6 Şubat 2023’te yaşanan Kahramanmaraş depremleri sırasında sosyal medyada yayılan iddialar nedeniyle açılan davada karar çıktı. Oğuzhan Uğur ve Babala TV ekibi hakkında yürütülen yargılamada mahkeme, tüm sanıkların beraatine hükmetti.
Yaklaşık 2,5 yıl süren dava süreci, kamuoyunun yakından takip ettiği dosyalardan biri olarak öne çıkmıştı.
Tartışma yaratan paylaşımlar davaya konu olmuştu
Soruşturmanın merkezinde, deprem sonrası sosyal medyada paylaşılan “Hatay’da baraj patladı” iddiaları yer aldı. Bu içeriklerin, özellikle Hatay bölgesinde paniğe yol açtığı öne sürüldü.
İddianamede, söz konusu paylaşımların arama-kurtarma ve yardım çalışmalarını olumsuz etkilediği, sahada koordinasyon sorunlarına neden olduğu iddialarına yer verilmişti.
Yardım çalışmalarının aksadığı iddia edildi
Dava sürecinde müştekiler, yayılan bilgilerin bölgede ciddi bir bilgi kirliliği yarattığını savundu. İddialara göre, bu paylaşımlar nedeniyle yardım ve kurtarma faaliyetleri yaklaşık 3,5 saat boyunca aksadı. Toplam 8 kişinin şikayetiyle başlayan süreçte savcılık, sanıkların cezalandırılmasını talep eden mütalaasını mahkemeye sunmuştu.
Mahkeme beraat kararı verdi
Tüm bu iddiaların ardından mahkeme, dosyada yer alan delilleri değerlendirerek Oğuzhan Uğur ve ekibi hakkında beraat kararı verdi. Kararla birlikte, sanıklar hakkındaki suçlamalar düşmüş oldu.
Yargılama giderlerine ilişkin detaylar da netleşti. Buna göre, savunma sürecinde oluşan yaklaşık 45 bin TL’lik vekalet ücretinin kamu tarafından karşılanmasına hükmedildi.
Karar istinafa taşınıyor
Mahkemenin beraat kararı sonrası müşteki tarafın itiraz hazırlığında olduğu öğrenildi. Açıklama yapan Hasret Yıldırım, kararı kabul etmediklerini belirterek dosyayı istinaf mahkemesine taşıyacaklarını duyurdu. Yıldırım, açıklamasında “Bu süreç henüz bitmedi” ifadelerini kullanarak hukuki mücadelenin devam edeceğini vurguladı.
Oğuzhan Uğur’un savunması gündem olmuştu
Dava sürecinde daha önce ifade veren Oğuzhan Uğur, söz konusu paylaşımların bilinçli yapılmadığını dile getirmişti. Uğur, yoğunluk ve bilgi akışının hızına dikkat çekerek, o anki koşullar nedeniyle hatalı bir değerlendirme yapılmış olabileceğini ifade etmişti. Sosyal medyada milyonlara ulaşan bir hesap yönettiğini hatırlatan Uğur, kasıtlı bir yanlış bilgilendirme amacı taşımadığını savunmuştu.



