İnsanoğlu, yaşamının büyük kısmını mücadele ile geçirir. Kimi zaman kazanır, kimi zaman ise kaybeder.

Kaybetmek aynı zamanda en büyük öğreticidir.

Yaşayarak öğrenmek en zor ama en kalıcı olanıdır.

Nedense, başkalarının elde ettiği sonuçlara bakarak kendimize ders çıkarmayız.

Mutlaka benzeri bir olayı yaşamamız ve sonuçlarını görmemiz gerekir.

***

İngiltere'de yaşamını sürdüren çocukluk arkadaşım Turan Savaş ibretlik bir hikaye yollamış.

Ders alınacak olaylar zinciri.

Başımıza gelmeden pek ders almayız ancak umarım alan da olur.

***

Üç kişi giyotinle idama mahkûm olur.
Bunlardan biri papaz, biri hâkim, biri de fizikçidir.
İdam sehpasına ilk papaz çıkarılır.

Başını giyotinin altına yerleştirir ve sorarlar:
“Son sözün nedir?”
Papaz der ki:
“Ben Allah’a inanıyorum, O beni kurtaracaktır. Allah... Allah... Allah...”
Giyotini indirdiklerinde boynuna birkaç santim kala giyotin durur.

Halk şaşırır ve hep bir ağızdan bağırır:
“Onu serbest bırakın. Allah sözünü söylemiş ve onu korumuştur...”
Böylece papaz idam edilmekten kurtulur.

***

Sıra hakime gelir, ona da sorarlar:
“Demek istediğin en son söz nedir?”
Hakim der ki:
“Ben papaz gibi Allah’a inanmıyorum. Ama adalete güveniyorum. Adalet... Adalet... Adalet...”
Giyotini indirirler, giyotin hakimin de boynuna birkaç santim kala durur...
Bunun üzerine insanlar tekrar şaşırır ve bağırırlar:
“Adalet sözünü söyledi, onu serbest bırakın...”
Böylece hâkim de boynunun kesilmesinden kurtulur...

***
Sıra fizikçiye gelir.

Ona da “Son sözünü söyle” derler.
Fizikçi der ki:
“Ben ne Allah’a inanan bir papazım, ne de adalete güvenen bir hakim. Bildiğim tek şey şudur: Giyotinin ipinde bir düğüm var ve o düğüm giyotinin tam inmesine engel oluyor....”
Görevliler giyotini kontrol edince gerçekten de bir düğüm olduğunu görürler.

Düğümü açıp tekrar bırakırlar, böylece fizikçinin başı bedeninden kopar..
***

Kıssadan hisse:
Toplumdaki düğümler ve sorunlara işaret edip gerçekleri söylemenin acı sonuçları olabilir.
Gerçeği söylemeye cesareti olanlar, bedel ödemeyi göze almalıdır...