Küresel pazarlarda yaşanan jeopolitik riskler, tedarik zincirindeki aksamalar ve ham madde maliyetlerindeki dalgalanmalara rağmen, Ege Bölgesi'nin üretim lokomotifleri dış ticaret sahnesinde kurumsal dirençlerini korumaya devam ediyor. Sanayi tesislerinin üretim kapasitelerini artırma çabaları ve tarım sektörünün geleneksel ihraç ürünlerindeki pazar payını koruma kararlılığı, bölge ekonomisinin makro göstergelerine doğrudan etki ediyor. Batı Anadolu'nun lojistik avantajlarını ve nitelikli iş gücünü arkasına alan ihracatçılar, küresel ekonomideki yavaşlama sinyallerine karşılık esnek ticaret yeteneklerini sergileyerek yeni sipariş dönemlerine odaklanıyor.
Takvim etkisi küresel pazarlardaki vites artışını durduramadı
Dış ticaret dengelerinin yeniden şekillendiği sanayi koridorlarında, takvim yapraklarının getirdiği iş günü kayıpları bütçe bilançolarında hissedilir bir etki yarattı. Ege İhracatçı Birlikleri (EİB), mayıs ayında resmi tatillerin ve iş günü eksikliğinin de yansımasıyla yüzde 4,8'lik bir azalış yaşayarak 1 milyar 557 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Türkiye’nin genel ihracatı ise aynı dönemde geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 9,3 oranında gerileyerek 22 milyar 504 milyon dolar seviyesinde kaldı.
Yaşanan bu dönemsel daralmanın arkasındaki lojistik ve idari gerekçeleri açıklayan Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, milli ve dini bayramlar sebebiyle geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık 6 iş günü eksik çalışıldığının altını çizdi. Bu durumun Ege Bölgesi genelinde yaklaşık 500 milyon dolarlık bir nominal kayba yol açtığını ifade eden Öztürk, buna rağmen uzun vadeli projeksiyonların pozitif seyrini koruduğunu belirtti. Nitekim, birliğin 2026 yılının ocak-mayıs dönemindeki toplam ihracatı, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 1,9'luk bir artış trendi yakalayarak 7 milyar 709 milyon dolar olarak kayıtlara geçti. Son bir yıllık periyotta elde edilen toplam dış ticaret hacmi ise yüzde 2'lik yükselişle 18 milyar 649 milyon dolara ulaştı.
Demir sektörü endüstriyel üretimde liderliği elinden bırakmıyor
Üretim üslerinin sektörel kırılımları incelendiğinde, sanayi ve tarım grupları arasındaki dönemsel makasın farklı yönlerde hareket ettiği gözlemleniyor. Mayıs ayında Ege sanayi ihracatı yüzde 2'lik bir ivmeyle 883 milyon dolara yükselirken, mevsimsel ve iklimsel faktörlerin baskıladığı tarım ihracatı ise yüzde 14'lük bir gerileme neticesinde 546 milyon dolar olarak gerçekleşti.
Bu zorlu pazar koşullarında gerçekleştirdiği 242 milyon dolarlık ihracat hamlesiyle Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği dış ticaret listelerindeki zirve konumunu açık ara korumayı başardı. Mayıs ayı performansını yüzde 2,6 oranında artıran demir ihracatçılarını, yüzde 3'lük büyüme ve 154 milyon dolarlık döviz girdisiyle Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği takip etti. Sektörel dağılımın devamında Ege Maden İhracatçıları Birliği 128 milyon dolar, Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği ise 102 milyon dolarlık ihracat performansıyla ayı geride bıraktı. Geleneksel tarım ve tütün sanayisinde ise Ege Tütün İhracatçıları Birliği 88 milyon dolar, hububat ve bakliyat sektörü 79 milyon dolar, yaş meyve sebze ihracatçıları 77 milyon dolar ve kuru meyve sektörü 60 milyon dolarlık ihracatı kurumsal kayıtlara geçirmeyi bildi.
İzmir tek başına bölge ticaretinin yarısından fazlasını sırtlıyor
Ege Bölgesi'nin coğrafi sınırları içindeki illerin dış ticaret performansları, kentlerin endüstriyel altyapılarının ve serbest bölge avantajlarının gücünü bir kez daha kanıtladı. Ege Bölgesi, mayıs ayında toplamda 2 milyar 583 milyon dolarlık devasa bir ihracat başarısına imza attı. Bu büyük pastanın üretim merkezi konumundaki İzmir, 1 milyar 462 milyon dolarlık ihracat hacmiyle Ege Bölgesi toplam ihracatının yüzde 56’sını tek başına göğüsleyerek lider kent unvanını pekiştirdi.
