CHP lideri Özel, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Bozbey'in gözaltına alınmasının ardından bugünkü programını iptal ederek bir basın toplantısı düzenledi. Gündeme ilişkin açıklamalarda bulunan Özel, iktidara sert sözlerle yüklendi. Özel, "CHP'nin evinde yangın çıkıyor diye bakanlara şunu söyleyeyim, komşuyuz ha! Bizim ev yanarsa apartman yanar, bu ulu çınar yanarsa orman yanar. O yüzden herkes kimin ateşle oynadığına dikkat etsin. Biz yangınlardan çıkmış, bu ülkeyi küllerinden doğurmuş bir partiyiz. O yüzden herkes kiminle paslaştığına, kimi tehdit ettiğine doğru karar versin. O tehditlerden yılacak birini arıyorsanız, onu bu partinin başında bulamazsınız." diye konuştu. Erken genel seçim çağrısı yapan Özel, tutuklanan CHP'li belediye başkanlarının yerine de seçim yapılması çağrısında bulundu. Özel, "CHP'nin daha önce kazandığı yerlerde AK Parti'ye kaybedersem görevi bırakırım. Var mısın Erdoğan, var mı cesaretin?" dedi.

Özel'in açıklamasından satır başları şöyle:

"Milli takımımıza destek vermek ve bir gururu hep birlikte yaşamak üzere Priştine'ye gitmeyi planlamıştık. Ancak bugün maalesef yine karanlık, kötü, kasvetli, can sıkıcı bir güne uyandık. Bugün 31 Mart 2026. 31 Mart 2024 seçimlerinin yıl dönümü. Büyük zaferimizin yıl dönümü ve dün akşam uyurken şu duayla uyudum. İnşallah yarın 31 Mart Milli Takım'a, Türkiye'ye uğurlu gelsin. Ama sabahın erken saatlerinde Bursa Büyükşehir Belediyesi'ne yapılan bir operasyonla uyandık. Bir yola çıktık. Buna önce çok az kişi inandı. Sonra imkansız dedikleri, üzerine bahislere girdikleri bir şey oldu ve Atatürk gelse bu delegeyle seçim kazanamaz denilen delegemizi, biz değil gençler, kadınlar, anneler ikna etti. Hayatımda belki asansörde ilk kez 4. kata birlikte çıktığı 5. katta oturan genç, bizim delegeyi asansörde ikna etti. Torunlar dedeleri ikna ettiler, babalar evlatları ikna ettiler ve olmaz denilen oldu. Bir değişim oldu partide. Değişim olduktan sonra döndük ve dedik ki 'Partiyi birinci yapamazsak bırakacağız' dedik. İlk sınavımız 4 ay sonraydı. Sandıklar açılınca gördük ki CHP'nin değişimi Türkiye özeleştiriye saydı, dedi ki 'bu bir özeleştiri ve bir şans veriyorum' dedi. Öyle böyle bir şans vermedi. Birincilik verdi, nüfusun yüzde 65'ini, ekonominin 85'ini verdi. Dedi ki 'Buralarda sen yönet, bir görelim. Sen yönet ve bunu sana Türkiye'nin değişim umudu için önemli bir kredi olarak veriyorum.' 'Bu seçimin kazananı millettir, kaybedeni yoktur' dedim. O seçimin devamında başıma gelecekleri bile bile dedim ki 'Madem ki millet birinci parti olma görevi vermiştir, biz birinci parti olmanın sorumluluğuyla davranacağız.' Bu stresi, bu zulmü ve hep gerginlik üzerinden bir siyaseti istemiyor millet, hak etmiyor da. Envaiçeşit numara, envaiçeşit saldırı.

