YAĞMUR KARADAĞ/İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Dilek Gappi, Avukat Murat Aydın ve Ege’de Sonsöz Genel Yayın Yönetmeni Ender Aldanmaz, Dokuz Eylül TV’de yayınlanan ‘Gerçeğin Öteki Yüzü – Fikr-i İsyan’ programında; İzmir Büyükşehir Belediyesi ile Vakıflar Genel Müdürlüğü arasında Meslek Fabrikası’na ilişkin yaşanan hukuki gerilim ve direniş tüm yönleriyle ele alındı.
“ÖNEMLİ BİR YAPININ ELDEN ALINMASI AKIL ALIR GİBİ DEĞİL”
İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Dilek Gappi, Meslek Fabrikası’nın tarihsel sürecine değinerek, 1906 yılında özel bir şirket tarafından Un Fabrikası olarak kurulan yapının 1926’da Mustafa Kemal Atatürk’ün talimatıyla belediyeye devredildiğini hatırlattı. Gappi, tüm resmi kayıtlar ortadayken, Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nün bir gecede tapuyu devralmasına tepki göstererek şunları söyledi:
“Meslek Fabrikası İzmir’de çok önemli bir yer. Büyükşehir Belediyesi buraya ciddi yatırımlar yaptı, yaklaşık 17 milyon liralık tadilatla burayı eğitim veren bir merkeze dönüştürdü. Türkiye’de sayılı meslek fabrikalarından biri haline geldi. İşsizliğin bu kadar yüksek olduğu bir kentte böyle bir yapının elinden alınması akıl alır gibi değil. İzmir’de genç işsizliği Türkiye ortalamasının çok üzerinde. Böyle bir ortamda Meslek Fabrikası’nın kapatılması ya da el değiştirmesi kabul edilemez.”
Gappi, İzmir’de genç işsizliğinin yüzde 26’yı aştığını belirterek, “Meslek Fabrikası bir tane değil, 10 tane daha olmalı” dedi. Sürecin siyasi bir müdahale olduğunu savunan Gappi, “İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, başından beri sürece net bir şekilde karşı çıkıyor. Bu kadar oyunu İzmirli yemez. İzmir’in değerleriyle bu şekilde oynanamaz” ifadelerini kullandı.
“HER SABAH TAPUMUZU KONTROL MÜ EDECEĞİZ?”
Avukat Murat Aydın ise konunun yalnızca bir mülkiyet meselesi olmadığını, doğrudan hukuk güvenliğini ilgilendirdiğini vurguladı. Tapu devrinin tek taraflı şekilde yapılmasının ciddi bir sorun olduğunu belirten Aydın, “Buradaki problem şu; bir kişiye ait tapunun, tek taraflı olarak başka bir kuruma devredilmesi. O zaman biz her sabah kalkıp e-devletten tapularımızı mı kontrol edeceğiz hâlâ bizim mi diye? Hukuk güvenliği dediğimiz şey tam olarak budur. Sizin mülkiyet hakkınızın bu şekilde ortadan kaldırılamaması gerekir. Hukuk buna izin vermez” dedi.
Aydın, sürecin sadece belediyeyi değil tüm vatandaşları ilgilendirdiğini belirterek şöyle devam etti:
“Bugün ‘burası senin değilmiş’ deniyorsa, yarın ‘bu diploma geçersiz’, ‘bu ruhsat geçersiz’ denebilir. Devletin tapusu güvenilir değilse, diploması güvenilir değilse neye güveneceğiz? Bu mesele sadece İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin değil, herkesin meselesidir.”
Gasilhane örneği üzerinden de tepki gösteren Aydın, “Ölülerin yıkandığı yere bile el koyma girişimi var. Ne gençlere saygı var ne de ölülere. Bu yaklaşım kabul edilemez” dedi.
“İZMİR DAYATMALARI SEVMEZ”
Gazeteci Ender Aldanmaz ise İzmir’in demokratik kültürüne vurgu yaparak, yaşanan sürecin kent sosyolojisine aykırı olduğunu ifade etti. Aldanmaz, “İzmir, demokrasi kültürünün güçlü olduğu bir kent. Tepeden gelen dayatmaları sevmez. Fakat özellikle son 6-7 aylık süreçte bir siyasal kamplaşma, buna dönük açıklamalar, değerlendirmeler ve bürokratik bazı adımlar atıldığını görmek mümkün. Bunlardan bir tanesi de şu an yaşadığımız Meslek Fabrikası'yla ilgili bir süreç. Bunun politik olarak mutlaka karşılığı var. Bir gecede alınan kararlarla belediyeye ait bir yapının el değiştirmesi İzmir’de ciddi reaksiyon yaratır. Bu süreç Türk demokrasisine de zarar verebilir” diye konuştu.
