Oyuncak ve çocuk gelişimdeki önemi

Çocuk Gelişimci ve Yaratıcı Drama Öğretmeni Burçak Temel oyuncak ve oyuncağın çocuk gelişimindeki önemini yazdı.

Oyuncak ve çocuk gelişimdeki önemi

Burçak TEMEL / Çocuk Gelişimci ve Yaratıcı Drama Öğretmeni

Herkesin hemen aklına geldiği gibi çocukluk anılarımızın önemli bir bölümünde, oyun kadar oynadığımız oyuncaklar da var. Oyuncak ile ilgili anılarımıza geri dönersek olumlular kadar olumsuz anıların da olduğunu fark ederiz. Çocuk Gelişimci ve Yaratıcı Drama Öğretmeni Burçak Temel oyuncak ve oyuncağın çocuk gelişimindeki önemini yazdı.

Oyunu şekillendirmek, çeşitlendirmek, dönüştürmek için kullanılan araçlardan bahsedelim biraz. Yani oyuncaklardan!

Oyun, çocuğun en önemli işi, oyuncak ise en önemli aracıdır! Herkesin hemen aklına geldiği gibi çocukluk anılarımızın önemli bir bölümünde, oyun kadar oynadığımız oyuncaklar da var. Oyuncakla ilgili anılarımıza geri dönersek olumlular kadar olumsuzların da olduğunu fark ederiz. Örneğin; “Sen kızsın o arabayı ne yapacaksın! Bak burada çok güzel bebekler var. Hem de pembe” ya da “Kazık kadar oldun hala oyuncaklar ile mi oynuyorsun?!” Olumlu anılarımız gelişimimizi pozitif yönde ne kadar etkiliyor ise olumsuz anılar (aslında yaşantılar) gelişimimizi o kadar negatif yönde etkiler. Çocuklar, yetişkinlerden farklı olarak, zamanlarını oyun zamanı ya da çalışma zamanı olarak ayırmadıklarından, iç dünyalarını oyun esnasında oyun materyalleri aracılığı ile daha doğal ve rahat bir biçimde ortaya koyarlar.

Buna göre;

- İnsanların oyun yoluyla hem bedensel hem de psikolojik anlamda sağlıklı olmasına yardım etmesinde

- Bireyin, toplum ve çevre ilişkilerini düzenlemesinde

- Kısacası çocuk gelişiminde oyun ne kadar önemli ise oyuncaklar da o kadar önemlidir.

Bu durumda karşımıza çok net iki soru çıkıyor; “Çocuğuma doğru oyuncağı nasıl seçmeliyim?” ve “Oyuncak konusunda çocuğuma nasıl yaklaşmalıyım?”

Bu iki soruyu ayrı ayrı inceleyelim.

Doğru oyuncağı nasıl seçmeliyim?

Bir yöntem olarak oyun, herhangi bir materyal kullanılmadan oynanabileceği gibi, çeşitli materyallerin kullanılması ile de gerçekleştirilebilinen bir etkinliktir. Çocuğun çevresinde bulunan her türlü nesne ile oyun oynanabilir, nesnelere göre oyunlar kurgulayabilir. Oyun materyalleri bazen profesyonel bir oyuncak (yani satın alınan ) olabildiği gibi; bazen de bir taş, ağaç dalı yada tencere kapağı da olabilir. Burada önemli olan nokta çocuğun gelişim seviyesine göre oyuncak seçimidir. Çocuk gelişiminde oyun;nasıl her oyun evresinde önceki evrelere göre birikimli bir şekilde artıp, farklılaşıyor ise oyuncak yada oyun materyalleri de yaş ve gelişim seviyesi ilerledikçe artar ve farklılaşır.

Örnek vermek gerekir ise;

0-3 yaş grubu çocuklar için; kırılmayan, yumuşak, emniyetli, yıkanabilir türden oyuncaklar olmalı. Bu yaşlardaki çocukların duyuları geliştiği için farklı malzemelerden yapılmış, farklı sesler çıkaran, farklı şekillerdeki oyuncaklar/oyun materyalleri daha dikkat çekicidir. 18. aydan itibaren çocuğun “keşif” ve “icat” duygusu geliştikçe; rahat kavrayabileceği bloklar, büyük yap-bozlar, büyük parça legolar, eşleştirme kartları gibi zeka oyunları ile oynamaktan keyif alırlar.