"Nereleri millet sizden aldı da bize verdi siz buna bakın önce"
Bir savcı bir hâkim siyasete girerse oraya geri dönemez kardeşim. Siyasete girmeye bakan yardımcılığını yazmamış çünkü anayasa yazılırken sen uydurdun. Ama sen anlattın teşkilatına, bunlar siyasidir diye. Onu aldı İstanbul'a başsavcı yaptı. O gün bugün İstanbul'un, Türkiye'nin huzuru yoktur. Normalleşme diye bir şey yoktur. Normal normal dururken, millet bu kavgasızlığı, hizmeti sevdi diye... Bakın Esenyurt Belediyesi'ne ilk kayyımı atadıkları güne ne benim ne Erdoğan'ın birbirimize hakaret davamız yok. Sonuç, bize balta çektiler! Milletin seçtiği birinci partiye balta çektiler. Ekrem İmamoğlu'nu düşman bellediler. Millet birini istemezse o kişinin başına gelenden kendi sorumludur ama millet birini istiyor da sen birini onun karşısına dikiyorsan bundan sen sorumlusun. Artık o milletin adayı. Ya kendine gel! Beyoğlu'nu, Eyüpsultan'ı vermiş adam CHP'ye. Sen daha milliyetçi muhafazakar partisin değil mi, oralarda neler yaptıysan Kasımpaşa'yı almış senden vermiş başkasına. Arınmayı bulmuşlar kendileri. Kirlendik lafı kime ait? Nereleri millet sizden aldı da bize verdi siz buna bakın önce. Bunun muhasebesini yaptın mı, millete bunun hesabını verdin mi, yok.

Bugüne kadar bu partide sistem diye bir laf duymadım, duyan varsa söylesin. 'Sistem var orda git bul, kasa var git bul, para var git bul...' nereden biliyorsun sen bunları? Kişi kendinden bilir işi. Erdoğan yargılanırken iddianamede bir sistem yazıyor: 'Albayraklar'ın kurduğu bir sistemle oradan geçmeden buraya gelinmez, herkes parayı verecek ondan sonra iş olacak.' Kimse kasa görmedi, arayın bulun. 1 yıl boyunca her türlü haysiyet cellatlığı yapıldı. Bir tarafta siyasi etik yasası çıkarayım diyen başbakanı parti içi darbeyle gönderip yerine havuz işini bilen Binali Bey'i bindirmediniz mi? Günü gelince de in Ali deyip başbakanlığı lağvetmediniz mi? Bütün yetkileri partili bir cumhurbaşkanına vermediniz mi? Hepsiyle mücadele ediyoruz. Yok Özgür Özel'in dokunulmazlığı kalkabilir... Ya kardeşim daha ne şantaj yapacaksınız, daha ne tehdit edeceksiniz? Biz bunlara sinecek olsak Atatürk'ün koltuğuna mı talip oluruz? Kendim için siyaset yapıyor olsam doğru yer burası olabilir mi? Burası millet için siyasetin kalesidir. Dokunulmazlığı kaldırırmış da bilmem ne. 'Kimse dokunulmaz değil', okudum aldım mesajı.

