İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin İZDENİZ şirketinin yönetiminde kendini gazeteci olarak tanımlayan kimsenin olup olmadığını sormuştum.

Büyükşehirden ses seda çıkmadı ama İZDENİZ'in yönetimine atananın Muzaffer Ayhan Kara olduğu bizzat kendisi tarafından dile getirildi.

***

İsimlere takılıp kalınca, asıl konudan hep uzaklaşılır.

Öyle yapmaya dikkat ederim ancak Muzaffer Ayhan Kara önce İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı ve aynı zamanda 9 Eylül Gazetesi'nin de imtiyaz sahibi olan Misket Dikmen, ardından yönetim kurulu üyesi Dilek Gappi ve de son olarak bana ulaştığı için ismini yazmakta sakınca bulmuyorum.

Misket Dikmen ve Dilek Gappi'yi aramasının anlamını ben biliyorum, kendisi de, aradıkları da biliyor.

Ben ise kendisi için hiç kimseyi aramayı düşünmüyorum...

Bir saate yakın telefonla aktardıkları ve üzerine sosyal medyadan yolladığı masajlardan anladıklarımı özetleyeyim.

Böylece kendisini ifade etmiş olsun.

Önce bir eleştirisi var Muzaffer Ayhan Kara'nın.

“Gazetecilik etiğine ilişkin yararlı bilgiler ve argümanlar da içeren fakat yer yer afaki kalan yazınızı kaleme almadan önce keşke yazının öznesini arayıp bilgi alsaydınız...” diyor ve ekliyor.

***

1) Odatv ve Cumhuriyet Gazetesine yazıyorum fakat herhangi bir akdim, telif ya da ücret almam siz konusu değil. Bu basın organlarında bilabedel olarak basın özgürlüğü için yazıyorum, bilgimi, birikimimi topluma sunmak için yazıyorum.

2) 7 Ağustos 2019'da şirket genel kurulunda İZDENİZ Yönetim Kurulu'na seçildim, bu bir sır olmadığı gibi bendenizi oraya seçen irade de Odatv ve Cumhuriyet'te yazdığımı bilmekteydi.

3) Hiç kuşkunuz olmasın ki henüz çok yeni olan görevimi sözlü olarak deklare ettiğim gibi sırası geldiğinde gerekli mecralarda da yazılı olarak deklare ederim.
4) İzmir'in ihtiyacı için, İzmir'in görünürlüğünü artırmak için, İzmir futboluna ve güzide kulüplerine, bilhassa İzmir'in Süper Lig'deki takımı Göztepe'ye naçizane destek olmak için bundan böyle de özveriyle kalemimi seferber edeceğimden kimsenin şüphesi olmasın.

5) Halen CHP üyesi ve delegesiyim, referandum sürecinde CHP Merkez Demokrasi Evi yöneticiliği yaptım.
5) Son olarak şunu da belirtmek isterim; üyesi olmadığım halde cemiyetinizin faaliyetini de yazdığım organlarda oldukça yansıtmışımdır, linklerini de Misket ve Dilek hanımlara unutmadıkça atmışımdır.

***

Her şeyden önce, iki kez İZDENİZ yönetim kuruluna “kendisini gazeteci diye tanımlayan” birinin atanıp atanmadığını sormuş ve isim belirtmemiştim.

Eleştiri herkesin hakkıdır.

Ben dahil hiç kimse dokunulmaz değildir.

Türkiye Cumhuriyeti'nin yasalarının yanında, okuyucu karşısında uymamız gereken kurallar vardır.

Bunun başında da şeffaflık gelir.

Ne kadar şeffaf olursak, satırlarımızı okuyan sıradan insanlar aktardıklarımızı o kadar doğru değerlendirir.

***

Bu açıklama üzerine birkaç gün düşündüm.

Yanıt verip vermemek üzerine gidip geldim.

Son kararım, neyi neden yaptığımı açıklamak zorunda olduğum.

Bunun için ise Perşembe gününü beklemeniz gerekiyor.