SEMİ TEKTAŞ/Dokuz Eylül Tv'de yayımlanan Gerçeğin Öteki Yüzü-Fikri İsyan programında Türkiye'de gündemin yoğunluğuna değinen İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Dilek Gappi, CHP'deki gelişmelere dikkat çekerek atanmış ve seçilmiş genel başkanların bulunmasını yol açacağı bölünmüşlük algısını halkın yaktığını belirtti. Gappi “Aslında halk çok net. Belki de burada en çok tarafını belli eden kesim halk. Çünkü halk gerçekten verdiği oyların peşinde, Cumhuriyet Halk Partisi'ne sahip çıkıyor ve Özgür Özel'in etrafında toplanıyor” değerlendirmesinde bulundu.
AYDIN: HUKUKSUZLUĞA ALIŞMAYACAĞIM
“Mutlak butlan kararı beklediğim bir karar değildi. Çünkü hukuksuzluğa alışmayacağım ve hukuka aykırılığı bu kadar açık olan bir kararın verilebileceğini öngörmeyeceğim” sözleriyle konuşmasına başlayan Murat Aydın, yaşanan hukuksuzluklara alışmamak ve bunlara tepki göstermek gerektiğini vurguladı. Konuya daha geniş bir perspektiften bakmak gerektiğini ifade eden Aydın, şöyle konuştu: “1 Mart Tezkeresi'nde Amerika Birleşik Devletleri askerlerinin Türkiye'ye girerek Türkiye üzerinden Irak'ta bir cephe açma girişimini hatırlarsınız. O dönemde Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümet tezkeresini reddetti, CHP’de buna karşı çok ciddi bir direnç gösterdi. Anlaşılan o ki Orta Doğu’da yürütülecek yeni süreç için bir saha temizliği yapılıyor. Bu saha temizliği kapsamında CHP’nin belli bir sınıra çekilmesine, belli bir ayar verilmesine ihtiyaç duyuluyor. Türkiye’de buna en net şekilde karşı çıkacak siyasi yapı CHP’dir. Mustafa Kemal Atatürk’ün ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurduğu Cumhuriyet, o dönem için tasarlanan Orta Doğu kurgusunun dışındaydı. Şimdi ise yeniden bir Orta Doğu kurgusu oluşturuluyor. Bu sürecin sağlıklı işlemesi için de CHP’nin kendi kuruluş kodlarından uzaklaştırılmasının amaçlandığını düşünüyorum.”
‘KILIÇDAROĞLU BÖLÜNMEYİ TEMSİL EDEMEZ’
CHP’de bir bölünme olmadığını savunan Aydın şunları söyledi: “Bölünmeden söz edebilmek için, iki tarafta da belli bir ağırlığa sahip iki ayrı yapının bulunması gerekir. Burada taraflardan biri açısından böyle güçlü ve ağırlıklı bir parçalanma söz konusu değil. Kılıçdaroğlu bir bölünmeyi temsil edecek nitelikte değil. Eğer toplumsal, sınıfsal ve ideolojik bir zemininiz yoksa, bulunduğunuz konumu ancak belirli bir süre koruyabilirsiniz. Bir süreliğine bir zemin ya da bir cephe tutabilirsiniz. Ancak bunun kalıcı olması mümkün değildir. Cumhuriyet Halk Partisi’nin tarihsel kodları ve kurucu parti niteliği son derece kıymetlidir. Cumhuriyet Halk Partisi bir genel merkezde ya da valiliğe verilen bir dilekçeyle kurulmadı. CHP’nin kurucuları, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri’dir. Bu da hukukun korunmasını ve savunulmasını ifade eder. Bugün de aynı noktadayız. Burada önemli olan, halkın bu konuya samimi ve tutarlı bir şekilde sahip çıkmasıdır. Cumhuriyet Halk Partisi kadrolarının da bu sahiplenmeye öncülük etmesi büyük önem taşımaktadır.”
‘SİYASİ PARTİ BİNA DEĞİLDİR’
Mutlak butlan kararının CHP’ye yönelik siyasi bir müdahale olduğunu savunan Aydın, değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Siyasi parti dediğiniz şey Ankara’daki bir genel merkez binasından, bir il binasından ya da bir ilçe binasından ibaret değildir. Burada Kemal Kılıçdaroğlu’nu da mevcut kadroları da aşan; yalnızca koltuk hırsıyla açıklanamayacak kadar derin ve büyük bir tabloyla karşı karşıyayız. Konuyu sadece Kılıçdaroğlu üzerinden tartışarak, ona öfke yönelterek ve onu hedef tahtasına koyarak hareket etmemeliyiz. Cambaza bakarak asıl meseleyi gözden kaçırmamak gerekiyor. Bu olayın arka planında emperyalist sistemin bulunduğunu düşünüyorum. Yerli yöneticileriyle, eş başkanlarıyla ve cumhurbaşkanıyla birlikte değerlendirildiğinde, yaşananların CHP’ye yönelik siyasi bir müdahale niteliği taşıdığını görüyorum.”