"Mafya mısınız lan siz!"
Sabahleyin tam 31 Mart günü, zaferin yıl dönümünde, 47 yıl sonra kazandığımız Bursa'yı seçimle kaybettikleri günün yıl dönümünde, 30 Mart torbaya girdi, 1 Nisan şaka olurdu çünkü, 31 Mart günü yargı operasyonuyla almaya çalışıyor adam. Görüyor musunuz ne yapıyorlar? Mafya mısınız lan siz! Sandıkta alamadığın şeyi hakim tokmağıyla, savcı cübbesiyle yola çıkana yol verir mi bu millet. Meselenin özü burada, önce bunu anlayın. O yüzden diyorum ölmeyi göze aldık diye. Bu mesele bir belediyeden fazlası. İçeride dimdik yatıyor benim arkadaşlarım, eğilmeden bükülmeden. Eğileni büküleni, 'bana layıksın' deyip götürüyorsun zaten. Sana layık onlar! Suçu ne biliyor musunuz, aylardır yazdırıyorlar çizdiriyorlar 'AK Parti'ye katılacak'. 'Katılmam' diyor. 'Ya AK Parti'ye katıl ya hapse atıl'a karşılık 'hapsi göze alırım ama Bursa'dan aldığım emaneti vermem' diyor. Bahçeli'ye tepki
Bayrampaşa'da Sayın Bahçeli satır arasından söylemiyorum. Açık söylüyorum Sayın Bahçeli. Bayrampaşa'da belediye başkanı bana verdi. Ben size verdim isimleri. Bayrampaşa belediye başkanına 1 milyon lira verdim de serbest kal dediler. Yalandan korkarım diye oğlumla beni Silivri'ye getirdiler diyordu. Oğlu MHP ilçe yöneticisiydi. İçeride yattılar. Size ben duyurdum. Bir ilgilenin ya dedim. Gittiniz bir tek kendinle ilgilenip onu bıraktırdınız. Bizimkini içeride bıraktınız.

Sayın Bahçeli adam diyor ki iftira atsam girmeyecektim. Devlet Bey sesimi duysun. Sen gittin onu bir tek kurtardın oradan. Bizimki duruyor. Çünkü iftira atanlar oldu. Atmam diyeni MHP'li de olsa içeri attılar. Bir şekilde onu sen çıkardın. İftira yiyen orada Bayrampaşa Belediyesi'nde alt belediye AK Parti'ye geçti bir farkla. Hileli oylamalarla. Gaziosmanpaşa sırf çoğunluk sizde diye geldiniz. Belediye Başkanı koydunuz. Aylardır iddianame yok. Kasadan TRT paraları gösteriyordu. Mühür çıktı. Paralar stok görüntü çıktı. Yalan görüntüymüş. Kardeşim nasıl oluyor da, nasıl oluyor da oruç tutarken namaz kılarak secdeye varınca başını koyunca Gaziosmanpaşa'ya bunu yapıp da halen daha bu duaların kabulünü istiyorsun ya bu ibadetin nasıl oluyor bu? Bunu soruyoruz sana. O çocuğun günahı sadece sevilen Gaziosmanpaşalı bir figür senin adayı yendi. Belediye meclis sende. Daha iddianame yok. İddianame. Yalan çıktı bütün söyledikleriniz. Şimdi milletin içine gireceksiniz. Konuşacaksınız, konuşacaksınız. Bugün Türkiye'de 30 belediye milletin seçmedikleri tarafından yönetiliyor. 28 bu 30 12 belediye kayyumla yönetiliyor. 18 belediyeyi de AK Parti yargı kolları tarafından esir alınmış durumda.

