İzmir, geçtiğimiz günlerde meteoroloji literatürüne girecek nitelikte sıra dışı bir doğa olayına ev sahipliği yaptı. Kentin kıyı şeridini etkisi altına alan şiddetli lodos ve beraberinde gelen düşük basınç sistemi, körfez sularının karayla birleşmesine neden oldu. 17 Şubat tarihinde sabahın ilk ışıklarıyla birlikte etkisini hissettiren atmosferik hareketlilik, gün boyu süren sağanak yağış ile birleşince deniz seviyesinde tarihi bir yükseliş kaydedildi. Meteorolojik ölçüm istasyonlarından alınan verilere göre, atmosfer basıncının 991 milibar gibi oldukça düşük bir seviyeye gerilemesi, deniz yüzeyindeki baskıyı azalttı ve suların adeta kabarmasına yol açtı. Yapılan ölçümlerde deniz seviyesi normal kotunun tam 85 santimetre üzerine çıkarak kıyı bantlarında taşkınlara sebebiyet verdi.

Fizik kuralları altyapı tartışmalarına son noktayı koydu
Kordon ve Mavişehir gibi denize sıfır noktalarda yaşanan su baskınları, kamuoyunda altyapı tartışmalarını beraberinde getirse de konunun uzmanları olayın tamamen hidrolik bir denge meselesi olduğuna dikkat çekiyor. Konuya ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulunan İZDENİZ Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Işıkhan Güler, yaşanan tablonun bir mühendislik hatası değil, doğanın fizik kurallarına verdiği bir reaksiyon olduğunu vurguladı. Suyun mazgallardan geri tepmesi ve caddeleri kaplamasıyla ilgili konuşan Güler, "Deniz seviyesi, mevcut altyapı kotlarının üzerine çıktığında, karada biriken yağmur suyunun doğal cazibe ile denize akması fiziksel olarak imkansız hale gelir. Burada lise fizik derslerinden hatırladığımız bileşik kaplar prensibi devreye giriyor. Deniz tarafındaki su sütunu yükseldiğinde, sistem dengeyi bulmak için suyu karaya doğru iter. Bu durum bir altyapı yetersizliği değil, hidrolik dengenin kaçınılmaz ve doğal bir sonucudur" ifadelerini kullandı.

Venedik örneği yaşananların bölgesel olduğunu kanıtlıyor
Dr. Güler, İzmir'de yaşanan bu olağanüstü durumun sadece kente özgü lokal bir sorun olmadığını, Ege Denizi'nin genelini kapsayan bölgesel bir atmosferik sistemin sonucu olduğunu belirtti. Ayvalık kıyılarından Muğla'ya kadar uzanan geniş bir coğrafyanın aynı kaderi paylaştığını dile getiren Güler, dünyadan örnekler vererek durumu normalleştirdi. Özellikle İtalya'nın Venedik kentinde yılda birkaç kez yaşanan "Acqua Alta" (yüksek su) olayını hatırlatan Güler, "Dünyanın pek çok kıyı kentinde benzer hidrodinamik olaylar yaşanır. Atmosfer basıncı düştüğünde deniz yükselir, basınç normale döndüğünde ise sular geri çekilir. Şu an yaşadığımız süreç, dalga yüksekliğinin de etkisiyle kıyıya yakın mazgalların deniz suyuyla dolması ve yağmur suyunun tahliye olamamasından ibarettir" değerlendirmesinde bulundu.

Turuncu alarmda teyakkuza geçen ekipler sabaha kadar uyumadı
Meteorolojiden gelen uyarıları dikkate alarak kriz masası oluşturan yerel yönetim, yağışın başladığı andan itibaren sahada yoğun bir mesai harcadı. İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İZSU Genel Müdürlüğü'ne bağlı acil müdahale timleri, özellikle riskli bölgeler olan Kordon ve Mavişehir hattında adeta nöbet tuttu. Suyun tahliyesi ve vatandaşların mağduriyetinin giderilmesi için 412 iş makinesi, 200 adet yüksek kapasiteli pompa ve 1365 personel sahaya sürüldü. Ekipler, deniz seviyesinin yüksekliği nedeniyle geri basma riski taşıyan mazgallarda sürekli kontroller yaparken, ana arterlerde ve kavşaklarda biriken suların tahliyesi için pompa istasyonlarını tam kapasiteyle çalıştırdı. Basınç değerlerinin yükselme eğilimine girmesiyle birlikte deniz seviyesinin de kademeli olarak normale dönmesi bekleniyor.
Gökyüzü delindi toprağa rekor yağış düştü
Kenti etkisi altına alan sistem sadece deniz taşmasıyla değil, bıraktığı yağış miktarıyla da kayıtlara geçti. Afet Koordinasyon Merkezi (AKOM) tarafından paylaşılan verilere göre, sabah saatlerinde başlayan yağış öğleden sonra şiddetini artırarak metrekareye ciddi miktarda su bıraktı. En yüksek yağış oranı Bayındır ilçesine bağlı Çınardibi mevkiinde metrekareye 78,2 kilogram olarak ölçülürken, Ödemiş Demirdere Köyü 73,5 kilogram, Menderes Çileme Köyü ise 61,3 kilogram yağış aldı. İzmir kent merkezinde ise metrekareye düşen 44,2 kilogramlık yağış, düşük kotlu bölgelerde kısa süreli su birikintilerine neden oldu. Uzmanlar, "ters barometre etkisi" olarak adlandırılan bu atmosferik olayda, hem havadan gelen yağışın hem de denizden gelen yükselmenin birleşerek tabloyu daha belirgin hale getirdiğini ifade ediyor.




