Eğitim sistemindeki aksaklıkları tüm çıplaklığıyla gözler önüne seren sendika yetkilileri, sorunları sadece listelemekle kalmadı, somut çözüm önerilerini de masaya yatırdı.
Basın açıklamasında söz alan yetkililer, sendikanın yapıcı ve kapsayıcı vizyonuna vurgu yaparak kamuoyuna şu önemli mesajları verdi: "Bizler ilkesel olarak sorunları sadece tespit etmek ya da eleştirmek için ortaya raporlar koymuyoruz. Amacımız çözümler ortaya koymak ve bu çözümün en güçlü parçası olmaktır. Üyemiz olsun ya da olmasın, tüm eğitim çalışanlarının sorunlarını ve çözüm yollarını yetkili kişilere duyurmayı bir borç biliyoruz. Şunu asla unutmamalıyız: Mutlu eğitim çalışanı verimli eğitimi, mutlu çocuk ve gençleri kucaklar."

İLÇE MILLI EĞITIM MÜDÜRÜ'NDEN SAĞDUYU TEŞEKKÜRÜ
Eğitim-İş yetkilileri, sorunların çözümü noktasında ilçedeki idari amirlerle kurulan sağlıklı iletişime de dikkat çekti. Sendika temsilcileri, "İlçe Milli Eğitim Müdürümüzü her fırsatta bilgilendiriyoruz. Geçtiğimiz dönem hazırladığımız MESEM raporumuzda olduğu gibi, bu liseler raporumuzu da vakit kaybetmeden kendilerine sunduk. Sağduyulu ve çözüm odaklı yaklaşımımız için kendisi de sendikamıza teşekkür etti. Bizim en büyük gayemiz, başta Urla eğitim hayatına bir nebze olsun katkıda bulunmaktır," ifadelerini kullandı.

RAPORUN RÖNTGENİ: ÖNE ÇIKAN VURUCU TESPİTLER
Toplantıda, Urla'daki liselerde yapılan detaylı saha çalışmaları sonucunda elde edilen veriler kamuoyuyla paylaşıldı. Eğitimin niteliğini ve iş barışını tehdit eden temel başlıklar şu şekilde sıralandı:
- Okullarda "Kursiyer" Tehlikesi ve Güvenlik Zafiyeti: Örgün eğitim saatleri içinde, aynı binada yetişkinlere yönelik yaygın eğitim kurslarının (özellikle kesici/delici aletlerin kullanıldığı deri işlemeciliği vb.) verilmesi güvenlik, sağlık ve huzur açısından büyük risk taşımaktadır. Tüm okullara acilen kadrolu güvenlik personeli atanmalıdır.
- Bilişim Öğretmenleri "Teknik Servis" Değildir: Bilişim Teknolojileri öğretmenleri, eğitimciden ziyade akıllı tahta tamircisi ve ağ kurulumcusu gibi "teknik personel" olarak görülmektedir. Bu durum mesleki itibarı zedelemektedir.
- YOS Hak Kayıpları: YEĞİTEK Okul Sorumluları (YOS) okulun tüm teknolojik yükünü omuzlarken; nöbet ücreti, sosyal kulüp, belletmenlik ve DYK gibi haktan mahrum bırakılarak ciddi mağduriyetler yaşamaktadır.
- Proje ve Yarışma Angaryası: Öğretmenlerin üzerine yıkılan ve son anda dayatılan plansız proje, yarışma ve etkinlik baskısı, asıl görev olan eğitimi ikinci plana itmekte, öğretmenleri adeta tüketmektedir.
- Kontrolsüz Şubeleşme ve Kalabalık Sınıflar: Okulların fiziki kapasitesi ve laboratuvar durumu gözetilmeksizin, 4 şube planlanan yerlerde sayının 7'ye çıkarılması, eğitim kalitesini ve akademik başarıyı doğrudan baltalamaktadır.
- Temizlik Krizine Çeyrek Kala (TYP Sorunu): Okullarda temizlik ve hijyen her şeyden önemlidir. TYP kapsamında çalışan personelin sözleşmelerinin okullar kapanmadan bitirilmesi, son bir ayda büyük bir hijyen krizi yaratacaktır. Okullara kalıcı ve kadrolu yardımcı personel şarttır.
- İSG Riskleri ve Ödenek Yetersizliği: Okulların yangın söndürme sistemleri, acil çıkış kapıları gibi hayati İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) ödeneklerinin ve temel demirbaş (sıra, masa, kitaplık) taleplerinin karşılanmadığı tespit edilmiştir. Bu eksiklikler derhal giderilmelidir.
- Adaletli Görevlendirme ve Çalışma Barışı: Norm fazlası öğretmenlerin görevlendirmelerinde liyakat, ikamet ve ulaşım gibi özel koşullar dikkate alınmalı; okullardaki "boş gün" uygulamaları idari keyfiyete değil, şeffaf ve objektif kriterlere dayandırılmalıdır.
"TAKİPÇİSİ OLDUK, OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ!"
Basın toplantısının kapanışında kararlılık mesajı veren Eğitim-İş yöneticileri, raporun sadece raflarda tozlanmasına izin vermeyeceklerinin altını kalın çizgilerle çizerek açıklamayı şu güçlü sözlerle tamamladı: "Bizler raporda sunduğumuz tüm bu hayati konuların bugüne kadar takipçisi olduk, bundan sonra da tavizsiz bir şekilde takipçisi olacağız. Eğitim-İş, tüm eğitim çalışanlarının ortak sesi olmuştur ve olmaya devam edecektir!"