"Yargıya güven yüzde 18'e düşmüş"
Nasıl olacak bu iş? Yargıya güven yüzde 18'e düşmüş. O 30 belediyenin toplam nüfusu 28 milyon. 28 milyon insanın son sandık iradesini sakatladınız. Dış dünyada demokrasinin olmadığı, adaletin olmadığı riskli muhaliflerin içeri tıkıldığı bir ülke olarak algılanıyorsunuz. Bunu Avrupa'da görüyor eleştiren kanatlar eleştiriyor. Öbürünün mecali yok. Trump da görüyor. Trump'ın adamı şöyle diyor. Ekrem İmamoğlu'nun tutukluğu üzerine sorulan soruya "3. dünya ülkeleri böyledir. Muhalifleri içeri tıkarsın ondan kurulur, kurtulur yoluna bakarsın. Erdoğan da öyle yaptı" diyor. Türkiye'ye 3. dünya ülkesi diyor. Yapılan işleme muhalefeti içeri tıkma ve ondan kurtulma diye görüyor. Ama buna prim veriyor. Çünkü diyor ki Suriye'de rejimi değiştiririm. Kimi koyarsam o yönetir dedi ya. Sevdim onu. Beni hiç mahcup etmedi. İran'ı vururum deviririm benim uygun gördüğüm biri yönetir. Venezuela'yı kimi diyorsam o yönetir. Türkiye'de de rejimi değiştiririm. Cumhuriyet rejimini kimi diyorsam o yönetir. Recep Tayyip Erdoğan. Buraya geldik şimdi. Aktörün 30 sene önce demokrat rolü oynaması sahnenin sonunda otokrata dönüşme gerçeğini ortadan kaldırmıyor işte. Türkiye'de demokrasiyi kaldıracaksın rakipleri içeri atacaksın seni yenecek partiye geleceğin iktidar partisine darbe yapacaksın. Sonra da her şey normalmiş gibi buradaki kravata göre medeniyet nutukları atacaksın. Medeni adam seçimi kazandığı gece değil kaybettiği gece belli olur. Kazandığı gece demokrasi nutuğu atandan bir şey olmaz. Kaybettiği gece atacak onu İsmet Paşa gibi. Bugün yapılan buradan açıkça söylüyorum. Yaşadıklarımız bir CHP meselesi değildir. Bu darbe milletin seçme ve seçilme hakkına indirilmiş bir darbedir.

"Trump desteğiyle Cumhuriyet rejimi yıkılmaya çalışılacak"
Çok partili demokratik sistem, hukukun üstünlüğü ve Atatürk'ten emanet olan Cumhuriyet'in en önemli kazanımı sandık tehlikededir. Yerel seçimde zapt edilmiştir. Genel seçimle ilgili uygun atmosfer olursa konulacaktır. Olmazsa belki de ondan da cayılacaktır. Türkiye'de Trump desteğiyle Cumhuriyet rejimi ortadan kaldırılmaya yerine Trump kimi istiyorsa onun yönettiği bir rejim dayatılmaya çalışmaktadır. Mevzu Venezüella kadar net, Suriye'ye kadar berrak ama Trump açısından İran kadar da papucun pahalı olduğu bir yerdedir. Hedef bugün CHP. Çünkü müesses nizama itirazın cisimleştiği yer burası. O yüzden hiç beklenmedik bir şekilde meydanlar dolmaya taşmaya millet doludan kardan yılmamaya bayılmadan önce meydanı terk etmemeye kararlıdır. CHP kapatma davası tehdit gördüğümüz herkese açılan davadır, rejimin dili budur. Cumhurbaşkanı adayı olursan yerin Silivri'yi boylamaktır. Kazanacak değil kaybedecek adaylar aranmaktadır. Majestelerinin kaybedecek adaylara özlemi vardır. Kazanacağı görürse içeri atmaktadır. Mevzu bundan ibarettir.

"Herkes kimin ateşle oynadığına dikkat etsin"
CHP'nin evinde yangın çıkıyor diye bakanlara şunu söyleyeyim, komşuyuz ha! Bizim ev yanarsa apartman yanar, bu ulu çınar yanarsa orman yanar. O yüzden herkes kimin ateşle oynadığına dikkat etsin. Biz yangınlardan çıkmış, bu ülkeyi küllerinden doğurmuş bir partiyiz. O yüzden herkes kiminle paslaştığına, kimi tehdit ettiğine doğru karar versin. O tehditlerden yılacak birini arıyorsanız, onu bu partinin başında bulamazsınız. Buradan sonra ne yapacağız? Mücadeleye, direnmeye devam edeceğiz.

