Eğitim ve sağlık dünyasının İzmir’deki iki dev kurumu, minik kalplere dokunan anlamlı bir sosyal sorumluluk projesinde buluştu. Kanser tedavisi gören çocukların hastane ortamındaki stresini azaltmak ve yüzlerini güldürmek amacıyla başlatılan iyilik hareketi, İzmir Atatürk Lisesi öğrencilerinin yoğun gayretiyle dev bir kampanyaya dönüştü. "Bir Oyuncak, Bin Gülücük" sloganıyla hayata geçirilen proje kapsamında, lise öğrencilerinin harçlıklarıyla aldığı veya özenle seçtiği yüzlerce oyuncak, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı’nda tedavi gören çocuklara ulaştırıldı. Kampanya, sadece bir hediyeleşme değil, aynı zamanda nesiller arası bir sevgi köprüsü olarak kayıtlara geçti.

Liseli gençlerin vefası hastane koridorlarını ısıttı
İzmir Atatürk Lisesi bünyesinde faaliyet gösteren eTwinning Kulübü’nün öncülüğünde organize edilen kampanya, okul genelinde büyük bir yankı uyandırdı. Kulüp danışman öğretmenleri Ayşe Çıplak ve Mehtap Çiftçiler’in rehberliğinde hareket eden öğrenciler, kanser tedavisi gören çocukların bağışıklık sistemlerinin hassasiyeti nedeniyle titiz bir çalışma yürüttü. Toplanan oyuncakların tamamının yeni, hiç kullanılmamış, ambalajı açılmamış ve çocuk sağlığına uygun materyallerden seçilmesine azami özen gösterildi. Bu hassasiyet, gençlerin sosyal sorumluluk bilincinin ne denli yüksek olduğunu gözler önüne serdi. Öğrenciler, kolilere yükledikleri oyuncaklarla birlikte Ege Üniversitesi’nin yolunu tutarak, hediyelerini bizzat anabilim dalı yetkililerine teslim etmenin heyecanını yaşadı.

Zorlu tedavi sürecine renkli bir mola
Teslimat sırasında öğrencilerle bir araya gelen Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yavuz Anacak, genç ziyaretçilerine kliniğin kapılarını açarak yapılan çalışmalar hakkında detaylı bilgiler aktardı. Radyoterapi süreçlerinin çocuklar ve aileleri için ne kadar zorlu geçebileceğini anlatan Anacak, öğrencilerin bu anlamlı jestinin hastane atmosferini bir anda değiştirdiğini vurguladı. Tedavi gören çocukların, hastane duvarları arasında geçirdikleri uzun saatlerde oyuncağın onlar için dış dünyayla kurulan en renkli bağ olduğunu belirten Anacak, gençlerin empati yeteneğinin takdire şayan olduğunu ifade etti. Ziyaret esnasında öğrenciler, kanserle mücadele eden miniklerin yaşadığı süreçleri birinci ağızdan dinleyerek hayatın farklı bir gerçeğiyle yüzleşme fırsatı buldu.

Oyuncak deyip geçmeyin: İyileşme sürecinin gizli kahramanı
Türkiye’nin en donanımlı merkezlerinden biri olan Ege Üniversitesi Radyasyon Onkolojisi kliniğinin çocukluk çağı kanserleri konusundaki yetkinliğine dikkat çeken Prof. Dr. Yavuz Anacak, merkezin her yıl 120’den fazla çocuk hastaya umut olduğunu hatırlattı. Tıbbi tedavinin yanı sıra psikolojik desteğin de iyileşme sürecinin ayrılmaz bir parçası olduğunu belirten Anacak, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Uyguladığımız radyoterapi, çocukluk çağı kanserlerinde en etkili silahlardan biri. Ancak bu süreç, minik bedenler ve ruhlar için yorucu olabiliyor. İşte tam bu noktada, bağışlanan bir oyuncak devreye giriyor. Bu oyuncaklar çocuklarımız için sadece bir eğlence aracı değil, çok önemli bir moral kaynağıdır. Mutlu olan, morali yükselen çocuğun tedaviye uyumu artıyor, psikolojik dayanıklılığı güçleniyor. Bu da doğrudan iyileşme sürecine olumlu yansıyor."
Eğitim ve sağlık camiası bu iyilikte buluştu
Gençlerin sergilediği bu duyarlılığın hem eğitim camiası hem de sağlık çalışanları için büyük bir gurur kaynağı olduğunu sözlerine ekleyen Prof. Dr. Anacak, kampanyada emeği geçen öğretmenlere ve öğrencilere teşekkür etti. Ege Üniversitesi’nin ulusal ve uluslararası iş birlikleri, deneyimli kadrosu ve güçlü altyapısıyla Türkiye’de öncü bir rol üstlendiğini belirten Anacak, toplumun her kesiminden gelen bu tür desteklerin sağlık çalışanlarının motivasyonunu da artırdığını dile getirdi. İzmir genelinde örnek teşkil eden bu kampanya, gençlerin toplumsal sorunlara duyarsız kalmadığını ve geleceğin sadece akademik başarıyla değil, vicdani değerlerle de inşa edileceğini bir kez daha kanıtlamış oldu.





