Kemeraltı’nın yeni umudu ‘Havra Sokağı Sinagogları’

Kızlarağası Hanı ile başlayan restorasyon projeleri tarihi Kemeraltı Çarşısı'na hayat vermeye devam ediyor.

Kemeraltı’nın yeni umudu  ‘Havra Sokağı Sinagogları’

Haber/ Didar DEMİRCİ

TARKEM’in, yılda 4 milyon turist çeken Prag örneğinden yola çıkarak; Havra Sokağı çevresinde yer alan 9 sinagogu İzmir Musevi Müzesi'ne dönüştürme fikir projesi, tarihi çarşıya yeni bir heyecan getirdi.

Tarihi Kemeraltı Çarşısı, başta Kızlarağası Hanı olmak üzere başarılı restorasyon projeleri ile adeta küllerinden doğuyor. Çok ortaklı Tarihi Kemeraltı İnşaat Yatırım Ticaret A.Ş. (TARKEM) de bu modeli yaygınlaştırarak, tarihi çarşıdaki bu iyileşmeye öncülük ediyor. Şimdilik 12 proje ile bu hedefe yürüyen TARKEM’in, Kemeraltı’nın kalbi sayabileceğimiz Havra Sokağı için de dikkat çekici bir projesi var. TARKEM’in Havra Sokağı için ortaya koyduğu Musevi Müzesi fikir projesi, tarihi çarşının şaşalı günlerini özleyen esnaf için de umut kaynağı oldu.

Bazıları artık harabe hale gelse de 4’ü aynı avluya bakan, toplam 9 adet sinagogun birbirine bu kadar yakın olması, dünyada eşi benzeri olmayan tarihi ve kültürel bir mirası İzmir’e hediye ediyor. İşte bu tarihi zenginliğe yeniden hayat vermeyi hedefleyen TARKEM, İzmir Musevi Müzesi fikir projesini hazırlayarak ilk adımı attı. Proje hayata geçerse, tarihi Kemeraltı Çarşısı'na yılda 1 ila 1,5 milyon turist çekecek.

Halen yılda ortalama 1 milyon turist çeken İzmir için bu hedefi abartılı bulanlar çıkabilir. Ancak 1906 yılında kurulan Prag’daki Musevi Müzesi'nin yılda ortalama 4 milyon turist çektiğini hatırlatan uzmanlar, ‘bu hedef abartılı değil’ diyor.

Prag’a rakip oluruz

TARKEM Genel Müdürü Sergenç İneler, İzmir Musevi Müzesi Fikir Projesi'nin hazır olduğunu ifade ederek, “Havra Sokağımızın dünyanın başka hiçbir yerinde örneği olmayan bir zenginliği var. Havra Sokağı ve çevresinde tam 9 tane sinagog yer alıyor. Bunların arasında 500 yıllık olan da var. Bu İzmir için muazzam bir zenginlik ve bunu göz ardı edemeyiz. Eğer biz bunları ayağa kaldırıp İzmir Musevi Müzesi ya da İzmir Musevi Mahallesi gibi bir yapıya dönüştürebilirsek; yılda 1-1,5 milyon turisti Kemeraltı Çarşısı'na çekebiliriz. Biliyorsunuz, Prag’da bunun yarısı kadar olan Musevi Müzesi yılda 4 milyon kadar ziyaretçi çekiyor.

Projeyi dünyanın en iyi mimarı çalışıyor

Bu projeyi çalışması için de dünyanın en iyi mimarını Daniel Lingeski'yi getirdik. Lingeski, Berlin’deki Yahudi Müzesi'ni yapan, hatta Dünya Ticaret Merkezi yıkıldıktan sonra New York’ta onun projesini yapan mimar” bilgisini verdi.

Yeni bir dokunuşa ihtiyaç var

Bu projenin iki önemli hedefi var. Birinci hedefi tarihi ve kültürel mirasın yaşatılması olsa da ikinci hedef doğal olarak Kemeraltı Çarşısı'nı yeniden ayağa kaldırmak. Havra Sokağı'nı da içinde barındıran Güzelyurt Mahalle Muhtarı Hüseyin Koparan, ortaya konulan bu hedefe inananlardan biri. Muhtar Koparan, “Buralarda atölyeleri bulunan ayakkabıcılar, Işıkkent’teki yerlerine taşındıktan sonra Havra Sokağı etkilenmese de çevresi ticari olarak öldü. Havra Sokağı çevresinin yeniden canlanması için böyle bir proje şart” diyor.

Kızlarağası güzel bir örnek

Bu tarz büyük çaplı restorasyonlar aslında bulunduğu bölgedeki ticari hayatı büyük ölçüde etkiliyor. Kemeraltı’nda bunun en güzel örneği ise Kızlarağası Hanı. Bölge esnafı, bugün boş bir dükkan veya atölye bulmanın imkansız olduğu, her gün binlerce insanın ziyaret ettiği Kızlarağası Hanı’na restorasyondan önce kadınların, genç kızların girmeye dahi cesaret edemediğini anlatıyor. Tezcan Gümüş’ün Sahibi Ali Tezcan, “Burası restorasyondan sonra 3-4 yıl içinde ilgi görmeye ve bir cazibe merkezi haline gelmeye başladı. Önce han ardından da etrafındaki sokaklar hareketlendi” diyor.

Dükkan almayanlar bin pişman

Kızlarağası Hanı restorasyonunun bölgede ticari hayatı tamamen değiştirdiğini belirten Selimde Köftecisi'nin sahibi Selim Ceylan da aynı fikirde. İşi babasından devraldığını ifade eden Ceylan, ‘Ben babamdan daha iyi para kazanıyorum. Zamanında buradan dükkan almayanlar şimdi çok pişman’ diyor. Ceylan, tarihi hanın restorasyondan önceki halini de şöyle anlatıyor: “Burada bakırcılar, dökümcüler vs. vardı. Ancak burada pek insan yoğunluğu yoktu. Kadınlar içeri girmeye korkuyordu. Karanlık izbe bir yerdi. Hanın içinde kediler, köpekler geziyordu. Yağmur yağdığı zaman da hanın içerisi komple su doluyordu, tenekelerle su boşaltıyorduk.”

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER