Türkiye'deki milyonlarca dar ve sabit gelirli ailenin geçim koşullarının en net fotoğrafını çeken Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu'nun (TÜRK-İŞ) Ağustos 2025 dönemi Açlık ve Yoksulluk Sınırı araştırması, ekonomik sıkıntıların ve hayat pahalılığının boyutlarını çarpıcı bir şekilde ortaya koydu. Ankara'da yaşayan dört kişilik bir ailenin, sadece sağlıklı ve dengeli beslenebilmek için bir ayda yapması gereken minimum gıda harcaması tutarını ifade eden açlık sınırı, bir önceki aya göre 700 TL'ye yakın bir artışla 27.111 TL'ye fırladı. Bu rakam, sadece mutfak masrafının bile asgari ücreti fersah fersah aştığını acı bir şekilde gösteriyor. Ancak asıl endişe verici tablo, ailenin insan onuruna yaraşır bir şekilde yaşayabilmesi için gerekli olan tüm zorunlu harcamaları kapsayan yoksulluk sınırı verisinde ortaya çıktı. Gıda harcamasının yanı sıra giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık gibi temel ihtiyaçların da eklendiği yoksulluk sınırı, 88.310 TL'ye ulaşarak yeni bir rekor kırdı. Bu rakamlar, Türkiye'de bir ailenin yoksul sayılmaması için haneye girmesi gereken toplam gelirin ne denli yüksek bir seviyeye ulaştığını ve ücretli çalışan milyonların bu hedefin ne kadar uzağında kaldığını gözler önüne seriyor.
Bekar bir çalışanın derdi de büyük: Yaşama maliyeti 35 bin TL'ye dayandı
TÜRK-İŞ'in araştırması, sadece çekirdek ailelerin değil, tek başına yaşayan ve kendi geçimini sağlamak zorunda olan bireylerin de içinde bulunduğu zorlu ekonomik koşulları ortaya koyuyor. Araştırmaya göre, bekar bir çalışanın aylık 'yaşama maliyeti', Ağustos ayında 34.981 TL'ye yükseldi. Bu rakam, bir bireyin barınma, beslenme, ulaşım, faturalar ve sosyal ihtiyaçlar gibi temel giderlerini karşılayabilmesi için kazanması gereken minimum tutarı ifade ediyor. Mevcut asgari ücretle kıyaslandığında ise, bekar bir çalışanın yaşama maliyeti ile eline geçen ücret arasında oluşan fark, tam 12.877 TL'ye ulaştı. Bu devasa fark, asgari ücretin artık bir "geçim ücreti" olmaktan çıkarak, çalışanları ay sonunu getirebilmek için ek işler yapmaya veya borçlanmaya iten bir "hayatta kalma ücreti"ne dönüştüğünü gösteriyor. TÜRK-İŞ'in raporunda, "Bu farkı gidermeden enflasyon kadar ücret artışına gidilmesi, var olan olumsuz geçim koşullarının ve dolayısıyla yoksulluğun sürdürülmesi anlamına gelmektedir," denilerek, sorunun sadece bir ücret zammı meselesi olmadığı, yapısal bir gelir adaletsizliği sorunu olduğu vurgulandı.
Mutfaktaki yangın sönmüyor: Gıda enflasyonu hız kesmiyor
Hane halkı bütçesini en çok zorlayan ve enflasyonun etkisinin en net hissedildiği yer olan mutfakta, fiyat artışları Ağustos ayında da hız kesmedi. TÜRK-İŞ'in doğrudan piyasadan, yani market ve semt pazarlarından derlediği fiyatlara dayanan "mutfak enflasyonu" verileri, gıda fiyatlarındaki tırmanışın sürdüğünü gösteriyor. Ankara'da yaşayan dört kişilik bir ailenin gıda için yapması gereken asgari harcama tutarındaki artış, bir önceki aya (Temmuz 2025) göre %2,64 oranında gerçekleşti. Son on iki aylık (Ağustos 2024 - Ağustos 2025) gıda enflasyonu ise %40,68 olarak hesaplandı. Bu oran, gıda fiyatlarının bir yıl içinde neredeyse yarı yarıya arttığı anlamına geliyor. Yılın ilk sekiz aylık dönemindeki (Ocak-Ağustos 2025) gıda fiyat artışı ise %28,59'a ulaştı. Bu rakamlar, resmi enflasyon verilerinin ötesinde, vatandaşın çarşıya pazara çıktığında karşılaştığı gerçek hayat pahalılığını yansıtması açısından büyük önem taşıyor.
Soframızdaki temel ürünlere ne kadar zam geldi?
TÜRK-İŞ'in araştırması, gıda harcamalarını alt gruplara ayırarak hangi ürünlerde ne kadar fiyat artışı yaşandığını da detaylı bir şekilde ortaya koyuyor. Ağustos ayındaki fiyat değişimleri, sofranın temelini oluşturan birçok üründe artışların devam ettiğini gösteriyor:
-
Süt ve Süt Ürünleri: Süt fiyatlarındaki artış bu ay da devam ederken, yoğurt ve peynir gibi temel ürünlerin ortalama fiyatlarında %4'lük bir artış tespit edildi.
-
Et ve Et Ürünleri: Et ve Süt Kurumu'nun bazı marketlere düşük fiyattan et vermesine rağmen dana ve kuzu etinin ortalama fiyatında ciddi bir değişiklik görülmedi. Ancak tavuk etinin kilogram fiyatında %8 oranında bir artış yaşandı. Yumurta fiyatı da geçen ay olduğu gibi bu ay da artışını sürdürdü.
-
Bakliyat: Kuru fasulye, nohut, kırmızı ve yeşil mercimek gibi temel bakliyat ürünlerinin fiyatlarında bir miktar artış yaşanırken, en yüksek artış %9 ile yeşil mercimekte görüldü.
-
Ekmek ve Tahıl Ürünleri: Vatandaşın temel besin kaynağı olan ekmeğe bu ay da zam geldi. Ankara'da 200 gram ekmeğin fiyatı 12,5 TL'den %20'lik bir artışla 15 TL'ye yükseldi. Bu artış, dar gelirli ailelerin bütçesine ağır bir yük olarak yansıdı. Pirinç, makarna, un gibi diğer tahıl ürünlerinde de bir miktar artış yaşandı.
-
Sebze ve Meyve: Yaz aylarında beklenen fiyat düşüşünün bu ay da gerçekleşmediği sebze-meyve grubunda, ortalama fiyatlar genel olarak sabit kaldı. Ancak geçen ay biraz gerileyen patatesin fiyatı yeniden arttı. Yeşil soğan, maydanoz gibi yeşilliklerin fiyatlarında da artış tespit edildi. Ortalama sebze kilogram fiyatı 63,75 TL, ortalama meyve kilogram fiyatı ise 124,17 TL oldu.
Bu detaylı veriler, gıda enflasyonunun sadece tek bir üründen kaynaklanmadığını, mutfak sepetindeki pek çok temel kalemde eş zamanlı artışlar yaşandığını ve bu durumun aile bütçeleri üzerindeki baskıyı katlanarak artırdığını ortaya koyuyor.