Nasıl da susamışız, nasıl da hasret kalmışız başarıya, şampiyonluklara.

Önce Altay, ardından Göztepe'nin söke söke elde ettiği başarı milletvekillerini, belediye başkanlarını, odaları, sanayicileri havaya soktu. Futbolun kitleleri bir araya getirme ve hareke geçirmekte siyasetten daha yetkin ve etkin olduğunu bir kez daha meydana çıktı. Ve şehrin dinamikleri nihayet harekete geçti.

Altay'ın ve Göztepe'nin Antalya seferlerine belediyeler otobüs tahsis ederek ilk kıvılcımı çaktılar. Ardından İzmirli iş adamları Göztepe için şampiyonluk primi açıkladı.
Torbalı Belediyesi alt yapı tesisleri için Göztepe'nin tahsis talebini kabul etti. Büyükşehir Belediyesi de tesisler için 7 milyon lira katkı sağlayacağını açıkladı.
Menderes Belediyesi ise 136 dönüm arazide Göztepe için tesis yapacaklarını, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın planları onayladığı müjdesini verdi. Bornova Belediye Başkanı Olgun Atila sezon başında Doğanlar Stadı'nı hizmete sokarak şampiyonlukta pay sahibi oldu.
Şehrin Süper Lig özlemini dindiren Göztepe'ye yapılan bu jestleri sonuna kadar destekliyor ve bu işe ön ayak olan herkese yürekten teşekkür ediyorum. Keşke bu örnekler artarak devam etse.

KULÜPLERİMİZ


İzmir'de faaliyet gösteren çok sayıda kulübümüz var. Ancak camiaları, başarıları, Türk futboluna yaptıkları hizmetlerle 6 tanesi öne çıkıyor. Kuruluş tarihlerine göre sıralayalım; Karşıyaka (1912), Altay (1914), İzmirspor (1923), Altınordu (1923), Göztepe (1925) ve Bucaspor (1928). En genci 90 yaşında. Kulüplerimiz bu güne kadar Türk futboluna ve sporuna sayısız yıldız yetiştirdi, pek çok konuda öncülük yaptı.
Önceleri kulüplerimizin tamamı camia ve semt kulüpleriydi. Karşıyaka kentin kuzeyinde, Altay ve Altınordu merkezde, Göztepe ile İzmirspor güneyde, Bucaspor ise Doğu'da mevzilendi. Yıllar geçtikçe Altınordu ile Göztepe şirket haline geldi, camia kulübü olma vasfını yitirdi. (Camiaları halen var, camia kulübü kavramı üyelerin yönetimde söz sahibi olması anlamına kullanılmıştır.)
Bu iki kulübümüzde üyelerin yönetimde söz hakkı yok. Buca ve Karşıyaka ise ilçe takımları olmanın avantaj ve dezavantajını yaşıyorlar. Zor zamanlarında en azından bir belediye kendilerine sahip çıkıyor. Karşıyaka ayrıca kendisiyle özdeşleşmiş olan Yaşar Holding ile yarı şirket kulübü haline geldi.
Geriye iki camia kulübü kalıyor. Altay ile İzmirspor. İki kulübümüzün arkasında ne bir hami, ne bir belediye ne de bir holding var. Kendi yağıyla kavrulmaya çalışan, deyim yerindeyse kentin iki öksüz evladı.

YAPILMASI GEREKEN


goztepebuyuksehirİzmir'de Büyükşehir hariç 30 belediye var. Özellikle merkezde yer alan metropol belediyelere bu konuda büyük iş düşüyor. Büyükşehir Belediyesi'nin koordinatörlüğünde iyi bir planlama ile tüm İzmir kulüplerinin tesis ve stat sorunları çözülebilir, otopark, arazi tahsisleri, malzeme yardımı, bina ve tesis onarımı gibi desteklerle kulüplerimize destek olunabilir.
Yoksa sadece Göztepe'ye yapılacak olan destek ve yardımlar diğer kulüplerimize gönül verenleri üzer, kurumlara karşı bir güven bunalımı yaratır.
Bucaspor'a Buca Belediyesi yıllardır hamilik yapıyor, desteğe devam ediyor. Tesis sorunu yok, stat sorununu ilk çözen kulübümüz. Ama sarı-lacivertlilerin maddi manevi desteğe ihtiyacı var.
Karşıyaka ise maalesef borç batağında. Transfer yapması imkansız gibi. Stat sorunu kangren olmuş durumda. Yaşar Holding'in desteği yeterli değil. Karşıyaka Belediyesi'nin verdiği destek ise hiçbir yaraya merhem olmuyor. Karşıyakalılar, 'Beşiktaşlı' başkanlarından daha fazla destek istiyor. Haklılar da. Var olan anıtı yıkıp yenisini yapmak için 7 milyon lirayı bulan Belediye, isterse kulübe daha fazla destek olabilir.
Konak, Karabağlar, Gaziemir, Balçova, Narlıdere coğrafi konumları itibarı ile Altay ve İzmirspor'a destek vermelidir. Altay yakında Alsancak Stadı'na kavuşacak ve önemli bir sorununu çözecek. Ama siyah beyazlıların modern tesislere ve kalıcı gelir kaynaklarına ihtiyacı var.
İzmirspor'a gelince. Asırlık çınar süper amatör kümede küllerinden doğmaya hazırlanıyor. Ama maçlarını oynayacağı bir sahası yok. Yeşilyurt'taki saha kasım ayı gibi yıkılacak. Büyükşehir Belediyesi'ne buradan bir çağrı yapalım birlikte. Yeşilyurt'taki sahayı yıkıyorsunuz, buraya 3 bin kişilik butik bir stat yapıp İzmirspor'a tahsis edebilirsiniz. Bir çağrı da Balçova Belediye Başkanımız Sayın Çalkaya'ya. Balçova'ya harika bir stat kazandırdınız, gelin bu sezon İzmirspor'un maçlarını bu statta oynamasına izin verin. Hem eseriniz değerlensin, hem de hafta sonları Balçova'ya bir hareket gelsin, çorbada tuzunuz olsun.

AKLIMIZA TAKILANLAR


Göztepe ve Altınordu Anonim Şirket olarak yönetiliyor. İki kulübün de birer patronu var. Yani bu iki kulüp de yasal açıdan bir ticarethane olarak gözüküyor. Patronlar yarın isterlerse kulüpleri satabilirler. Göztepe ve Altınordu kulüplerine yapılacak olan tesis ve statlar dolayısıyla şahısların mal varlığına geçecek. Sepil ya da Özkan kulübü satmak istediklerinde stat ve tesisler bu şirketin değerine değer katacak. Bu da haksız zenginleşme sebebidir. Bu iki kulübe yapılacak olan tesislerin tahsisi A.Ş.'lere değil dernek adına yapılmalıdır. Tesisler camiaların malı olur, en azından dernekler şahıs tahakkümünden de kurtulmuş olurlar.
Not: Altınordu halen tesislerini kendi yapıyor. Şimdiye dek belediyelerden ya da devletten bir destek aldığını duymadım.