Erken seçim çağrısı
Genel seçim sandığını getirmesi için her şeyi yapacağız. Önümüzdeki günlerde Meclis Başkanı'yla bir görüşme talep edeceğim, bu milletin önüne bir şekilde sandığı getireceğiz. Yapılmadı, olmuyor, zamanı var... Her şeyi göze alacağız. Buradan bir kez daha ilan ediyorum ki Türkiye'de seçtiği kişi tarafından yönetilmeyen bütün belediyeler için İstanbul dahil, sandık gelsin. Bu sandıklarda AK Parti'ye gerilersem yine görevi bırakırım, net! CHP'nin girdiği daha önce kazandığı yerlerde AK Parti'ye kaybedersem yine bırakırım. Var mısın Erdoğan, var mı cesaretin? Bu milletin önüne sandık getirmeye, sözü millete söyletmeye kararlıyız. Ne gerekiyorsa yapacağız."

Cumhuriyet Başsavcısı Kazım Arapoğlu emekliye ayrıldı
Cumhuriyet Başsavcısı Kazım Arapoğlu emekliye ayrıldı
İçeriği Görüntüle

"Çok iddialı bir hamlemiz daha var"
CHP Lideri Özel, “Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım hakkında kesin ihraç talebi yerine, değerlendirmeli bir ihraç süreci başlatmanız eleştiri konusu oldu. Uşakla ilgili tüm iddialara ne dersiniz” sorusuna şu yanıtı verdi: "Çanakkale’deki ve Kuşadası'ndaki sözlerim ortada. Bu milletten, bu adiliğe fırsat verip de o görüntülere sebebiyet verdiğimiz için de özür diledim. Bu bir demokraside olacak iş değil, Türkiye Cumhuriyeti'nde olacak iş değil. ‘Polis orada kötü davrandı’ derse ya da ‘Bu burada yoktu, polis koydu’ diyemesin diye polisin kendi görevini yapmasını garanti altına alan, görüntüleyen kamera görüntüsünü yandaş başına yollayacak kadar rezilliği göze almışlara, bu fırsatı verdiğimiz için utanç içindeyim. Oradaki ortaya çıkan durumun ortaya çıkış şekli hukuksuzdur. Ama bu mesele konusunda daha önce de söylediğim gibi arkadaşım ailesine, partisine; biz de Uşak'a karşı sorumluyuz. Bu sorumlulukta üzerime düşen partinin Genel Başkanı olarak özür dilemekti, bunu diledim. Ayrıca kim söylüyorsa onu, kesin ihraç talebiyle yollayacaksın ama kişi ortada yok, gözaltında ve orada o kişinin bunu tebliğ etmen de mümkün değil soru sorman da mümkün değil. Biz olmadığına kaniyiz ama tutup kendini savunacak, diyelim ki bir kumpas var, ‘Kumpas var’ diyecek durumu da yok. Görüşme imkanımız yok. O yüzden ikinci bir karara gerek olmadan disiplin işlemlerinin başlatılabilmesi için yetki alındı MYK’da. İki hukukçu arkadaş görevlendirildi. Kendisiyle de görüşülecek ve disiplin işlemleri başlatılacak. Bu noktada da normalde de disipline verdiğinizde tedbirli olarak verirseniz üyelik haklarından yararlanmıyor ya bu konuda bir eksiklik olmasın diye üyeliği askıya alınarak bu süreç başlatıldı. Bu konuda ‘yumuşatıldı’ gibi yaklaşımları, iyi niyetle yorumlar değil. Bu durum öbür türlü bir karar verseniz hukuken tartışmalı. Yarın öbür gün mahkemelerin bozacağı bir karar vereceksiniz. Verilebilecek en net ve en sert karar verildi dün."

“Ara seçim sandığınının kurulması gerektiğini düşünüyoruz”
Özel, TBMM Başkanı’ndan talep edeceği görüşmenin sorulması üzerine ise şöyle konuştu: “Ara seçime yöneliktir. Anayasa'nın ara seçimi emrettiği günlerdeyiz. Ara seçimle ilgili Meclis Başkanı’nın da alması gereken bir tutum var. Biz de bu konuda üstümüze düşeni yapacağız. Ve bir ara seçim sandığının kurulması gerektiğini düşünüyoruz. O konuda da bu ara seçimin kararının alınması, bu güvencenin ortaya çıkmasıyla birlikte çok iddialı da bir hamlemiz daha olacak. Onu o gün duyuracağız size.”

Özel açıklamasında belediyeler özelinde söylediği seçimi ise şöye detaylandırdı: “Mesela AK Parti kabul ediyorsa İstanbul Büyükşehir'de belediye meclis üyelerimizi birlikte istifa ettirip hemen seçim başlatırız. Kayyum atanan bölgelerde bizim böyle bir gücümüz yok. AK Parti ile DEM birlikte hareket ederlerse oralarda seçimler olabilir. Onu söylüyoruz. Bunun dışında bize milletin önüne seçim sandığı getirmeye yönelik olarak, seçime yönelik genel ve yerel seçime yönelik her türlü sandık uzlaşısına açığız. Getirsinler, millet kararı versin nerede verecekse.”

“Yarınki dava tamamen kişilere yönelik bir davadır, mutlak butlan davası reddedilmiştir”
“CHP’nin belediyelerine yönelik işlemler ve bunun yanında İBB davasının devam etmesi, yarın kurultay davasının görülmesiyle birlikte bütün bunları bir arada toplarsak bu girişimlerin parti yönetiminde ve yerel yönetimlerin çalışma motivasyonları etkisini nasıl değerlendiriyorsunuz” sorusuna şu yanıtı verdi: “Bizi daha çok kamçılıyor, daha çok çalışıyoruz. Yarınki dava zaten öyle aktarıldığı gibi partiyle ilgili bir dava değil. Kişilere yönelik olarak açılmış olan ve suç ortaya çıkmış olsa bile kişilere ceza verilebilecek olan bir dava. O konuda bütün iddialar, akşamları televizyonlarda aylarca döndüren iddiaların tamamı çöp oldu. O iddia sahiplerinin tamamı, hakim kanıt soruyor, yok; şahit soruyor, yok. ‘Duydum, gördüm...’ Hakim en son elindeki sıcak topu ‘İstanbul'a atayım. İstanbul ile birleştirin’ dedi. O da red geldi. Burada şimdi bir karar çıkacak ya da başka bir şey olacak. Tamamı kişilere yönelik ceza davasıdır bu. Bahsettiğiniz kapsamda bir dava değil. Onun dışında CHP ile ilgili bahsettiğiniz kapsamdaki birtakım değerlendirmelerin yapıldığı, butlan gibi değerlendirmelerin olduğu davayı mahkeme reddetmiştir. İstinaf aşamasındadır. Orayı da herkes takip ediyor. İstinafla ilgili şu anda herhangi bir hareketlenme yoktur. Ama orada da istinafta da herkesin zaten üzerinde mutabık olduğu, aklı başında bütün hukuk insanlarının mutabık olduğu ve birinci kademe mahkemenin de karar verdiği gibi o kararın onaylanması bekleniyor. Aksi durumu kim konuşuyor? ‘Bu konuşulsun da CHP meşgul olsun’ isteyenler konuşuyor. Sonuca yönelik değil, sürece yönelik bir iştir diye, dilimde tüy bitercesine söyleseydim. Aynı yaklaşımımı tekrar etmek isterim.”

Kılıçdaroğlu ve Kaftancıoğlu’nu sosyal medyada takip etme açıklaması
Özel, Instagram hesabından önceki Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ve önceki CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nu takipten çıkmasına ilişkin sorulan soruya şu yanıtı verdi: “Bir kere bir siyasi mesaj olarak bir şey yapılacak olsa bunu aklı başında her siyasetçi veya siyasi parti Twitter’da yapar. Twitter’da takip ettiğimiz insanları, fotoğraf paylaşım sitesinden çıkarıp da bir mesaj verilecek hali yok. Bizim sosyal medya ekibi ki canları sağ olsun, bir şey de demek istemiyorum. Bizim geçmişten ben işte gitmişim, ‘Beni takibe alır mısınız?’ Kalabalık bir takip listesi var. Ve bunların çoğu kapanmış, çok az takipçili, yerine yeni hesaplar açılmış, eski aday adaylık takipleri falan. Pazar günü akşam aslında ama herhalde gün değişince bugün akşam gibi anlaşılmış. 400’ün üzerinde hesabı teker teker akşam kapatmışlar. Bunlardan bir tanesi Kemal Bey’e ait iki hesaptan bir tanesiymiş. Bir tanesi de Canan Hanım’ın hesabıymış. Onu da eski hesap olarak gördüler veya bilmiyorum nasıl şey yaptılarsa. Etkileşim alınmayan birtakım kıstaslarla yapıyorlarmış, olmuş. Sabah duyar duymaz ikisini yeniden takibe aldık. Canan Hanım da bana bir mesaj atmış, esprili bir mesaj. Ben de ona esprili bir yanıt verdim. ‘Kardeşim sen eski dostsun, düşman olmazsın. Eski sevgilim değilsin ki seni takipten Instagram’da çıkarayım. Çıkaracak olsam Twitter’dan çıkarırım’ dedim. O da bana gülücük yolladı, kalp yolladı. Aramızda bir kriz alanı yok. Kemal Bey ciddi insandır, böyle bir mevzu için ‘Sizi Instagram’da takipten yanlışlıkla çıkmışlar, iki hesaptan birini’ deyip de Kemal Bey’i gayriciddi, biraz mizahi bir konuyla meşgul etmemek için aramadım. Ama emojili bir mesajlaşmamız oldu Canan Başkan ile de. Mesele böyle bir mesele. Yine de bu kadar berbat bir gündemde birazcık gülümsemeye vesile olduysa iyi olmuştur belki.”

“Numan Bey ile başka gündemlerim de var”
Özel, Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş ile yapacağı görüşmenin tekrar sorulması üzerine şu ifadeleri kullandı: “Ben ara seçim gündemli ve başka gündemlerim de var Numan Bey ile ilgili. Son ziyareti de o yaptı, ben de gideceğim. Sayın Başkan ile başka gündemlerim de var. Özellikle mesela Can Atalay’ın kararını okuttular. ‘Okunan karar yok hükmündedir’ diye Anayasa Mahkemesi yeni karar verdi, onu okutmadılar. Can Atalay boşu boşuna duruyor. Şimdi Numan Bey’in başkanlık yaptığı 50 milletvekili imza attı rapora. ‘Anayasa Mahkemesi kararları eksiksiz uygulanmalıdır’ diye. Bunu yapacak kişi Numan Bey aslında. Yani kendi yapacağı bir şey için 50 kişiyle bir temenni imzalamanın da bir pratiği yok ki. Madem o imza sizin de iradeniz, bütün Meclis’in iradesi, başkanlık yaptınız o komisyona. Siz üstünüze düşeni bir an önce yapın. Hani bir çiçekle bahar gelmez ama baharın gelmesi sizin açtıracağınız çiçekle başlasın. Can Atalay çıksın, arkadan kayyımlar iade olsun. Böyle gündemlerim de var bayram öncesinden duran. Bir bayram tebriği olarak da gitmek isterim kendisine. Çok önemli demokratikleşme adımları, yedinci madde raporda var. Bu yedinci maddenin içinde tutuksuz yargılamaya yönelik demokratikleşme adımları var. Bu konuda inisiyatif almaları gerekiyor. Bunlar var. Ama benim bugünden itibaren bir ana gündemim de ara seçim sandığını bu milletin gündemine getirmektir. O konuda iki fazlı bir çalışmamız var. İlk faz bahsettiğiniz fazdır. İkinci faz karar alındıktan sonra veya bu konuda siyasi irade netleştikten sonra atacağımız adımlardır."

Kaynak: AJANSLAR