Fonksiyonel beslenme, duygusal farkındalık ve sinir sistemi regülasyonunu bir araya getirerek insanların bedenleriyle daha sağlıklı bir bağ kurmasını hedefleyen Ayşem, Sağlığın yalnızca kilo vermekten ibaret olmadığını kişinin bedenini tanımasının ve kendisiyle yeniden bağ kurmasının gerçek dönüşümün temelini oluşturduğunu ifade etti. “Ben sadece diyet listesi veren bir sistem sunmuyorum. İnsanların sağlığı bir görev ya da zorunluluk gibi görmelerini değil, kendilerini tanıdıkları şefkatli bir yolculuk olarak yaşamalarını istiyorum. Çünkü benim için sağlık, kişinin özüne doğru yaptığı bir yolculuk” dedi.

Bugün birçok insan duygusal yeme problemi yaşıyor
Modern yaşamın getirdiği stres, kaygı ve kontrol ihtiyacının insanları farkında olmadan yeme davranışına yönlendirdiğini ifade eden Ayşem, özellikle suçluluk, endişe ve baskı hissinin duygusal yeme döngüsünü tetiklediğini söyledi. “Kişi bazen bir yiyeceğe yöneliyor, onu tüketiyor ve sonrasında ‘Ben bunu neden yedim?’ diye kendini sorguluyor. Ya da ‘Bunun bana iyi gelmediğini biliyorum ama neden tekrar yiyorum?’ diyor. İşte ben tam olarak burada çalışıyorum. Çünkü önemli olan sadece o yiyecek değil; kişinin neden o yiyeceğe yöneldiği ve sonrasında bedeninde ne hissettiği.”
Ayşem’e göre kişinin bedenini sakinleştirebilmesi ve duygularını fark edebilmesi için sinir sistemi regülasyonu büyük önem taşıyor. Çünkü insanlar çoğu zaman rahatlamak için yemeğe yöneliyor; bu durum kısa süreli bir rahatlama sağlasa da ardından suçluluk ve pişmanlık hissini beraberinde getiriyor. Bu döngüyü dönüştürmek için nefes çalışmaları, somatik egzersizler ve farkındalık teknikleri kullandığını belirten Ayşem, aynı zamanda nefes koçluğu da yaptığını ifade etti. “Nefes ve somatik egzersizler sayesinde kişi bedeniyle yeniden bağ kurmaya başlıyor. Bedenle bağ kurdukça otomatik pilottan çıkıyor ve kendisini daha net tanımlamaya başlıyor. Bu farkındalık da doğrudan yeme davranışına yansıyor.”

Bu bir diyet listesi değil, yaşam biçimi dönüşümü
Klasik diyet sistemlerinde kişilerin yalnızca bir listeye bağlı kaldığını söyleyen Ayşem, bu sistemlerin sürdürülebilir olmadığını ifade etti. “Bir süre sonra kişi diyeti bozduğunda kendini başarısız hissediyor. Ben ise bunu bir görev listesi değil, yaşam biçimi dönüşümü olarak görüyorum.”
Ayşem, geliştirdiği sistemi oluşturmasının temelinde kendi yaşadığı sağlık sürecinin bulunduğunu anlattı. Uzun yıllar endometriozis nedeniyle yoğun ağrılar yaşadığını belirten Ayşem, bu süreçte yoga, nefes çalışmaları ve beden farkındalığıyla tanıştığını söyledi. “Her ay birkaç gün tamamen yatağa bağımlı kalıyordum. Doktorlar bunun kronik olduğunu ve bu ağrılarla yaşamaya devam edeceğimi söylüyordu. Beslenmemi düzenledim, takviyeler kullandım ama çok küçük değişimler oldu.” Kendi üzerinde uzun yıllar içsel çalışmalar yaptığını söyleyen Ayşem, duygusal yüklerini çözümledikçe ve sinir sistemini regüle etmeyi öğrendikçe yıllardır yaşadığı ağrıların tamamen ortadan kalktığını ifade etti. “Eğer ben 22 yıldır yaşadığım bir ağrıdan özgürleşebildiysem, başka insanların da bunu başarabileceğine inanıyorum.”
Carnotrition üç temel alana dayanıyor
Ayşem’in geliştirdiği Carnotrition sistemi üç temel dönüşüm alanından oluşuyor:
• Fonksiyonel beslenme: Kişinin kan tahlilleri değerlendirilerek vitamin ve mineral eksikleri belirleniyor, kişiye özel beslenme sistemi hazırlanıyor.
• Duygusal farkındalık çalışmaları: Kişinin duygusal yüklerini fark etmesi ve dönüştürmesi hedefleniyor.
• Sinir sistemi regülasyonu: Nefes egzersizleri, somatik çalışmalar ve kişiye uygun hareket sistemleri uygulanıyor.
Ayşem, bu üç alanın birleşmesiyle birlikte kişilerin yalnızca beslenme alışkanlıklarının değil, yaşam biçimlerinin de dönüşmeye başladığını söyledi.
Longevity artık sadece beslenme değil
Dünyada giderek yükselen “longevity” yani uzun ve kaliteli yaşam anlayışına da değinen Ayşem, sağlıklı yaşamın artık yalnızca diyetle açıklanmadığını ifade etti. “Uzun yaşamın temelinde nasıl beslendiğimiz kadar; nasıl nefes aldığımız, stresle nasıl baş ettiğimiz, sinir sistemimizi nasıl yönettiğimiz ve bedenimizle nasıl ilişki kurduğumuz da var. İnsan ancak zihni, bedeni ve duyguları birlikte dengelendiğinde gerçekten sağlıklı hissedebiliyor.”
Ayşem, hedefinin yalnızca insanlara kilo verdirmek olmadığını vurgulayarak sözlerini şu ifadelerle tamamladı: “Benim amacım insanların kendi bedenlerini anlamalarını sağlamak. Çünkü kişi kendini tanımaya başladığında dönüşüm zaten kendiliğinden geliyor. Gerçek sağlık, sadece ne yediğimizle değil, nasıl yaşadığımızla da ilgilidir.”





