banner112

'Translar güvenli alanlara kavuşmalı'

Bir vlogger olan Hayat Çelik, transfobik önyargıların ortadan kalkmasının transların güvenli bir şekilde var olabilecekleri alanlara kavuşturmakla başlayacağını düşünüyor. Çelik’in, gelecek kuşakların toplumsal cinsiyet eşitliğine dayalı bir toplumda yaşayacağına inancı tam.

'Translar güvenli alanlara kavuşmalı'

Haber / Asya YAŞARİKİZ

Hayat Çelik, İstanbul’da yaşayan trans bir kadın. Sivas’ta doğan, 17 yaşında İstanbul’a yerleşen Çelik, Radyo Televizyon ve Sinema eğitimi almış. Çalıştığı medya kuruluşlarında ayrımcılığa uğraması sonrasında LGBTİ+ sivil toplum örgütleri ile çalışmaya başlayan Çelik, hala trans terapi topluluklarına psikososyal destek sağlayan toplantıları koordine ediyor.

Çelik, deneyimlerini 2017 yılından bu yana Youtube kanalından ürettiği içerikler sayesinde toplumla paylaşıyor. Türkiye’nin ötekileştirilen ve en kırılgan topluluklarından biri olan LGBTİ+’ları bilgilendirmek ve onlar hakkında önyargılarını yıkmak isteyenler için içerik ürettiğini söyleyen Çelik ile bu yola neden çıktığını, toplumsal cinsiyet eşitliğinin önündeki engelleri ve çözümleri konuştuk.

2011 yılında bir medya kuruluşunda yaşadığı ayrımcılık sonrası LGBTİ+ sivil toplum örgütleri ile tanıştığını belirterek sözlerine başlayan Çelik, 5 yıl boyunca bir LGBTİ+ sivil toplum örgütünün idari işlerini yürütmüş. Çelik, 2013 yılından beri ise transların sürecinde psikososyal destek sağlayan ve İstanbul’da düzenlenen Trans Terapi Grubu toplantılarını koordine ediyor.

YOUTUBE SÜRECİ

Youtube’ta içerik üretme fikrinin hem deneyimlerini aktarmak hem de kendine alternatif bir gelir kaynağı yaratmak için doğduğunu söyleyen Çelik, “Uzun yıllar çalıştığım LGBTİ+ örgütünde transların sürecine yönelik danışmanlık verdim. Hatta yayınlandığı döneme kadar transların sürecine ilişkin en kapsamlı yayın olan Cinsiyet Geçiş Kılavuzu kitapçığının editörlüğünü yaptım. 2017’den sonra işsiz kalınca, bu alandaki deneyimlerimi ve bilgilerimi Youtube mecrasına taşımaya karar verdim. Hem böylelikle de işsiz kaldığım dönemde kendime alternatif bir gelir kaynağı yaratmak istedim” diyor.

Youtube kanalında, LGBTİ+ farkındalık videoları, transların sürecine ilişkin bilgilendirici videolar, translarla röportaj içerikleri üreten Çelik aynı zamanda gezi vlogları, yemek, sesli kitap videoları olmak üzere pek çok farklı alanda medya içeriği hazırlıyor.

Medya içerikleri üretmeyi sevdiğinin altını çizen Çelik, “Keşke Youtube kanalımı daha da büyütebilsem ve sevdiğim işi yapmaya devam edebilsem. Ancak ülkede yaşanan ekonomik krizle birlikte artık hayatımı sürdürebilmem için en azından yarı zamanlı da olsa başka bir işe ihtiyacım var” ifadeleri ile yaşadığı ekonomik soruna değiniyor.

Hazırladığı içerikler nedeniyle zaman zaman aldığı transfobik yorumlarla ilgili de konuşan Çelik, Türkiye’nin transfobisi yüksek bir toplum olduğunu şu sözlerle ortaya koyuyor; “Youtube kanalımda nefret söylemi ve hakaretler içeren yorumlar alıyorum. Ciddi bir tehdit almadım. Daha çok önyargılara dayanan, cahilce yazılan, bazısı hakaret içeren transfobik yorumlar yapılıyor.”

