KAZİM BOZKURT/Küresel iklim değişikliğinin yıkıcı etkileri, Ege’nin incisi İzmir üzerinde kara bulutlar dolaştırmaya devam ediyor. Kış aylarının ortasına gelinmesine rağmen beklenen yağışların bir türlü havzalarla buluşmaması, milyonluk kenti ciddi bir su kriziyle karşı karşıya bıraktı. 3 Ocak 2026 tarihi itibarıyla güncellenen baraj doluluk oranları, tehlikenin boyutunu rakamlarla ortaya koydu. Kent genelinde zaman zaman etkili olan sağanak geçişleri vatandaşlarda "barajlar doluyor" algısı yaratsa da, teknik veriler bu yağışların baraj gövdelerine ulaşmadan kuruyan toprak tarafından emildiğini gösteriyor. Özellikle kentin su ihtiyacının büyük bir bölümünü karşılayan ana barajlardaki çekilme, İzmirlileri tedirgin eden boyutlara ulaştı.

Yağmur damlaları kuraklığa çare olamadı

Son günlerde kentin belirli bölgelerine düşen yağışlar, ne yazık ki barajlardaki kritik seviyeyi değiştirmeye yetmedi. Uzmanlar, uzun süredir devam eden kuraklık nedeniyle toprağın nemini kaybettiğini, bu yüzden düşen yağmurun akışa geçerek baraj gölünü besleyemediğini belirtiyor. Vatandaşların merakla sorduğu "Yağmur barajları doldurur mu?" sorusunun yanıtı, açıklanan son verilerle maalesef olumsuz oldu. Yüzeysel akışın sağlanabilmesi için çok daha kuvvetli ve sürekli yağışlara ihtiyaç duyulduğu belirtilirken, İzmir halkının su tasarrufu konusunda en üst seviyede alarm durumuna geçmesi gerektiği vurgulanıyor. Baraj havzalarındaki buharlaşma ve yağışsızlık, kentin su politikasının yeniden gözden geçirilmesini zorunlu kılıyor.

Kentin can damarı Tahtalı kuruma noktasında

İzmir’in su ihtiyacının belkemiğini oluşturan Tahtalı Barajı, tarihinin en kötü günlerini yaşıyor. İZSU verilerine göre, 3 Ocak 2025 tarihinde yüzde 11,95 seviyelerinde olan doluluk oranı, aradan geçen bir yılın ardından 3 Ocak 2026'da inanılması güç bir düşüşle yüzde 0,16 seviyesine geriledi. Toplam su hacminin neredeyse tamamını kaybeden barajda, kullanılabilir su miktarı sadece 380 bin metreküp olarak ölçüldü. Bu rakam, kentin günlük su tüketimi düşünüldüğünde tehlikenin kapıda değil, içeri girmiş olduğunu gösteriyor. Tahtalı Barajı'ndaki bu dramatik düşüş, alternatif su kaynaklarının devreye alınması ve yeraltı sularının kullanımı konusundaki baskıyı artırıyor.

Trump: "Venezuela'yı yöneteceğiz"
Trump: "Venezuela'yı yöneteceğiz"
İçeriği Görüntüle

Gördes ve Balçova tamamen sıfırı tüketti

Tablo sadece Tahtalı ile sınırlı değil; kentin diğer önemli su depolama alanlarında da durum farksız. İzmir’e su sağlaması amacıyla büyük umutlarla inşa edilen ancak dibindeki su kaçakları nedeniyle tartışma konusu olan Gördes Barajı, aktif doluluk oranı bakımından yüzde 0,00’ı gördü. Geçtiğimiz yıl aynı dönemde yüzde 2,91 olan seviye, bu yıl tamamen tükenmiş durumda. Benzer bir kaderi Balçova Barajı da paylaşıyor. 2025 yılında yüzde 18,74 doluluk oranına sahip olan baraj, bu yıl yüzde 0,00 seviyesine inerek tamamen kurudu. Bu iki barajın devre dışı kalması, kentin su şebekesindeki basınç yönetimini ve dağıtım planlarını zora sokuyor.

Turizm cenneti Çeşme de susuzluk tehdidi altında

Yaz aylarında nüfusu katlanan turizm merkezi Çeşme ve çevresini besleyen Alaçatı Kutlu Aktaş Barajı da kuraklıktan nasibini aldı. Geçtiğimiz yıl yüzde 20 seviyelerinde olan doluluk oranı, bu yıl yüzde 2,38’e kadar geriledi. Bölgedeki oteller ve işletmeler için hayati önem taşıyan bu barajdaki suyun tükenme noktasına gelmesi, önümüzdeki turizm sezonu için ciddi endişeler yaratıyor. Öte yandan Aliağa bölgesine hizmet veren Güzelhisar Barajı, yüzde 46,13’lük doluluk oranıyla kentin en "dolu" barajı olarak görünse de, onun da geçen yılki yüzde 64,80’lik seviyesinin çok gerisinde olduğu dikkat çekiyor. Ürkmez Barajı’nda ise seviye yüzde 17’den yüzde 7’ye düşmüş durumda.

2026 yılı su stresiyle başladı

Veriler ışığında İzmir’in 2026 yılına büyük bir su stresi ile başladığı aşikar. İZSU yetkilileri ve yerel yöneticiler, mevcut suyun her damlasının altın değerinde olduğu bir döneme girildiğini belirtiyor. Barajlardaki "ölü hacim" denilen dip suların kullanımına dair teknik çalışmaların yapıldığı, ancak bunun kalıcı bir çözüm olmadığı biliniyor. Vatandaşların halı yıkama, araç temizliği ve bahçe sulama gibi alışkanlıklarını terk etmesi, evsel tüketimde maksimum tasarruf sağlaması artık bir tercih değil, zorunluluk haline geldi. Önümüzdeki haftalarda beklenen yağışların gelmemesi durumunda, İzmir’i su kesintileriyle dolu zorlu bir bahar ve yaz mevsimi bekliyor.

Kaynak: HABER MERKEZİ