AK PARTİ KENDİSİNİ İZAH EDEMİYOR
Başkan Tugay ile işçiler arasında geçen yıl yaşanan çöplerin toplanmaması sorunun yaşandığını ve karşı karşıya gelindiğini hatırlatan Aldanmaz, “Malum sorunlar yaşandı. Bir duygusal kopuş vardı. Bu sonuçta işçiler Cemil Tugay'la karşı karşıya geldi, havuz tartışmaları yaşandı Büyükşehir Belediyesi içerisinde, sorunlar oldu. Şimdi yavaş yavaş aslında DİSK'in İzmir Büyükşehir Belediyesi'ne ait kurumsal yapıyı sahiplenmesi, Cemil Tugay'ın yanında durması bir yanda o duygusal kopuşu da bir tamirat sürecine girdiği şeklinde değerlendirilebilir. AK Parti açısından bakıldığında ise AK Parti’nin kendisini izah edemediğini düşünüyorum” dedi.
GÖZLER HUKUKİ SÜREÇTE
Aldanmaz, “Nöbet sistemi başladı. Beklenti en azından tahliyenin bir biçimde ertelenmesi, hukuki sürecin tamamlanmasıyla ilgili. Bu durum İzmir’in kendi iç demokrasisi anlamında bir artı yaratır” dedi.
“SİYASİ DİL DEĞİŞTİ, İZMİR’E YAKIŞMIYOR”
Programda, İzmir’de son dönemde siyasi dilin sertleştiği de gündeme geldi. Dilek Gappi, özellikle iktidar cephesinin kullandığı dilin İzmir’in siyasi kültürüyle örtüşmediğini belirterek, “Bir süredir İzmir'de AK Parti'nin dili değişti. AK Parti İl Başkanı Bilal Saygılı’yı artık görmüyoruz, sesi çok cılız. Onun yerine üstten bakan bir dil var. Bu üstten bakan, dayatmacı dil İzmir’e yakışmıyor. Meslek Fabrikası, İzmirlilerin. En büyük talihsizlik ise belediye içerisindeki AK Partili meclis üyeleri. Meclis üyeleri siyasete bulaşıyor. Olmaz böyle bir şey. İzmirlinin malıyla kimse oynayamaz. Meslek Fabrikası'nı politik bir unsur haline getirmek en çok AK Parti’ye zarar verir. AK Parti İzmir İl Başkanı Saygılı’nın sesi çok daha gür çıkmalı” ifadelerini kullandı.
“KUTUPLAŞMA AK PARTİ’YE YARAMAZ, CHP’NİN OYUNU ARTIRIR”
CHP'nin içerisindeki farklı görüşlerin oluşmasını ya da farklı grupların bulunmasını birer kırılma ya da birer ayrışma olarak tanımlamadığını belirten Aydın, “CHP, her zaman belediyenin yanında olacak. Doğru bir tavır oluşturması, halkın bu doğru tavrı desteklemesini düzenleyecek yapı Cumhuriyet Halk Partisi'dir. İzmir'de kutuplaşma AK Parti'ye yaramaz, CHP’nin oyunu artırır. Halka doğrudan hizmet veren binalara, gasilhaneye el koyuyorlar. Ne yapmak için aldıkları da belli değil. Bu doğru bir yaklaşım değil. İzmir’in tüm unsurları, AK Partililer dahil bu duruma karşı çıkmalı. Ölü yıkanan yere el konulması içlerine siniyor mu? Oturup düşünmeleri lazım. ‘Evet içimize siniyor, doğru yapıyoruz’ diyorlarsa yolları açık olsun. Ama ‘Bu doğru olmadı, bize yakışmadı" diyorlarsa bunun düzeltilmesi için bir şey yapsınlar” dedi.
‘Biz iktidarız her şeyi yaparız’ dilinin doğru olmadığına dikkat çeken Aydın, “Bu İzmir'in dili değil. AK İzmir'de AK Parti'nin dili de bu son 8-10 ayda oluşan dil değil. Bu dil hem AK Parti’ye hem İzmir'e zarar verir” diye konuştu.





