Mültecilik lütuf değil bir haktır

Konak Kent Konseyi Mülteci Meclisi Başkanı Mete Hüsünbeyi'ni Suriyeli mültecilerin sorunlarını konuşmak üzere Basmane' deki Konak Mülteci Merkezi'nde ziyaret ettik.

Mültecilik lütuf değil bir haktır

Hazırlayan / Tülay CENGİZ

İzmir'in Basmane semtinde, Aziz Vukolos kilisesi sokağındaki terkedilmiş izlenimi veren 3 katlı eski yapı; Mete Hüsünbeyi'nin büyük özverileri ve çabaları ile Konak Mülteci Merkezi haline dönüştürülmüş. Konak Kent Konseyi Mülteci Meclisi Başkanı Mete Hüsünbeyi Türkiye'de ve dolayısı ile yaşadığı kent İzmir' de mülteci, sığınmacı ve göçmenlerle neredeyse 24 saat içiçe yaşıyor. Hüsünbeyi sorularımızı içtenlikle yanıtladı.

Hüsünbeyi Türkiye'deki ilk mülteci meclisinin 11 yıl önce İzmir 'de kurulduğunu söyledi. Suriyelilerin İzmir 'de yoğunlaşmaya başlamasıyla beraber, hak temelli derneklerin yanı sıra duyarlı oluşum temsilcileri ve kişilerle ortak sinerji oluşturarak daha kapsamlı çalışma yapmak için konsey içinde mülteci meclisi oluşturulduğunu ifade eden Hüsünbeyi, “50 den fazla STK temsilcileri muhtarlar ve mülteciler bu mecliste yer aldı” bilgisini veriyor.

Kadınlar ön planda

Hüsünbeyi'ne meclisin ne gibi etkinlikler yaptığını soruyoruz, başlıyor anlatmaya: “Kadın çalışmaları en çok önemsediğimiz çalışmaların başında geliyor. Mülteci kadınlarla Türk kadınlar ev atölyeleri çalışmalarında bir araya gelerek deterjan, şampuan, deodorant, bakım kremleri, kapı süsleri, çanta gibi materyaller üretiyorlar. 7 Aralık 2019 tarihinde, İzmir'de İyilik Var etkiliği kapsamında Gündoğdu Meydanı'nda stand açarak zehirsiz ev atölyesi üretimi gerçekleştirdiler.

Mart ayında ise Kültürpark'taki Kadın Emeği Fuarları'na katılıp farklı üretmlerini sergilediler. Kadın futbol maçlarına katıldılar. Artık bir gelenek haline gelen Süslü Kadınlar Bisiklet Turu'na da 3 yıldır katılarak kentli kadınlarla birarada oluyorlar.

Büyükşehir Belediyesi'nin Süt Kuzusu kampanyası kapsamında 01-05 yaş arası mülteci çocuklarına da süt verilmesinin sağlandığını söyleyen Hüsünbeyi, “Öykü Arin ve diğer lösemi hastaları için kök hücre bağışında mültecilerin de bulunabilmeleri amacıyla Sağlık Bakanlığı'na dilekçe verildi. Suriyeli, İranlı, Afgan mülteci temsilcileri de 'Kimliklerimiz farklı olsa da yüreklerimiz bir' diyerek bağışta bulunmak istediler.”

Mültecilik bir haktır

Ülkemizde geçici koruma altındaki sığınmacıların çözüm bekleyen sorunları üzerinde de konuşuyoruz. Hüsünbeyi ilk olarak bize genel bilgiler veriyor. Göç idaresi verilerine göre Türkiye'deki Suriyeli sayısı 3 milyon 600 binin üzerinde. Aralık başı verilerine göre İzmir'deki kayıtlı sığınmacı sayısı da 140 binin üzerinde. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 14. maddesine göre ülkesinde zulüm gören herkesin başka ülkeye iltica etme hakkı var. Mülteci ile sığınmacı arasındaki bir ayrım var. Sığınmacı başka bir ülkeye başvuruda bulunup henüz mülteci olmamış kişidir. Mülteci ise sığınma başvurusunda bulunup, başvurusu kabul edilen kişidir. Dünyada Avrupa dışından gelenlere mültecilik hakkı tanımayan sadece 2 ülke var. Bunlardan biri Monaco, diğeri de Türkiye. Ülkemiz sadece Avrupa ülkelerinden gelenlere mültecilik hakkı tanıdığı için dolayısı ile Suriyeliler, Afganlar, Afrikalılar mülteci değil sığınmacı statüsündeler. Uluslararası antlaşmalarda bunlar mülteci olarak geçtiği halde biz bu hakkı tanımıyoruz onlara. Ama tanımalıyız, tanımamız da şart. Suriyeliler geçici koruma statüsünde. Nedir bu geçici koruma statüsü? Biraz açalım. Bu statü ülkesinde savaş ve benzeri koşullar dolayısı ile kitlesel olarak bir başka ülkeye giden insanları kapsar. Aslında bence bu da uydurulmuş bir statüdür. (benzeri Bosna-Hersek te olmuştu.) Onlar için herşey geçicidir. Geçici barınma, geçici eğitim, geçici kimlik daha bir yığın geçici şey. 8 yıldır bu ülkede yaşayan bu insanlara geçici denmesi kabul edilemez. Herkesin onurlu yaşam hakkına sahip olması lazım. Onurlu yaşam ise üretimden geçiyor.

