"Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini;
Yok mudur kurtaracak bahtı kara mâderini?”

Vatan şairi Namık Kemal

Tarih 11 Ocak 1921. 

Henüz kurulmaya başlayan Türk Ordusu İnönü'de Yunan kuvvetlerini bozguna uğratır. 

13 Ocak 1921’de Meclis oturumlarında büyük bir coşku ve heyecan vardır. Duygulu ortam içinde Mustafa Kemal kürsüye gelir. Duyduğu coşku konuşmasına yansır ve şunları söyler: 

“Cennetten vatanımıza bakan merhum Kemal,

Vatanın bağrına düşman dayadı hançerini;

Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini demişti. 

İşte ben, bu kürsüden, bu yüksek meclisin başkanı olarak, yüksek kurulunuzu oluşturan bütün üyelerin her biri adına ve bütün millet adına diyorum ki: 

Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini

Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini.”

***

Milletimizin yıllardır özlemini çektiği gündü, 9 Eylül. 

Yıllarca sömürgecilerin, emperyalistlerin elinde kukla olmuş bir ulusun küllerinden yeniden doğduğu, milletin prangalarını kırdığı gündü.

Nasıl da beklemişti körfezin hüzünlü suları Ay-Yıldız'ın gölgesini.

Nasıl da boynu bükük batmıştı işgal boyunca güneş...

***

Ulusun kahraman evlatları, vatanın kurtulması için gözünü kırpmadan ölüme yürürken, Anadolu'nun doğusunda, güneydoğusunda, güneyinde ve en nihayetinde Sakarya nehri kıyılarından Akdeniz'e doğru süren savaşlarda kazanılan destansı zaferlerin başkahramanları oldular.

Türk ulusu, Başkomutanı Mustafa Kemal Paşa önderliğinde, hem düvel-i muazzamaya, hem işbirlikçi saltanata karşı amansız bir mücadeleye girişti.

Ordularına cephe gerisinde yardım eden yaşlılar, sırtında kurşun taşıyan kadınlar, kundaktaki bebeklerini vatanın bağımsızlığını feda eden analar, erzağını, aşını ordusuna veren köylüler, bu destansı zaferlerin isimsiz kahramanları olarak tarihteki yerlerini aldılar.

Başkomutan'ın “İlk Hedefiniz Akdeniz'dir” talimatıyla doruğa ulaşan kurtuluş umudu, askerlerimizin İzmir'e girmesiyle yerini coşkuya bıraktı. 

***

15 Mayıs 1919 sabahı İtilaf donanmalarının gözetiminde İzmir'i işgal eden Yunan askerleri, bağımsızlık sevdalısı gazeteci Hasan Tahsin'in direnişiyle karşılaşmıştı.

İstiklal Savaşı'nın işaret fişeğini İzmir'in esaret altına alınmasını içine sindiremeyen gazeteci Hasan Tahsin yakmış ve oracıkta şehit edilmişti.

Sadece o mu?

Binlerce masum vatandaş yerinden yurdundan olmuş, öldürülmüş, işgal kuvvetlerinin yanı sıra Rum ve Ermeni çeteleri işgal süresince kan kusturmuştu Türk halkına... 

Yenik düşman kaçarken ardında 400 kilometrelik yanmış-yakılmış bir virane bırakıyordu. 

**

Bugün 9 Eylül 2019...

İşgalin üzerinden 100, kurtuluşun üzerinden 97 yıl geçti.

Başta büyük önderimiz Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bu vatan için can vermiş cesur ve onurlu şehitlerimizi, gazilerimizi saygı, sevgi ve şükranla anıyor, aziz hatıraları önünde saygıyla, minnetle eğiliyoruz.

Unutmadık, unutmayacağız, unutturmayacağız.

Sevr sevdalıları bunu iyi bilsin.

Hasan Tahsin milli mücadelenin ve bağımsızlığın simgesi milli bir ruhtur.

Ve o ruh İzmir'de her zaman cap canlıdır.

Cennetinde huzurla yat Hasan Tahsin.

Cennetinde huzurla yat büyük Atam.

“İsterse hayat zehrolsun,

İsterse refah kahrolsun,

İsterse kurşun düşsün yanımıza, belimize,

İsterse geçinmek için, bir dilim

Kuru ekmek geçmesin elimize.

Yer sarsılsa yerinden,

Dünya düşse peşimize

Ne Senden geçeriz, ne Senin eserinden!”