Geçtiğimiz günlerde Brand Finance, 2025 yılına ait “Türkiye’nin En Değerli Markaları – Türkiye 125” listesini yayımladı. Ekonomik dalgalanmaların gölgesinde bile yükselmeyi başaran Türk markalarını görmek, beni mutlu etti. Çünkü bu liste, sadece rakamların değil, hikayelerin listesi aslında. Marka gücü, finansal performans gibi detaylı kriterlerle hazırlanan bu çalışma, bence Türkiye’nin ekonomik hikâyesini markalar üzerinden yeniden yazmış. Türkiye’nin markalaşma yolculuğunda atılan güçlü bir adım olmuş. LC Waikiki, Mavi ve Koton gibi markaların yurt dışı satışlarındaki başarı, artık sadece iç pazarda değil, yurtdışındaki vitrinlerde de Türk imzasının güçlendiğini gösteriyor.

Mobilite ve yazılım sektöründen markaların listeye girişi ise bambaşka bir şey söylüyor bize: Türkiye artık sadece üretmiyor, aynı zamanda dönüşüyor. İlgüner’in deyimiyle bu, “yapısal dönüşümün işareti.” Garanti BBVA’nın dijital bankacılıkta çizdiği yol, mobil ekranlarda büyüyen bir finansal zekâ. VakıfBank ise sessiz ama güçlü duruşuyla toplumsal dayanışmanın finansal yüzü olmaya devam ediyor.

Ve elbette Türk Hava Yolları… Gökyüzünün sesi. Her kalkışta bir hayalin peşinden gidiyor, her inişte bir kavuşma. Yalnızca bir havayolu değil; Türkiye’nin dünyaya açılan kanatları. Sınırları aşan özgüvenin ve uluslararası arenada yükselen bir sesin hikâyesi. Arçelik ise evin sessiz kahramanı. Hayatımıza dokunan, alışkanlıklarımızı şekillendiren bir dostumuz.

Cumhuriyetimizin ilk göz ağrısı olan İş Bankası, her şubesinde bir tarih kitabı gibi duruyor. Her işlem, bir güven duygusu. Ziraat Bankası ise Anadolu’nun bereketini finansal sistemle buluşturan, çiftçinin yanında duran bir dost. Köylerimiz için umut, şehirlerimiz için ise güven.

Vestel, yerli üretim gururumuz. Sadece cihaz üretmiyor; Türkiye’nin dijitalleşme serüvenine yön veriyor. Her ürününde bir yenilik var. Ford Otosan ise sanayi devriminin Anadolu’daki sesi. Türkiye’nin üretim gücünü küresel vitrine taşıyan bir motor gibi çalışması.

Ve Ülker… Hepimizin çocukluk anısı, bayram sabahlarının vazgeçilmezi. Bir mutluluk simgesi. Her ambalajında bir anılarımız saklı. Migros ise alışverişin güvenli limanı. Raflarında sadece ürün değil; düzen, kalite ve sadelik var.

Bu yıl listeye dahil olan 24 marka ise başka bir şey söylüyor bize: Türkiye sadece büyümüyor, aynı zamanda çeşitleniyor. Hepsi kendi alanında bir dönüşüm hikâyesi. Altınkılıç, Astor Enerji, Big Chefs, Bilkom, Bizim, Çelik Motor, Doğan Trend, Efor Çay, Eker, Eksun, Gezinomi, Hedef Filo, Hepsiburada, Mobiltel, Oba Makarna, Penta, Reeder, Sasa, Suwen, TV8, Trendyol, VBT Yazılım, VDF Filo ve Yiğit Akü.

Her marka, dönemin ruhunu, toplumun hayalini ve insanın duygusunu taşır. İşte bu yüzden, Türkiye’nin markalaşma yolculuğu bana göre yalnızca ekonomik bir başarı değil; Bağlarımızın bir yansıması. Bu hafta hangi marka hikâyesini anlatayım diye düşünürken, Brand Finance’ın çalışmalarına ulaştım. 1996’dan bu yana, pazarlama ile finans arasındaki boşluğu kapatma vizyonuyla çalışan Türkiye Direktörü Muhterem İlgüner ve ekibine, bu kıymetli içeriği erişilebilir kıldıkları için teşekkür ederim. Brand Finance tarafından bu yıl 19’uncusu yayımlanan Türkiye 125 – Türkiye'nin En Güçlü ve En Değerli Markaları 2025 raporu sayesinde, rakamların ötesine geçip, markaların ruhunu sizlerle paylaşmaya çalıştım.

İyi Okumalar dilerim.