Bilim ile sanatı aynı potada eritmeyi başaran, meslek hayatı boyunca binlerce hastaya şifa dağıtırken kalemiyle de ruhlara dokunan Prof. Dr. Hüsrev Hatemi'nin vefat haberi, hem akademi hem de sanat camiasını yasa boğdu. Bir süredir sağlık sorunlarıyla mücadele ettiği bilinen 88 yaşındaki çınarın vefatı, tıp ve edebiyat dünyasında büyük bir boşluk yarattı.

Hem hekim hem şair: İki dünyaya sığan bir ömür

1938 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Hasan Hüsrev Hatemi, hayatı boyunca doğduğu şehrin kültürel dokusunu ve zarafetini hem mesleğine hem de eserlerine yansıttı. 1962 yılında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden başarıyla mezun olarak hekimlik cübbesini giyen Hatemi, akademik kariyer basamaklarını da azmiyle hızla tırmandı.

1978 yılında profesör unvanını almaya hak kazanan usta isim, uzun yıllar boyunca Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde iç hastalıkları, endokrinoloji ve metabolizma hastalıkları kürsüsünde görev yaptı. Hatemi, bu süreçte sadece sayısız hastanın tedavisini üstlenmekle kalmadı; aynı zamanda Türk tıp dünyasına yeni nesil hekimler yetiştiren saygın bir hoca olarak tarihe geçti.

İstanbul Tabip Odası'ndan taziye mesajı

Usta hekimin vefatının ardından tıp camiasından peş peşe taziye mesajları yayımlandı. İstanbul Tabip Odası, değerli üyesinin kaybını şu anlamlı sözlerle kamuoyuna duyurdu:

"İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi 1962 mezunu ve değerli üyemiz Prof. Dr. Hüsrev Hatemi’nin vefatını büyük bir üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz. Prof. Dr. Hüsrev Hatemi, iç hastalıkları, endokrinoloji ve metabolizma alanındaki kıymetli çalışmalarıyla tıp dünyasına; eşsiz şiirleri ve yazılarıyla da kültür hayatımıza unutulmaz katkılar sunmuştu. Başta ailesi olmak üzere, tüm tıp ve edebiyat camiasına başsağlığı dileriz."

Kelimelerle örülü ikinci bir hayat

Prof. Dr. Hatemi'yi kendi kuşağındaki birçok bilim insanından ayıran en belirgin özelliği, edebiyata olan tutkusu ve kalemiydi. Steteskobunu boynundan çıkardığında eline kalemini alan Hatemi; denemeleri, şiirleri ve fikir yazılarıyla Türk edebiyatında kendine has bir yer edindi.

Ölüdeniz’de fırtına faciası: Tur teknesi battı
Ölüdeniz’de fırtına faciası: Tur teknesi battı
İçeriği Görüntüle

Tıbbi terimlerin soğukluğunu şiirin sıcaklığıyla dengeleyen; akademi ile edebiyatı bir arada, büyük bir uyum içinde sürdüren Hatemi, çok yönlü bir Türk münevveri olarak hafızalara kazındı. Onun vefatı, sadece bir tıp profesörünün değil, aynı zamanda Türkçeyi büyük bir ustalıkla kullanan bir edebiyatçının da aramızdan ayrılışı anlamına geliyor.

Kaynak: haber merkezi