İzmir’in Turizm Rüyası

Hani bazen çok güzel bir rüya görürken uyanırsınız da, uyanmak istemezsiniz rüyanın devamını görmek için. İşte ben de böyle bir rüya gördüm. İzmir’in Turizm Rüyası. Size anlatayım biraz.

İnsanların hayalini bile kuramadıkları şeyleri gerçekleştirme şansı olamaz. Önce hayal edeceğiz, hatta onu yaşıyormuş gibi hissedeceğiz, kafamızda şekillendireceğiz ki, ne yapacağımızı bilelim.

Yıl günümüzden sadece birkaç yıl sonrası. Rüya bu ya, Varyant’taki Şato restoran günümüzdeki gibi bomboş durmuyor. Ege lezzetlerini sunan, seçkin bir gurme restoranı olmuş. Yurt dışından gelmiş yabancı konuklarla Ege lezzetlerinin keyfini çıkartıyoruz.

Yukardan kuşbakışı körfezi seyrediyoruz. Körfeze giriş yapan kruvaziyer gemileri yenilenmiş limana doğru kuğu gibi süzülüyorlar. Harika bir manzara. Bayraklı’da yapılan yeni yat limanına doğru yol alan yelkenlileri ve motor yatları hiç saymıyorum. Ama gözüme İstanbul’daki gibi körfez turu yapan turist tekneleri takılıyor. Ne güzel…

Ege Medeniyetleri Müzesi açılmış. Varyant’taki “Allah Aşkına Gelme” Arkeoloji Müzesindeki eserler ve daha pek çoğu burada sergileniyor. Antik çağın en önemli coğrafyası olan İyonya’nın sanatçılarının ürettiği eserler büyük hayranlık uyandırıyor. Müze de müze olmuş ama. Yaşayan bir müze olarak tasarlanmış. Dünyanın her yerinden yüzbinlerce turist sadece bu müzeyi görmeye geliyor.

Şimdi de Kültürpark’tayız. Yeni Milli Kütüphane binası gerek mimarisi, gerekse içindeki kitapları ile bu coğrafyanın iki ünlü kütüphanesi olan Bergama ve Efes kütüphanelerine gönderme yapıyor adeta. Eski yönetim binasını da Kültürpark müzesi yapmışlar. 1932 yılından beri Fuarın ve Kültürparkın hafızası olmuş. İnsanlarda nostalji yaratıyor. Konserler, sergiler, spor ve sanat aktiviteleri ile Kültürpark şehir içinde bir vaha adeta. Konserler, gençlik buluşmaları düzenleniyor.

En lezzeti müze ise Ege Mutfak Kültürü müzesi olmuş. Yüzyılların birikimi, göçlerle gelen mutfak kültürü ile birleşmiş. Gerek mutfak gerecleri, gerekse canlandırmalarla yeme-içme kültürümüzü tanıtıyor. En ilginç kısmı ise on binlerce yemek tarifi ve kitaplarının olduğu bölüm. Midemiz guruldamaya başladı. Haydi Kemeraltı’na gidelim o zaman.

Kemeratı’nı tanımakta güçlük çekiyorum. Avrupa’da olduğu gibi buradaki tarihi binalar restore edilmiş. Hem de fonksiyon kazandırılmış. Esnaf lokantaları önünde insanlar kuyruğa girmiş. Geceleri aydınlatılan yollarla pırıl pırıl bir eğlence ve yeme-içme destinasyonu olmuş. Selluka ile yıldızlanan restoran ve kafelerde gönül rahatlığı ile Ege lezzetlerinin keyfini çıkartıyorsunuz.

Kemeraltı, Agora, Basmane ve Kadifekale birleşmiş, yollar turist kaynıyor. Göze çirkin gelen hiçbir görüntü yok. Bölgede yaşayanlar da gelen konuklara verdikleri hizmet ve ürünlerden iyi para kazanmaya başlamışlar.

