Geçip gidenler!

Zaman nasıl da hızla geçiyor...

Su gibi akıp gidiyor önümüzden her şey...

"Daha dün gibi" dediğimiz bir çok tanıklığımız olan gelişme, bakıyorsunuz çok gerilerde kalmış!

Unutuluyor mu?

Tabi ki hayır...

Her gün yaşadığınız ekonomik sıkıntıyı nasıl unutur insan!

Bir aldığını bir başka gün aynı edere alamayan bir toplumun bu kadar kolay unutması olası mıdır?

Geçip gitse de yaşanmışlıklar unutulmaz, unutulamaz!

***

Anımsayın bakın...

Türkiye Futbol Federasyonu'nun yenilenen yönetimine AKP güdümlü Nihat Özdemir ve arkadaşları seçileli 13 gün oldu...

Araya milli maçlar girdiğinden olsa gerek henüz kurullar belirlenmedi. Neler olacak, ne gibi değişimler, yenilikler gelecek göreceğiz!

Umutlu olmak, aynı umutla yürümek önemlidir kuşkusuz...

Ne var ki, geçmişten gelen kadroların bıraktıkları izler ve kendilerini yasladıkları bir siyasal iktidarın yönlendirmesinde çalışacakları gerçeğini göz önünde bulundurduğunuzda neler olabileceğini kestirmek hiç de zor değil!

TFF seçimlerinde hiç bir eleştirel bakış ortaya konulmaması, önlerine sunulan listeye gözü kapalı oy verilmesi o delegasyon yapısının da, genel kurulun da hangi koşullarda yapıldığının göstergesidir!

İşin doğrusu, tez zamanda büyük beklenti içine girilemeyeceği; yabancı futbolcu transferinin zamana yayılacağı yönündedir. Kulüplerin batık ekonomileri ise banka kredileriyle kurtarılacak, böylelikle siyasal iktidar ile kulüpler arasında farklı bir ilişkiler ağı kurulacağı söyleniyor ve tartışılıyor günlerdir...

Nelerle karşılaşacağımızı süreç içinde öğreneceğiz...

***

Ligler biter bitmez, Ulusal maçlar süreci yaşadık...

Ulusal takım 2 özel 2 Avrupa Şampiyonası elemeleri için 4 maçlık periyottan çıktı...

3 galibiyet, 1 yenilgi...

Dünya Şampiyonu Fransa'yı 2-0'la aşmamız hayli sevinç yarattı; öyle eleştiriler yapıldı ki, iş "Şenol Güneş Farkı; Milli Takımı Hatırladık" boyutuna gelince, insan arada yaşanan gelişmeleri düşünüyor ister istemez...

Fatih Terim döneminden sonra, böyle bir takım nasıl oluştu? Kimlerin çabası, emeği var nasıl unutur insan?

Her şey durup dururken mi oldu ve o kadro gökten zembille mi indi?

İzlanda'ya yenilen takımı izlerken tüm bunlar usumdan geçti!

Bunları tartışmanın zamanı değil ama unutmamak da gerekiyor...

Şimdi asıl gündem bu takımın Avrupa Şampiyonası'na gitmesi olmalı...

***

Ve gündeme gazetecilik deyimiyle "bomba" haber düştü!

Altınordu AŞ. Başkanı Seyit Mehmet Özkan, çalışanlara yönelik mail paylaşımında bulunarak, "kaldıramıyorum, gücüm yetmiyor, tükendim" diyerek yüzde 30 küçüleceğini, personelin bir bölümüyle "vedalaşacağını", bir bölümünden "feda" isteyeceğini duyurdu...

Özkan, bu duruma gerekçe olarak Dünya'da ve Türkiye'de yaşanan ekonomik krizi; İzmir ve Niğde'deki takımların giderlerinin yüksekliğini, kris nedeniyle futbolcu satılamamasını gösteriyor...

Böyle bir açıklamayı doğrusunu isterseniz biten sezonun ortalarında bekliyordum!

Kulüp içinden gelen duyumlar bu yöndeydi! Özkan'ın zorlandığı, çevresine bu anlamda yakınmalarda bulunduğu, konuyu aile bireyleriyle de tartıştığı söyleniyordu!

Büyük bir altyapı tesisi oluşturmak, oyuncu ordusu yaratmak kolay iş değil!

Cengiz ve Çağlar gibi "para kazandıran" oyuncular yetiştirip Dünya piyasasına sokmak da kolay olmuyor!

Her şey bir plan ve program çerçevesinde yürüyor olmalı...

Dileğimiz odur ki, bu sağlıklı yapı çökmesin; Türkiye'ye örnek gösterilen çalışmanın yaşaması için "can suyu" sağlansın!

Bu çaba da, "bir zamanlardı" deyip, unutulanlar arasına girmesin!

YORUM EKLE