GAPPİ: ÇOK AĞIR TEPKİ VAR
Yaşanan süreci değerlendiren Gappi, hem Anıtkabir’e hem de TBMM’ye yapılan yürüyüşlerde Özgür Özel’e gösterilen ilginin yalnızca mağdur edilmiş bir genel başkana verilen destek olarak okunmaması gerektiğini söyledi. “Özgür Özel’e gösterilen ilgiye baktığımızda, bunun mağdur edilmiş bir genel başkana verilen destekten çok, halkın belli bir çizgiye yönelik tepkisini de yansıttığını görüyoruz” diyen Gappi, şöyle devam etti: “Verilen tepki aslında bir anlamda şuydu; yanlış bir düzen var, yanlış bir gidişat var ve yukarıdan, emperyalist bir anlayışla yapılan bir dizayn söz konusu. Bu dizayna karşı harekete geçme iradesi ortaya kondu. Belli ki bazı şeyler masa başında şekillendi, bir strateji oluşturuldu. Sonrasında da mutlak butlan fikri geliştirildi. Çok uzun bir süredir bunun üzerinde çalışıldığı anlaşılıyor. Kılıçdaroğlu ve yakın çevresi, her kimlerse, bu sürecin içinde yer aldı. Ancak bunların tamamı masa başında planlanan gelişmelerdi. Burada görmemiz gereken bazı gerçekler var. Hiçbir şey tesadüf değil. En küçük bir hareketin bile önceden stratejik olarak planlandığı anlaşılıyor. Bundan sonraki süreçte bunlar aşama aşama karşımıza çıkacak ve kamuoyuna sunulacak. Denilecek ki; CHP’de özellikle Özgür Özel ve yakın çalışma arkadaşlarına kadar uzanabilecek davalar vardı. Ardından dokunulmazlık tartışmaları gündeme gelecek. Bu noktada da ‘Kılıçdaroğlu olmasaydı parti tamamen dağılırdı, aslında partiyi ayakta tutmak için göreve geldi’ şeklinde yeni bir algı oluşturulmaya çalışılacak. Özellikle Özgür Özel yönetiminde kendisine yer bulamayacağını düşünen bazı isimlerin bu sürece daha fazla dahil olmaya çalıştığını görüyoruz. Ancak halkın tepkisinden de çekiniyorlar. Çünkü kolay değil; toplumda çok ağır bir tepki var.”
‘GELECEK 25 YILIN STRATEJİSİ PLANLANIYOR’
Yaşananların önemli bir kırılma noktası olduğunu vurgulayan Gappi, sürecin yalnızca CHP’nin yeniden yapılandırılması ya da Kılıçdaroğlu’nun yeniden genel başkanlığa dönmesi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. “Bir kırılma noktası yaşandığını çok iyi görmek gerekiyor. Çünkü bu süreç ne CHP’nin stratejik olarak yeniden planlanmasıdır, ne Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeniden göreve gelmesidir ne de hukuki açıdan kendilerine göre bir zemin oluşturma çabasıdır” diyen Gappi, şöyle devam etti: “Çok açık ki Türkiye’de ilk 25 yıl planlandı ve kurgulandı. Şimdi ise gelecek 25 yılın stratejisi oluşturuluyor. Süreç bu şekilde planlanıyor. Halkın bunu çok iyi görmesi gerekiyor. Yeni bir 25 yıllık dönem tasarlanıyor ve bu süreç kamuoyuna CHP üzerinden sunuluyor. Bu kadar meşruiyet ve hukuk zemininden uzaklaşılmaması gerekir. Yaşananlar çok daha farklı bir mücadelenin parçasıdır. Bu nedenle ortaya çıkan kırılmayı ve bunun yaratacağı sonuçları çok iyi değerlendirmek gerekiyor.”
ALDANMAZ: SİYASET DİP NOKTADA
Yaşanan süreci değerlendiren Aldanmaz, toplumun büyük bir kesiminin gelişmeleri dışarıdan izlediğini ve parti tabanı ile parti profesyonelleri arasında giderek belirginleşen bir uyumsuzluk bulunduğunu söyledi. “Toplumun çok büyük bir bölümü yaşananları televizyon ekranlarından izlemeye devam ediyor. Bir yanda partinin tabanı, diğer yanda ise partinin profesyonelleri diyebileceğimiz yapı var. Aslında bugün televizyonlarda izlediğimiz şey, bu iki kesim arasındaki uyumsuzluktur” diyen Aldanmaz, kurultay için toplanan imzalara da dikkat çekti. “Şu anda kurultay için toplanan imzalar bulunuyor. Sayının da yaklaşık 804 olduğu ifade ediliyor. Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığa dönüş sürecini, Türkiye’deki siyaset mekanizması üzerinden değerlendirmek gerekiyor.Türkiye’de siyaset bugün bir dip nokta yaşıyor. Ancak tarih bize gösteriyor ki büyük sıçramalar ve dönüşümler çoğu zaman tam da bu dip noktalarından doğar.”