Gönüllü velilik

Hüsünbeyli yaptıkları çalışmalar arasında Gönüllü Velilik projesini de anlatıyor: “Gönüllü veliliği, okula giden çocukların başarılarını artırmak ve sosyalleşmelerini sağlamak için geçen yıl Basmane bölgesinde pilot proje olarak başlattık. Bu yıl daha çok katılımcı sağlandı. Bu uygulamada ilkokula giden çocukların evlerine ikişer gönüllü veli gönderiyoruz. Derslerine yardımcı olurlarken sosyalleşmeleri için de çeşitli etkinlikler yapıyorlar. Gerektiğinde ailelere ve çocuklara psikolojik destek de veriliyor. Bu çalışmaların sonucu olarak da hem annelerin hem çocukların özgüvenlerinin arttığını gözlemliyoruz.”

Çalışma genişletilecek

Konak Kent Konseyi Mülteci Meclisi Gönüllü Veli Koordinatörü Şengül Tokyol emekli bir öğretmen. Dört yıldır Basmane-Kapılar bölgesinde yaşayan mültecilerin maddi ihtiyaçlarına destek olmaya çalışıyor. Geçtiğimiz yıl Konak Mülteci Meclisinin başlattığı "Gönüllü Veli" pilot projesinde yer almış. Şengül Tokyol gönüllülerin çalışmalarını şöyle anlatıyor: “Evlere giderek çocuklara eğitim desteği verdik, sosyal çevreye uyum sağlamaları, travmalarından biraz uzaklaşmaları amaçlı, vapur gezileri, buz pateni yarışmasını izlemeye götürmek, tiyatro izlemeye, pikniğe, matematik sergisi izlemeye götürmek gibi sosyal faaliyetlerde bulunduk. Bu çalışmalara o bölgede yaşayan Türk çocuklar da katıldı. Hem çocuklar hem de annelerin kaynaşmasını görmek sevindirici oldu. Olumlu geri dönüşler ve daha çok evden istek gelince çalışmayı genişletme kararı aldık.”

Çeşitli kurslar açılıyor

Şengül Tokyol mülteci evlerine gitmenin yanı sıra başka ne gibi etkinliklerde bulunuyorsunuz şeklindeki sorumuza şöyle yanıt verdi: “Evlere gitmenin yanı sıra yakın zamanda merkezimizde çocuklara ve yetişkinlere Türkçe kursu başlattık. İngilizce ve matematik kurslarını da yakın zamanda başlatacağız. Gönüllü yeni velilerimizle daha kapsamlı çalışmaya başladık. Çok zor koşullarda yaşam mücadelesi veren mülteci dostlarımıza ve vatandaşlarımızın hayatına sıcak bir dokunuş yapmak, yaşam sevincine katkıda bulunmak komşu bir kültürü yakından tanımak bizim içinde mutluluk verici.”

Konak Kent Konseyi Mülteci Meclisi Gönüllü Veli Koordinatörü Şengül Toksoy mülteci evlerinden, yoksul evlerinden çok talep olduğunu söyleyerek sözlerini şöyle tamamladı: “Taleplere cevap verebilmek için yeni gönüllülere ihtiyaç duyuyoruz. Zamanımın bir kısmında bir çocuk yüreğine dokunursam kendimi yararlı hissederim diyen duyarlı İzmir halkından destek bekliyoruz.”

Burada güvendeler

Gerçek bir mülteci velisi olmak için bu yola çıktığını söyleyen bir başka gönüllü Handan Moreney ise şunları anlatıyor: “Bu 3 değişik aileden olan 3 çocuk, her üçü de 9 yaşında ve 4. sınıfa gidiyorlar. Ben çocuklara Türkçe öğretiyorum. Her ne kadar biraz Türkçe konuşsalar da yazıp okuyamıyorlar. Onlarla yazıp, okumaya çalışıyoruz. Biraz sohbet ediyoruz. Sevdikleri futbol takımından, beğendikleri film yıldızlarına, okuldaki öğretmenlerinden, günlük hayatlarına kadar. Bu çocuklar çok verici ve haliyle empatileri çok. Bunu İstanbul'da BM kalkınma planında da yapmıştım ama evlere gitmiyorduk, onlar bize geliyordu. Evlerine gitmek, nasıl yaşadıklarını görmek bambaşka bir durum. Hiç birşeyleri yok. Ama mutlular. Aileleriyle beraberler ve savaştan kurtulmuşlar. Bunu haftanın 2 günü yapıyorum ve büyük bir zevk alıyorum. Bu çocukları bırakmayacağım, gerçek bir mülteci velisi olacağım.”

Güncelleme Tarihi: 15 Ocak 2020, 13:12
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER