CHP'nin, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından başlattığı ve her çarşamba İstanbul’un bir ilçesinde yaptığı 'Millet İradesine Sahip Çıkıyor' mitinglerinin 90'nıncısı bu akşam Ataşehir'de düzenlendi. Bu akşamki mitingle 39 ilçeyi tamamlayacak olan CHP, İstanbul’da yöntem değişikliğine gidecek. İstanbul’un üç seçim bölgesinde mitingler düzenlenmesi planlınırken Genel Başkan Özgür Özel pazar ve esnaf gezileri, belediyelerinin açılış programlarıyla İstanbul’da sahada olacak. Özel, ramazan ayında iftar programlarına da katılacak. Parti farklı kentlerdeki hafta sonu mitinglerine ise devam edecek. “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinginin 91'inci adresi, 21 Şubat Cumartesi günü Kocaeli olacak. Özel, Kocaeli mitinginin ardından Saadet Partisi İstanbul İl Başkanlığı’nın daveti üzerine iftarda olacak. İstanbul'da yağmurlu ve soğuk havaya aldırış etmeyen on binlerce vatandaş erken saatlerden itibaren miting alanını doldurdu. CHP'nin tutuklu Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun Silivri Cezaevi'nden yazdığı mektup İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik tarafından alanı dolduran kalabalığa okundu.
"BU MİLLETİN SEÇTİĞİNE EL UZATIRKEN, DİL UZATIRKEN AYAĞINIZI DENK ALIN"
İmamoğlu'nun mesajının okunmasının ardından kürsüye CHP Genel Başkanı Özgür Özel çıktı. İşte Özel'in konuşmasından satır başları: Cumhurbaşkanı adayınız Silivri'dedir ama morali 7 kat yukarıdadır. Onu içeri atan 'darbeci' Saray'dadır ama yerin 7 kat altındadır! Gizli gizli bu meydanı izleyen biri var. Ben eğer bakıyorsa canlı yayında sesleniyorum Erdoğan'a, bakmıyorsa İletişim Başkanı'na sesleniyorum, bu kara, bu yağmura, bu meydana iyi bakın. Bu inanmışlığa iyi bakın. Ona göre bu millete, bu milletin seçtiğine el uzatırken, dil uzatırken ayağınızı denk alın.
"BU HİKAYE BURADA BİTMEYECEK"
‘Bundan sonra ne olacak?’ diyenlere… Şunu bilin. Mücadele asla durmayacak. Bu gece 39’uncu miting ama bu hikaye burada bitmeyecek. Önce İstanbul’da üçüncü bölgede, sonra ikinci bölgede, sonra bir kez daha birinci bölgede büyük bölge mitingleriyle; ardından 18 Mart’ı 19 Mart’a bağlayan gece hep birlikte büyük zulmün yıl dönümünde meydandayız, eylemdeyiz. ‘Yine kitapları, türküleri ve bayraklarıyla geldiler. Dalga dalga aydınlık oldular. Yürüdüler karanlığın üstüne. Meydanları zapt ettiler yine. Daha gün o gün değil. Dinleyin, asla dürülmesin bayraklar. Dinleyin, duyduğunuz çakalların ulumasıdır. Safları sıklaştırın çocuklar. Bu kavga faşizme karşı, bu kavga hürriyet kavgasıdır.’ Elindeki bayrağıyla, yüreğiyle buraları dolduran ve bundan sonrası için dosta güven, olmayana kaygı verenlere; bundan sonrası için ‘Arkanda kim var?’ diye sorana, ‘Onun arkasında ben varım. Millet var’ diyenlere helal olsun.”

“VATAN HAİNLİĞİNE TUR BİNDİRİYOR”
Şimdi malum dün İstanbul’da iki köprü arasında bir yürüyüş vardı. O yürüyüş aslında Nehirden Denize, Filistin’e destek yürüyüşleri gibi İstanbul il örgütümüzün ülkenin gündemini, dünyanın gündemini yakalayan ve buna İstanbul’u ortak eden, heyecan katan önemli mücadelelerinden biriydi. 366 gündür birlikte mücadelemiz ve tüm bu süreçlerdeki emeği için hem il yönetimine ve Özgür Çelik Başkanıma bir yürekten teşekkür alkışı alayım. İşin özü şu, işin özü, niye bu kadar önem veriyoruz? İki köprüyü satacaklar. Yedi tane de otobanı satacaklar, otoyolu. Bunlar AK Parti’den önce yapılmış, rahmetli Demirel’in, Özal’ın, Ecevit’in emekleri olan, onların dönemlerinde başlamış, inşaatı yapılmış, hizmete açılmış yerler. Örneğin Özal’ın yaptığı İzmir - Çeşme Otobanı 103 kilometre. 59 liraya gidiyorsun o mesafeyi. Ama aynı mesafeyi İzmir’den Akhisar‘a kadar 100 kilometre gittiğinde ödediğin para 390 liraya çıkıyor. Şimdi 59 liralık İstanbul Köprüsü’nü satacak, köprü geçişi 350 - 400 lira olacak. Bu köprüleri bundan 10 yıl önce satmaya çalıştı, itirazlar oldu. 5,5 milyar dolar teklif verildi bu köprülere ve otoyollara. Erdoğan o zaman dedi ki ‘7 milyarın altında satmak vatan hainliği’ olur. Bugün kaça satıyor biliyor musunuz orayı? 3,5 milyar dolara satıyor. Ben demiyorum kendi deyimiyle vatan hainliğini ikiye katlıyor. Vatan hainliğine tur bindiriyor.”

“O KÖPRÜLERİ SANA SATTIRMAYACAĞIM”
“Buradan, bu yağmurun altında, karın altında bütün Türkiye’ye sesleniyorum. Bu köprülerin yıllık getirisi 600 milyon dolar. Bu köprünün beş yıllık gelirini istiyor. Ne yapacak? O parayla kendince seçim ekonomisi yapacak. Aç bıraktığı emekliyi, süründürdüğü asgari ücretliyi, perişan ettiği köylüyü, çiftçiyi güya kandıracak. Ve karşılığında 25 yıl o köprülerin parasını başkaları alacak. Bakın değerli İstanbullular, beş yıllık kirasına 25 yıllığına verilecek bir yer olamaz. Düşünün 50 bin liraya kiraya verdiğin bir yere 250 bin lira verseler 25 ay kira almamayı kabul eder misin? Herhangi birisi bir şeyin bir aylık kirasını beş ay aldı diye 25 ay, bir yıllık kirasını beş yıllık peşin aldı diye 25 yıl asla vermez. Babasının malını vermeyen, milletin malını veremez.

Daha da kötüsü, bugünkü fiyatlarla 600 milyon getiriyor. Adamlar yedi katı paraya köprüden geçirtecekler. Yani bugünkü fiyatla değil, onların fiyatıyla bir yılda kazanacakları parayı verecekler, 25 yıl bizim cebimizden onlar yiyecekler. Altın yumurtlayan tavuğu satıyorlar. Altın yumurtlayan tavuğu bugünkü fiyatla beş yumurta parasına, yarınki fiyatla bir yumurta parasına satıyorlar. Buradan Erdoğan’a sesleniyorum. İstanbul örgütüm ayaktadır, İstanbul ayaktadır. Türkiye’yi ayağa kaldıracağım, o köprüleri sana sattırmayacağım. Bu arada kamuoyu araştırmaları şöyle, köprünün satılacağını bilenler toplumun yüzde 40’ı. Yüzde 60’ının daha haberi yok. Ama haberdar olanların yüzde 90’ı karşı. Onun için ne yapacağız? Bunu bilenler olarak bilmeyenlere anlatacağız. Duymayan kimse kalmayacak, bu millet bir bütün olarak Erdoğan’ın karşısına dayanacak. Herkese duyurun bunu.

“TUTUKSUZ YARGILAMAYA GEÇİN, ARKADAŞLARIMIZI SERBEST BIRAKIN”
İnan Başkan Silivri’de izliyor. Bak karşıda ne yazmışlar? Buradan İnan Güney'e, gençlik kollarından arkadaşlar ‘Onurumuzdur’ diyorlar. Buradan şunu hatırlatayım. Hasan Akgün, Hakan Bahçetepe, Özgür Kabadayı, İnan Güney ve Hasan Mutlu sekiz ay oldu içerideler ve haklarında iddianame yazılmadı. İstanbul’dan onlara iddianame yazmayanlar ‘Biz şöyle ekibiz, böyle ekibimiz, 200 kişilik dosyaya dört günde iddianame yazdık’ diye övünüyorlardı. Sekiz aydır duruyor. Niye duruyor biliyor musunuz? Bu arkadaşların toplu iğne başı kadar bir kusurunu bulamadılar. Ama ne yapıyorlar biliyor musunuz? O belediyelerdeki hizmeti durdurmayı, insanları yıldırmayı, bazılarını ailesiyle tehdit edip yalan yere iftira attırmayı ve bu belediyeleri ele geçirmeyi düşünüyorlar. Buradan bir kez daha iddianame bekleyen arkadaşlarımız için derhal iddianame yazamadığınıza göre tutuksuz yargılamaya geçin, arkadaşlarımızı serbest bırakın. Aksini kabul etmiyoruz.”

“TARİHİ HUKUKSUZLUKLARDAN BİRİNE İSYAN İÇİN BURADAYIZ”
“Değerli Ataşehirliler, bugün burada tarihin en büyük hukuksuzluklarından birine isyan etmek için buradayız. İtiraz etmek için buradayız. Ekrem Başkanımızın tek kusuru, tek suçu Tayyip Erdoğan’ı önce İstanbul’da, kendi ilçesinde, Beylikdüzü’nde yenip o ilçeyi AK Parti’den alıp CHP’ye kazandırmak. Devamında Tayyip Bey’in karşısına çıkardığı Başbakanı yenmek, İstanbul’u kazanmak. Meclis Başkanını yenmek, İstanbul’u kazanmak. Çok güvendiği bakanını milyonlarca oy farkla yenmek, İstanbul’u kazanmaktır. Bugün Ekrem İmamoğlu ve diğer bütün arkadaşlarımız Tayyip Erdoğan’ı yenme suçundan, onu defalarca yenme ve önümüzdeki seçimlerde iktidara gelme suçundan dolayı şu an içeride tutuluyorlar. İlk günden beri söylüyorum.
İlk günden beri bütün o yandaş kanalların ilkbaharda, yaz, sonbaharda süren kışa kadar devam eden iftiralarına karşı dimdik durarak söylüyorum. Bunların tamamı kumpastır, yaz boyunca attıkları tüm yalanlar, İmamoğlu’nun arabalarının MHP’li milletvekilinin çıkmasından tutun, cep telefonu yalanından çıkın, ‘Parke altından milyon dolarlar çıktı, görüntüsü elimizde’ yalanından tutun, ‘Valizlerin içinde, bavullarla para taşıdılar’ yalanından jammer çıkmasına kadar gidin, söyledikleri her şey yalan çıktı. TRT’den gösterdikleri ‘Belediye kasasından dolar çıktı’da görüntüler stok çıktı, TRT’nin yalanı çıktı. Belediyeden sadece mühür çıktı. Ama o gün bugün, iftirayla, hakaretle, zulümle, aileyle, tehditle, zorla itirafçı yaptıkları bile mahkeme karşısına çıkınca onların dedikleri gibi şeyleri doğrulayamaz oldular. Buradan bir kez daha söylüyorum.
Erdoğan bundan neredeyse 11 ay önce dedi ki, ‘Bir aya kalmaz insan içine çıkamazlar.’ 11 ay oldu, yağmurun, karın altında, eksi 4 derece sıcakta, Ataşehir’de, insanın, canların, aslanların içindeyiz. Dedi ki ‘Birbirlerinin yüzüne bakamayacaklar.’ Yüz yüzeyiz, göz gözeyiz. Dediler ki, ‘Ailelerinin gözünün içine bakamayacaklar.’ Hepsi adına burada Dilek kardeşiniz. Biz hep beraber sımsıkı, omuz omuza, birbirimize inanıyoruz. Arkadaşlarımıza güveniyoruz. Ahlaki üstünlük bizdedir, psikolojik üstünlük bizdedir, çoğunluk enerjisi bizdedir. Biz haklıyız, biz kazanacağız.”

“SENİN BECERİKSİZLİĞİN YÜZÜNDEN KİMSE ÜÇ AY FAZLA YATMAYACAK”
“Bütün şimdi buradan yeni hazırlanan bir kötülüğe dikkat çekerek bir uyarıda ve bir çağrıda bulunmak isteriz. Aylarca bekledik nihayet iddianame çıktı. Dedik ki ‘Yargılanmak değil, yargılamak için bekliyoruz.’ Çıktı, boş çıktı, fos çıktı, bir anda perişan oldular. O iddianameyi bekleyenler arkasından çekildiler. Savunmadılar. ‘Savunamayacak’ diyen bizler dimdik durduk, haklı çıktık. ‘İddianame çıksın rezil olacaklar’ diyenler insanın içine çıkamaz, iddianameyi savunamaz hale geldiler. Şimdi bu iddianame ile yargılama 9 Mart‘ta başlayacak. Bugüne kadar büyük zulüm, büyük haksızlık gördük ama nihayet hakim karşısına çıkacağız, iftiralara yanıtı vereceğiz, kanıtları koyacağız, milletimizin gönlünde ve gözünün önünde aklanacağız. Şimdi kumpasa bak.

‘Dünyanın en büyük mahkeme salonunu yapıyoruz.’ Yap, yap. Her kötülüğü yaptın, en büyük hapishaneyi yaptın, o salonu da yap, gelelim orada yapalım. Şimdi ‘Yapamadım, yetişmedi, aç kapa yapacağım mahkemeyi Hazirana atacağım.’ Bakın buna niyetlenene söylüyorum. 9 Mart günü hâkimin karşısında o yargılama başlayacak. Yok üç ay ileri. Herkesi bırakacaksın, en azından ev hapsi vereceksin. Senin beceriksizliğin yüzünden kimse ilave üç ay hapiste yatmayacak. Bunu yapmayıp yargılamayı başlatmayıp üç ay daha masum insanları adalet karşısından kaçırırsanız, aha da buradan söylüyorum. O gök kubbeyi tepenize yıkacağız, tepenize. Daha fazla beklemeye, daha fazla suçsuz yere içeride yatmaya, evlatları analarından, eşleri birbirinden ayırmaya, anneleri gözü yaşlı bırakmaya, yaşlı babalara daha fazla zulmetmenize izin vermeyeceğiz. Derhal yargılama istiyoruz, tutuksuz yargılama istiyoruz. Biz kendimize güveniyoruz, televizyondan canlı yayın istiyoruz.”