AYDIN: CHP TÜZÜĞÜNE AYKIRIDIR
Son MYK görevlendirilmesi CHP tüzüğüne aykırıdır, halka aykırıdır. Mutlak butlan kararını veren Mahkeme 2023 Kasım’dan kurultaydan sonraki kurultayların iptal edildiğini söyledi. Ama bu kararlar henüz kesinleşmedi. Mahkemenin verdiği tedbir kararı yani hemen yürürlüğe sokma kararı sadece yönetimle ilgilidir. Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığı, parti meclisi ve yüksek disiplin kurulu kararına ilişkindir. Dolayısıyla 2024 yılında yapılan tüzük kurultayında ve 2025 yılında yapılan 39. Olağan kurultayda yapılan tüzük değişiklikleri halen yürürlüktedir. Ve tüzüğün 22. Maddesi gereğince parti meclisi genel başkanının önerisi ve MYK genel başkanın önerisi ve parti meclisinin onayıyla göreve başlar.
Şu an tüzük kurultayında ve 39. Olağan kurultayında yapılan tüzük değişikliklerinin iptaline ilişkin karar henüz kesinleşmediği için yürürlüğe girmemiştir. Ve Sayın Kılıçdaroğlu bir MYK ataması yapacaksa bu MYK atamasını parti meclisinden geçirmelidir. Parti meclisinden geçmeyen MYK görev ifade edemez. Sayın Kılıçdaroğlu parti meclisini toplamak istemiyor. Kontrol edemediğini düşünüyor.
Ama Merkez Yönetim Kurulu bu şekilde bir atama ve görevlendirme yapamaz. Kurultay konusunda da tüzük çok açık.
Yaşanan sürecin Özgür Özel ile Kemal Kılıçdaroğlu arasında yaşanan bir parti içi iktidar mücadelesi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Aydın, yurttaşların da bunun farkında olduğunu söyledi. “Bu konu, Özgür Özel ile Kemal Kılıçdaroğlu arasında bir parti içi iktidar meselesi değildir. Yurttaşlar da bunun böyle olmadığını görüyor” diyen Aydın, şöyle devam etti: “İsteyen istediği hesabı yapsın, istediği projeyi hazırlasın, istediği masa başı siyasi dizaynı kurgulasın. Sonra da bunu ‘devlet aklı’ diye topluma sunmaya ve kabul ettirmeye çalışsın. Ancak unuttukları en önemli unsur halktır. Halkın tavrı ve değişkenliği, yapılan bütün hesapları bozabilecek güçtedir. Halka rağmen bu ölçekte bir siyasi dizaynın hayata geçirilmesi mümkün değildir. Şu hiçbir zaman unutulmamalıdır; bütün handikaplarına ve zorluklarına rağmen CHP bugün Türkiye’nin en örgütlü gücüdür. Bunu her anlamıyla söylüyorum; olumlu ve olumsuz bütün yönleriyle. Siyasi partileri, meslek kuruluşlarını ve diğer örgütlü yapıları da bu değerlendirmeye dahil ederek söylüyorum. Bu nedenle CHP’nin yalnızca genel merkezden ya da belirli isimlerden ibaret görmek doğru değildir. CHP, Türkiye’nin en yaygın ve en köklü örgütlenme ağlarından birine sahip siyasi yapıdır.”

AYDIN: CHP SEÇİME GİRECEKTİR
Mevcut yönetimin yargı sürecini mümkün olduğunca uzatmaya çalışabileceğini öne süren Murat Aydın, bu süreçte parti meclisi ve kurultayın toplanmaması yoluyla mevcut tablonun genel seçimlere kadar sürdürülmek istenebileceğini söyledi. “Mevcut yönetim, yani Sayın Kılıçdaroğlu başkanlığındaki genel merkez yönetimi, bu yargılama sürecinin olabildiğince uzun sürmesini sağlamaya çalışabilir. Bu süreçte Parti Meclisi’ni ve kurultayı toplamadan, parti içindeki mevcut durumu genel seçimlere kadar devam ettirmek isteyebilir” diyen Aydın, şöyle devam etti: “Kurultayın altı yıl içerisinde mutlaka yapılması gerektiğine ilişkin görüşler dile getiriliyor. Ben hukuki açıdan bu görüşe katılmıyorum. Ancak Cumhuriyet Halk Partisi’ni dizayn etmek ve siyasi alanın dışına itmek isteyen bir anlayış ile yargının araçsallaştırılması söz konusu olduğunda, bu tür yorumlar ve uygulamalar devreye sokulabilir. Cumhuriyet Halk Partisi’nin bu ihtimali öngörmesi gerekir. Bugün geldiğimiz noktada mesele, Cumhuriyet Halk Partisi’nin genel başkanının, genel merkezinin ya da Parti Meclisi’nin kim olduğundan daha büyük bir boyuta ulaşmıştır.’’