Bornova’daki Levanten köşkleri butik otel olmuş. Büyük bahçeler içinde huzurlu tatil geçirmekle meşguller. Butik müzelere yenileri eklenmiş. Buca’daki Levanten köşkleri de Bornova’dakilerden farklı değil.

Konak meydanı diye bilinen Atatürk meydanında nihayet görkemli bir Atatürk büstü dikilmiş. Turist otobüslerinin yolcularını indirip-bindirmeleri için geçici park yerleri bile yapılmış. Trafiği aksatıp tehlike yaratmıyorlar. Eskilerin “Tarla” dediği büyük yeşil alan fonksiyonel olarak tekrar tasarlanmış. Sarı Kışlanın da yer aldığı meydanın Bronz maketi konukların ilgisini çekiyor.

Kordon yeniden düzenlenmiş. Araçların park yapmasına izin verilmiyor. Kafeler ve restoranlar ile yüz yıl öncesinin ihtişamına geri dönmüş. Mendirek üzerinde insanlar gezinti yapıyor. Buraya gelmek içinde suyun altındaki şeffaf tüneden karşıya geçmişler. Sahilde engelliler için özel tuvaletler var.

Belediyenin üstü açık otobüslerinin sayıları artmış. Ama üstleri kapanmış. İnsanlar yağmurda ıslanmıyor, güneşte de pişmiyorlar. Çok dilde kulaklıkla kentin tarihi anlatılıyor. Turistlerle birlikte öğrenciler ücretsiz, İzmirliler de İzmirim kartı ile bu otobüslerden faydalanabiliyor.

Kadifekale Bodrum Kalesi gibi müze olmuş. Burçların ve Bizans sarnıcının içinde sergiler oluşturulmuş. Her hafta sonu burada konserler yapılıyor. Diğer zamanlarda ise mesire yeri. Hatta modern tuvaletler bile yapılmış.

Şato Restoran ve Asansör’de nefis manzaraya karşı Ege lezzetlerinin keyfini çıkartıyor insanlar. Çünkü buraları lezzet avcılarının geldiği kentin Gurme Prestij restoranları olmuş.

İzmir artık çıtayı yükseltmiş. Ucuz turist burayı tercih etmiyor. Tematik turlar ile bilinçli, katma değeri yüksek turizm yapılıyor. Kültür turları sadece şehir içinde değil, çevre ilçeleri de hedef almış. Çevre köyler gelen turistlerden ihya olmuş. Bağ bozumu, zeytin hasatı, doğa festivalleri, yürüyüş ve bisiklet turları ile olması gereken iyi turizmin en iyi örnekleri gerçekleştiriliyor. Kooperatifler harıl harıl ürün üretip, üyelerine yüksek katma değer sağlıyorlar. Köylünün cebi para görüyor.

Sörf, yelken yapanlar bir tarafta, sırt çantaları sırtında yürüyüş yapanlar diğer tarafta. Yarımada cıvıl cıvıl. Egenin her tarafından sağlık fışkırıyor.

Dünya Ege’nin sağlıklı yaşam olanaklarını keşfetmiş. Dünyada yükselişte olan “Healty Long Life” Sağlıklı Uzun Yaşam konsepti İzmir ve çevresinde de yükselen trend olmuş. Bozulmamış doğada, doğal gıda tüketerek, huzur içinde, aktivitelerle dolu unutulmaz tatil geçiren turistler bölgemizin reklamını yapıyorlar. Bir defa gelen ruh ve beden detoksu için her yıl en az bir kez İzmir’e geliyorlar. Yüksek ücretler ödeyerek, doğal ortamda, ruhlarını ve bedenlerini dinlendiriyorlar.

Uyanmasam rüyam devam edecekti. Bu kadar yeter değip, rüyamı hayra yorarak kalktım. Kalkmasam rüya görmeye devam edeceğim, ama sadece rüya. Gerçekleştirmek için artık uyanma zamanı.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Osman Ünal
Osman Ünal - 1 ay Önce

Tarihte Izmir'in bir rüya ile yeniden kurulması (Büyük İskender'in Rüyası) mümkün olmuştu. Bir kez daha neden olmasın?