Cumhuriyet Halk Partisi bünyesinde bir süredir devam eden meşruiyet ve tüzük tartışmaları, partinin kurumsal geleceğini ve anayasal varlığını tehdit eden çok ciddi bir kırılma noktasına ulaştı. Mahkemenin verdiği iptal kararlarının ardından genel merkez yönetiminin şekil değiştirmesiyle başlayan kriz, tabandaki ve meclis grubundaki rahatsızlığı en üst seviyeye tırmandırdı. Halk TV canlı yayınında yeni parti kurma iddiaları ve delege hareketliliğine ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulunan CHP Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül, sürecin bir idari inatlaşmadan çok daha öte, yasal bir varoluşsal risk barındırdığını dile getirdi.

Mevcut yönetimin kurultay takvimini bilinçli olarak ötelediğini ve bu durumun partiyi hukuki bir abluka altına soktuğunu savunan Bülbül, siyasi partiler kanunundaki katı sürelere dikkat çekti. Sürecin zamanında yönetilememesi durumunda partinin en temel anayasal hakkını kaybedebileceğini vurgulayan aydın milletvekili, "Kongre konusunda karar vermezse 26 Temmuz 2026'dan önce iki kurultay atlamış şekilde biz kongremizi yapamazsak, bu durumda CHP seçime giremeyecek. Bu riski alamayacağımıza göre, CHP gibi bir partinin seçime girme durumunu sarayın yargısının insafına da bırakamayacağımıza göre, bizim 26 Temmuz'dan önce yapılacak bir kurultay yoksa yeni bir yol açacağız, yeni bir yol bulacağız" sözleriyle parti tarihindeki en büyük yol ayrımının ilanını yaptı. Bu rest, kurultay delegeleri ve seçmen kitlesi arasında yeni bir siyasi cephenin açıldığının en net kanıtı olarak yorumlandı.

Erken seçim ihtimaline karşı çoklu alternatif planlar hazır tutuluyor

Genel merkezin kongre sürecini yokuşa sürmesi durumunda muhalif kanadın atacağı adımlar sadece yeni bir siyasi parti kuruluşuyla da sınırlı kalmayacak. Ankara kulislerinde konuşulan senaryolara göre, yeni bir partinin resmi kuruluş süreçlerinin ve teşkilatlanma aşamalarının zaman alacağı, bunun da olası bir baskın seçimde lojistik handikap yaratabileceği hesaba katılıyor. Yaşanabilecek her türlü siyasi ve hukuki engellemeyi aşmak adına esnek bir strateji izlediklerini belirten Süleyman Bülbül, sıfırdan bir parti kurmanın yanı sıra, mevcut siyasi yelpazedeki hazır yapılarla da dirsek temasında olduklarının sinyalini verdi.

Finansal ve hukuki olarak tüm bariyerleri aşmayı hedefleyen muhalif blok, erken seçim dalgasına yakalanmamak adına adeta bir kriz masası kurgulamış durumda. Olası bir hukuki engelleme anında siyasi reflekslerinin felç olmaması adına tüm alternatifleri masada tuttuklarını ifade eden Bülbül, "Yeni parti olayı da erken bir genel seçimde riski olacağı için şu anda seçime girme yeterliliğini almış partiler konusunda da B, C, D planlarını uygulayacağız" diyerek yol haritasının çok katmanlı olduğunu tescilledi. Bu açıklamalar, partinin mevcut yapısından tamamen ümidini kesen büyük bir milletvekili ve delege grubunun, kurumsal CHP tabelasını geride bırakarak tamamen bağımsız bir siyasi aktör olarak sahaya inmeye hazırlandığını gösteriyor.

Kurultay takvimini geciktirerek tasfiye sürecini işletmek istiyorlar

Siyaset analistlerinin en çok merak ettiği konulardan biri olan olası yeni oluşumun kurumsal kimliği ve sembolik parametrelerine dair ilk ipuçları da sıcağı sıcağına paylaşıldı. Kamuoyunda ve sosyal medyada yeni kurulacak yapının isminin ne olacağına dair yürütülen spekülasyonlara değinen Bülbül, net bir sınır çizdi. Canlı yayında kendisine yöneltilen "Yeni partinin ismi ne olacak?" sorusuna açık ve kararlı bir tonla yanıt veren milletvekili, kamuoyunda iddia edildiği gibi adının "Yürüyüş" olmayacağını kesin bir dille yalanlayarak, isim konusunun çok daha geniş tabanlı bir mutabakatla belirleneceğini aktardı.

Çağatay Güç: Güçlerini hınçlarından alanlara acıyorum!
Çağatay Güç: Güçlerini hınçlarından alanlara acıyorum!
İçeriği Görüntüle

Mevcut genel merkez yönetiminin samimiyetini ve demokratik duruşunu sert sözlerle eleştiren Bülbül, idari kadroların kurultay iradesini kırmak adına ipe un serdiğini iddia etti. Kendi yollarının kurultayda delegelerin oylarıyla belirlenen çizgi olduğunu hatırlatan CHP’li siyasetçi, "Biz seçilmiş genel başkanımız ve genel merkezimizin vermiş olduğu her türlü karara uyarız. Şu anda mutlak butlanla gelmiş CHP genel merkezinde tarih olarak mart ayından bahsediliyor. Düşünün eylül ayında kurultay sürecine başlayacaklarmış, daha kurultay takvimi de belli değil. Yani ipe un serecekler, kurultaya gitmeyecekler. Ne yapacaklar, ihraçlar devam edecekler" diyerek genel merkezin asıl amacının süre kazanarak muhalif isimleri partiden tasfiye etmek olduğunu ileri sürdü.

Adalet koridorlarında çağrı heyeti atanması için hukuki süreç başlıyor

Genel merkezin tüzük hükümlerini esneterek zamana yayma politikasına karşı, muhaliflerin sabrı tamamen taşmış durumda. Toplanan resmi imzaların kurumsal olarak hiçbir karşılık bulmaması ve idari mekanizmaların kilitlenmesi üzerine, krizin çözümü için tek çare olarak adliye sarayları görüldü. Tüzüğün amir hükümlerinin açıkça ihlal edildiğini savunan hukukçu milletvekili Bülbül, yasal haklarını aramak ve parti hukukunu korumak adına mahkemeye başvurulacak tarihi net olarak ilan etti. Genel merkezin tüzüğü yok sayan tavrına karşı yargının hakemliğine sığınacaklarını belirten Bülbül, pazartesi sabahı itibarıyla resmi dava dilekçelerinin teslim edileceğini duyurdu.

Hukuki stratejinin detaylarını ve mahkemeden talep edecekleri yasal formülü de kamuoyuyla paylaşan Süleyman Bülbül, şu ifadeleri kullandı: "Tüzüğün 48. maddesi açık, imzalar verildikten 45 gün içinde olağanüstü kongre yapılır deniyor. Bu açık ve net. Biz pazartesi günü hukuk mahkemesine başvuracağız, çağrı heyeti isteyeceğiz. Bu çağrı heyeti, imzaları genel merkezden isteyecek ve kongre konusunda karar verecek." Bu hamleyle birlikte, CHP’nin kaderi bir kez daha bağımsız mahkemelerin atayacağı kayyum benzeri bir çağrı heyetinin insiyatifine kalmış olacak. Önümüzdeki günlerde adliye koridorlarında yaşanacak bu büyük hukuk savaşı, ana muhalefet partisinin ya tamamen bölünmesiyle ya da zorunlu bir büyük hesaplaşma kurultayıyla neticelenecek.

Kaynak: HABER MERKEZİ