GAPPİ: HALKIN TEPKİSİ EZBERLERİ BOZDU
Yaşanan süreçte toplumun gösterdiği tepkinin beklentileri değiştirdiğini söyleyen Dilek Gappi, halkın ortaya koyduğu tavrın bazı siyasi hesapları bozduğunu ifade etti. “Halkın tepkisi kesinlikle ezberleri bozdu. Ancak şunu da çok net görüyoruz; toplumun ilk tepkisinin geçici olduğuna inanılıyor. Sanki zaman içerisinde bu tepkinin azalacağı ve insanların yaşananları kabulleneceği düşünülüyor” diyen Gappi, şöyle devam etti: “Toplumda bazı şeylerin aşama aşama değiştirilebildiğini görüyoruz. Son 25 yıla baktığımızda, bir zamanlar kabul edilmesi mümkün görünmeyen pek çok uygulamanın zamanla içselleştirildiğine tanıklık ettik. Bu nedenle yalnızca gelişmeleri beklemek değil, aynı zamanda karşı hamleler üretmek gerektiği de açıkça ortaya çıkıyor. Belediyelere yönelik operasyonlardan söz ediyorsak, İzmir herhalde Türkiye’nin en fazla operasyon yapılan kentlerinden biri haline gelmeye başladı. Peş peşe gelen gözaltılar ve tutuklamalarla karşı karşıyayız. Güzelbahçe Belediye Başkanı şu anda cezaevinde. Hemen ardından Buca Belediye Başkanı gözaltına alındı. İl başkanının tutuklanması gibi gelişmeler yaşansa artık şaşırmayacak bir noktaya gelmiş durumdayız. Bu da toplumun ve siyasetin olağan kabul etmemesi gereken olaylara zamanla alıştırılması riskini beraberinde getiriyor.”
BUCA OPERASYONUNA TEPKİ
Buca’ya yönelik operasyonla ilgili değerlendirmelerde bulunan Murat Aydın, dosyanın içeriğini görmeden kesin hüküm vermek istemediğini ancak ortaya çıkan tabloya ilişkin kaygıları bulunduğunu söyledi. “Buca operasyonuna baktığımızda ihtiyatlı konuşmak zorundayım. Çünkü bir hukukçu olarak mesleki sorumluluğum ve vicdani yükümlülüğüm bunu gerektiriyor. Dosyayı görmedik, içeriğini bilmiyoruz. Ancak yapılan işlemlerden, kamuoyuna sızdırılan bilgilerden ve gözaltına alınan kişilerin kimliklerinden hareketle yine benzer bir tabloyla karşı karşıya olduğumuzu düşünüyorum” diyen Aydın, şöyle devam etti: “Karşımızda daha önce de gördüğümüz süreçlere benzeyen bir hikâye var. Bu nedenle yaşananlar bize yabancı gelmiyor. Muhtemelen yine adliyelere gideceğiz, koridorlarda bekleyeceğiz ve hukuki süreci yakından takip edeceğiz. Bütün bunların nihai çözümünün sandıkta ve halkın iradesinde olduğunu düşünüyorum.”
‘HEDEF; ÖZEL VE EKİBİNİN TASFİYESİ’
Dokunulmazlıkların kaldırılmasına yönelik tartışmalara dikkat çeken Ender Aldanmaz, Antalya Büyükşehir Belediyesi soruşturmasına ilişkin Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın görevsizlik kararı verdiğini, ardından Özgür Özel ve yakın çalışma arkadaşlarının da aralarında bulunduğu beş isim hakkında fezleke hazırlanması talebiyle dosyanın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderildiğini hatırlattı. Aldanmaz, Uşak Belediyesi'ne yönelik operasyonda da bir iş insanının yeniden ifade vereceğine ilişkin iddiaların gündeme geldiğini belirterek, “Hedef şu anda CHP Genel Başkanlığı görevinden alınan Özgür Özel ve ekibinin tasfiye edilmesine, dokunulmazlıklarının kaldırılmasına yönelik bir süreçtir” değerlendirmesinde bulundu.