LGBTİ+ HAKLARI

Peki, Türkiye’de toplumsal cinsiyet eşitliğine dayanan bir toplum hayali mümkün mü?

Çelik öncelikle, bu hayali kendisinin yaşamasına ömrünün yetmeyeceğine işaret ediyor ve bunun nedenini şöyle açıklıyor; “Çünkü toplumsal cinsiyet eşitsizliği, insanlık tarihi kadar geçmişi olan bir olgu. Ancak toplumsal cinsiyet eşitliğine dayalı toplum hayalini bile tam anlamıyla henüz yaşadığımız yüzyılda kurmaya başladık. Feminist mücadelenin tarihi her ne kadar 19’uncu yüzyıla kadar gitse bile, transfeminizmi kapsamıyordu. Toplumsal cinsiyet eşitliği arayışının, kadın ve erkek ikiliği arasındaki bir meseleden ibaret olmayıp, bu ikiliğin dışına uzanması, LGBTİ+ları kapsaması henüz yaşadığımız yüzyılın içinde konuşulan şeyler.”

GELECEK İÇİN UMUTLU

Çelik, AKP hükümetinin toplumsal cinsiyet eşitliğini yokuşa sürdüğünü düşünüyor ve “Elbette toplumsal cinsiyet eşitliğine dayalı bir toplum hayalinde, devleti yönetenlerin ellerindeki iktidarla yapıp ettikleri, söyledikleri, söyleme biçimleri çok çok önemli bu açıdan. Kadın düşmanı, LGBTİ+ düşmanı söylemleri sahiplenen ve dillendiren bir siyasal iktidar bu ülkeyi yaklaşık 20 yıldır yönetiyor. Dolayısıyla bu 20 yıl, toplumsal cinsiyet eşitliği hayaline yönelen bütün herkes için zorlu bir yokuş oldu. Ama az kaldı, tepenin ardında en azından mücadele için daha düz bir yola kavuşağız” diyor. Ancak bütün gerçeklerin bir hayalle başladığının altını çizen Çelik’in, gelecek kuşakların toplumsal cinsiyet eşitliğine dayalı bir toplumda yaşayacağına inancı tam.

NE YAPMALI?

Peki çözüm nedir, toplumdaki transfobik önyargılar nasıl ortadan kalkar? Çelik, önceliğin transların güvenli bir şekilde var olabilecekleri alanlara kavuşturmakla başlayacağını düşünüyor. “Çünkü transfobi, translar olmadan açığa çıkacak, ortaya saçılacak bir olgu değil” diyen Çelik, transların daha çok alanda var oldukça, daha çok görünür oldukça, toplumun transfobik iltihabını söküp atmasının mümkün olacağını söylüyor.

Bunun için de, en başta aile olmak üzere, bütün topluma yönelik cinsiyet kimliği temelinde sosyal politikalar oluşturulması, transların yasal süreçleri, beyanları esas alınacak şekilde düzenlenmesi ve devletin bütün kurumları trans kapsayıcı hizmetler sunması gerektiğini düşünen Çelik sözlerini şu ifadelerle sonlandırıyor; “Medyada, haberlerde, dizilerde, filmlerde, tartışma programlarında translar daha çok yer almalı ve doğru bilgilendirici yayınlar olmalı. Okulların ders müfredatında cinsiyet kimliği, cinsel yönelim, toplumsal cinsiyet eşitliği konuları yer almalı.”

Bu yayın Hollanda Büyükelçiliği İnsan Hakları hibe programı desteğiyle yürütülen ‘Kadın ve LGBTİ+ Odaklı Şiddete Karşı İletişim Projesi-NAR Projesi’ kapsamında hazırlanmıştır. Bu yayının içeriğinden yalnızca 9 Eylül Gazetesi sorumlu olup herhangi bir şekilde Hollanda Büyükelçiliği’nin görüşlerini yansıtmamaktadır.

YORUM EKLE

banner101

banner100