yıllık tarihe sahip yapının özenle korunması gerekirken, yaşanan gelişmeler sanat tarihçilerini endişeye sevk etti.

Ayasofya’nın duvar resimlerinden daha detaylı ve rönesansa kucak açan nitelikleriyle Bizans sanatının biricik yapılarından olan Kariye'nin ibadete açılmasıyla tahribata uğrama ihtimali sanat tarihçilerini düşündürüyor.

Öte yandan, kültürel mirasların ideolojik çatışmalara kurban edildiği tartışması da gündemde. Birçok sanat tarihçi, dünyanın birçok yerinden gelen turistlerin uğrak yeri olan Kariye’nin statüsünün değiştirilmesini ideolojik bir mesaj olarak yorumlayarak, Ayasofya örneğinde olduğu gibi tarihi eserlerin siyasete alet edilmesini eleştirdi.

Hıristiyan Konstantinopolis’teki son görkemli yapı ve Bizans Rönesansı’nın en yüksek noktası olarak kabul edilen Kariye'yi Koç Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümünden Prof. Dr. Engin Akyürek ile konuştuk.

“İdeolojik bir uygulama”

İznik, Trabzon ve İstanbul Ayasofyalarının ardından Kariye Müzesi'nin de camiye dönüştürülmesinin bir ihtiyaçtan doğmadığını belirterek sözlerine başlayan Prof. Dr. Engin Akyürek, söz konusu yapıların etrafında yeterli miktarda ibadet mekânı bulunduğunu hatırlatıyor. Müzenin etrafında Mehmet Ağa, Beyceğiz, Yavuz Sultan Selim, Şehit İbrahim Yılmaz gibi sayısı 10'u geçen cami yer alıyor.

Akyürek, Kariye'nin yerli ve yabancı ziyaretçileriyle çevre esnafına ve İstanbul'a da ekonomik yarar sağladığına işaret ederek, müzelerin statülerinin değiştirilmesinin partilere oy artışı olarak yarar sağlamadığına dikkat çekiyor. Halkın sorunları arasında ibadet yeri olmadığını söyleyen Akyürek "Bu sadece çok küçük radikal bir azınlığı mutlu etmiş olmalı. Bu tamamen ideolojik bir uygulamadır" ifadelerini kullanıyor.

Seçmenin gündemi değil

Avrasya Araştırma Şirketi’nin Ayasofya’nın ibadete açılmasından sonra yaptığı Siyasi Gündem anketi sonuçları Engin Akyürek’in görüşlerini doğrular nitelikte. Ankete katılan 2 bin 460 kişiye “Ayasofya’nın vakit ve Cuma namazlarına tamamen açık hale getirilmesi siyasi tercihinizi etkiledi mi?” diye soruldu. Ankete katılanların yüzde 99,7’si bu soruya “Etkilemedi”, yüzde 0,2’si “Evet, Cumhur İttifakı’na oy vermeye karar verdim”, yüzde 0,1’i ise “Evet, muhalefete oy vermeye karar verdim” şeklinde yanıt verdi.

Özgünlüğü korunacak mı?

Engin Akyürek, Paleologoslar Rönesans’ı olarak adlandırılan bir dönemden günümüze en iyi haliyle korunarak gelen Kariye'nin Diyanet'e devredilmesinin yapının korunması açısından ortaya çıkacak sorunlara değiniyor. Bir müzenin korunması konusunda gösterilen hassasiyetin, yapı camiye dönüştürüldükten sonra sürdürülebileceğinden emin olmayan Akyürek "Örtülerek gözlerden uzaklaştırılan mozaik ve freskolara bir cami personeli ne kadar özen gösterir?" diye soruyor. Duvar resimlerinin belli periyodlarla elden geçirilip konservasyon çalışmalarının yapılması gerektiğini vurgulayan Akyürek, yapının camiye dönüştürülmesinden kaynaklı yeni düzenlemelerin sorunlara neden olabileceğini düşünüyor. Camiye dönüştürülen müze zeminin halı kaplanması, ses sistemi, havalandırma gibi değişimlerle yapının özgün niteliğinden çıkabileceğini ifade eden Akyürek, yapının özgün haliyle daha özenli korunacağını düşünüyor.

“Bizans Rönesansı’nın en iyi kanıtı”

Peki Kariye'yi böyle özel kılan nedir, yapı sanat tarihi açısından nerede duruyor? Soruyu, Kariye'nin duvar resimlerinin birçok bilim insanı tarafından Avrupa Rönesans’ı ile kıyaslandığını hatırlatarak cevaplamaya başlayan Akyürek, bu resimleri dönemin en iyi örnekleri olarak niteliyor. Akyürek'e göre, söz konusu resimler Bizans Rönesans’ı olarak adlandırılan dönemin en iyi kanıtı. Bunu dönemin sanat ortamını hatırlatarak açıklayan Akyürek, "Dönemin kültürel atmosferi Avrupa Rönesansı'nı andırmaktadır. Kültür ve sanatta görkemli bir canlanış, Antik kültüre duyulan ilgi, bilimlere ve doğaya karşı bir merak…" ifadeleriyle Bizans Rönesansı’nın doğuş nedenlerini açıklıyor.

Kariye duvar resimlerinin bu kültür ortamının sanata yansıması ve günümüze ulaşabilen tanığı olarak Bizans Rönesansı olarak adlandırılan dönemin kanıtları olması bakımından önemli olduğunu düşünen Akyürek, Kariye'nin bir başka özelliğini de şu sözlerle ortaya koyuyor; "Resimlerde yeniden doğaya öykünme; dinamik hareket halinde, oylumlanmış hacimli figürler; zengin renk skalası; doğru perspektif kullanılmış olması gibi unsurlar resim sanatının Ortaçağ özelliklerinden sıyrılarak yeni bir özellik kazandığını göstermektedir."

Engin Akyürek, Kariye'nin resim programı açısından önemine de değinerek, söz konusu resim programının neredeyse eksiksiz olarak günümüze ulaşabilmiş olan Türkiye'deki en önemli örnek olduğunu düşünüyor. Yapıda bulunan çok çeşitli resimleri hatırlatarak "Nartekslerde* Meryem ve İsa'nın yaşamından sahneler, mezar şapelinde ise ölüm kültü ile ilişkili çok zengin, eşi bulunmayan bir resim programı vardır" diye ekliyor.

Notlar:

*Erken Hıristiyan ve Bizans mimarilerinde kilisenin ana mekanına açılan giriş bölümü.

*Kariye Müzesi fotoğrafları İstanbul Valiliği sitesinden alınmıştır.

Tarihsel geçmişi

Geçtiğimiz yıl 200.173 kişi tarafından ziyaret edilen Kariye, 6. yüzyılda çilekeş aziz Theodoros tarafından manastır olarak kuruldu. 11. Yüzyılın sonunda İmparator I. Aleksios Komnenos’un kayınvalidesi Maria Dukaina tarafından kubbeli bir yapıya dönüştürülen Kariye, en önemli değişimini ve bugünkü görünümünü siyasetçi ve sanat meraklısı Theodoros Metokhites’in 14. yüzyılda yaptığı değişiklikler sonunda aldı. İstanbul’un alınması ile bir süre daha kilise olarak kalan Kariye, 1511’de II. Beyazıd döneminde camiye çevrildi.

YORUM EKLE