Kentin dış ticaret kapasitesine çarpan etkisi yaratan İzmir'de yerleşik iki serbest bölge, kent ihracatına 255 milyon dolarlık net bir katkı sundu. Bölgenin diğer güçlü sanayi kentlerinden Denizli 382 milyon dolar, Manisa ise 344 milyon dolarlık imalat ihracatıyla ekonomiye can verdi. Turizm ve tarımın birleştiği Muğla 107 milyon dolar, sanayileşme adımları atan Balıkesir 104 milyon dolar ve Aydın 84 milyon dolarlık döviz getirisi sağlarken, iç bölgelerde yer alan Kütahya 41 mlyon dolar, Afyonkarahisar 31 milyon dolar ve Uşak 24 milyon dolarlık ihracat rakamlarıyla küresel pazardaki yerini aldı.
Çin'deki maliyet artışları yerli sanayiciye küresel kapıları açıyor
Uluslararası ticaret dengelerinde yaşanan yapısal değişimler, Türk sanayicisi ve ihracatçısı için yeni fırsat pencerelerinin aralanmasına zemin hazırlıyor. Özellikle Uzak Doğu pazarında maliyet yapılandırmalarının değişmesi, Avrupalı ve Amerikalı satın almacıların rotasını daha yakın coğrafyalara çevirmesine neden oluyor. Küresel pazardaki bu stratejik dönüşü değerlendiren Koordinatör Başkan Muhammet Öztürk, en büyük iki ihraç pazarı olan Avrupa Birliği (AB) ve ABD'den gelen siparişlerde son derece olumlu sinyaller almaya devam ettiklerini müjdeledi.
Haziran ayıyla birlikte ihracat performansının yeniden güçlü bir ivme yakalayacağını öngördüklerini belirten Öztürk, yıllık bazda EİB ihracatının 19 milyar dolar seviyesini aşmasını hedeflediklerini resmen ilan etti. Çin'de yerel ürün fiyatlarının yükselmesi ve sanayi tesislerindeki kapasite kullanım oranlarının düşmeye başlamasının Türk ihracatçısı açısından çok ciddi bir rekabet avantajı doğurduğunu ifade eden Öztürk, "Özellikle Avrupa ve ABD pazarlarında alternatif güvenilir tedarikçi arayışlarının tavan yaptığı bir dönemde, Türkiye'nin esnek üretim gücü ve coğrafi lojistik avantajı her zamankinden daha fazla öne çıkıyor" diyerek kurumsal stratejilerini aktardı.
Sürdürülebilir büyümenin yegane formülü sanayi üretiminden geçiyor
Ekonominin genel gidişatı ve büyüme modelleri üzerinde finansal analizlerde bulunan ihracat dünyasının temsilcileri, kalıcı refahın ancak ihracata dayalı bir üretim modeliyle desteklenebileceğini savunuyor. Üretici fiyat endeksinin yaklaşık 40 aydır kesintisiz bir artış gösterdiği zorlu makroekonomik iklimde, sanayi ihracatçılarının küresel rekabet güçlerini ve pazar paylarını kaybetmemeleri adına finansal enstrümanlarla desteklenmesi hayati bir zorunluluk olarak görülüyor.
Türkiye ekonomisinin yılın ilk çeyreğinde büyüme istatistiklerini sürdürmesine karşın, büyümenin omurgası olan sanayi sektörünün yüzde 0,8 oranında daralma yaşamasının endişe verici olduğunu belirten sanayi odası kurmayları, büyümenin sağlıklı ve kalıcı olabilmesi için sanayinin ekonomiye daha fazla katma değer sunması gerektiğinde birleşiyor. Son altı çeyrektir ihracatın genel büyüme oranlarına yeterli katkıyı sunamadığına dikkat çeken sektör temsilcileri, önümüzdeki yakın dönemde üretimi, yatırımı ve istihdamı önceliklendiren politikalara dönülmesi halinde ihracatın yeniden ülke ekonomisinin en önemli itici gücü haline geleceğini vurguluyor.