3-6 yaş grubu çocuklar; “-mış gibi” oyun evresine girdiği için; oyunları bir şeyler yapıyormuş gibi, daha çok ses çıkararak ve konuşarak oynama evresine girer. Bu evrede çocuk çevresindeki bir çok nesneyi oyun materyaline dönüştürür. örneğin saç fırçası mikrofon olur, tencere kapağı kalkan olur.

7-11 yaş grubu çocuklar; somut işlemler döneminden soyut işlemler dönemine geçiştir. Okulun hayatına girmesi ile çocuk kendini rahatlatacak oyun materyallerine ihtiyaç duyar. Tenefüsler çok önemli hale gelir ve top, ip, taş, şişe, kapak gibi taşınabilir, pratik küçük nesneler oyun materyalleri olur. Reklamlarda görülen oyuncaklar, çizgi film karakterlerinin oyuncakları önemli hale gelir.

12-18 yaş grubu çocuklar; bir gruba ait olma, o grupta lider olma yada lideri takip etme isteği gibi sebeplerle oyun materyalleri ile ilgili algıları değişiklik gösterebilmektedir. Masaüstü kutu oyunları, dijital oyunlar, kart oyunları, şans oyunları, spor faaliyetleri gibi alanlara ilgi gösterdikleri için bunlara uygun oyun materyallerine (oyuncaklarına) ihtiyaç duyarlar.

Çocuğuma nasıl yaklaşmalıyım?

Çocuğun gelişiminde oyuncağı doğru seçmek kadar; yetişkinlerin yaklaşımının da doğru olması çok önemlidir.

0-3 yaş grubu çocukların; duyuları yeni gelişmeye başladıkları hareketleri tam kontrollü değildir. Örneğin her şeyin tadına bakmak isteyeceklerdir veya tuttuğu bir nesneyi defalarca atıp tekrar alıp tekrar atacaktır. Yetişkinler olarak sabırla, yaptığı davranışı tekrar etmesine izin vermeliyiz. Evdeki kuru bakliyatlara dokunmasına, kavramasına izin vermeliyiz.

Çocuk oynarken çok zorlanabilir, sorun değil bırakın zorlansın, yapamasın ve uğraşsın. En sonunda yaptığında bu onun zaferi olur. Oyun ve oyuncak ile yaşadığı süreç önem kazanır. “Zorlanıyor, kule sürekli düşüyor, yamuk koydu düşecek” gibi düşünceler ile çocuğun oyununa müdahale etmemek gerekir. Yetişkin olarak unutmamalıyız ki oyun gibi oyuncak ile oynanan oyunlarda da SÜREÇ çok önemlidir. Bizim gereksiz müdahalelerimiz çocuğun olumsuz duygular hissetmesine ve kendini yetersiz hissetmesine neden olur.

3-6 yaş grubu çocuklar da; keşfetme, merak etme duygusu ile birlikte cinsellik de çocuğun gelişiminde öne çıkmaktadır. Merak duygusu ile yaratıcılıklarının hızlı geliştiği evre olduğu için profesyonel alınan oyuncaklar dışında etrafta bulunan nesneler ile oynamasına da izin vermek gerekli ve önemlidir. O yüzden çok fazla oyuncak almak yerine gelişim özelliklerine göre az miktarda alıp; belli aralıklar ile çocuğa verilmesi; çocuğun yaratıcılığını arttıracak ve bir nesneyi ıraksak düşünerek birden çok kullanım şekli ile oynayacaktır.

Bu evrede aileler çocuklarının cinsel kimlik gelişimi için endişeye kapılıp yanlış tavırlar sergileyebilmekteler. Çocuklara aldıkları oyuncaklarda, oynatıldığı oyunlarda cinsiyetçi yaklaşımlar görülmektedir. Örneğin; Kıza pembe, erkeğe mavi renk seçimi, kızlara; ütü, bebek gibi evcilik oyuncakları alınırken, erkeklere tamir aletleri, araba alınması. Bu da çocuğun cinsiyet kimliğinin gelişiminde, sosyalleşmesinde olumsuz etkiler bırakabilmektir. Kısacası oyuncağın cinsiyeti yoktur. Her oyuncak ile her çocuk oynamalı. Buna ek olarak da biz yetişkinlerin de “Sen erkeksin bebekler ile ne işin var, kız dediğin evcilik oynar bırak o arabaları!” gibi yaklaşımları bırakmamız gerekmektedir.

7-11 yaş grubu çocuklar da; dijital oyunlara ilgi artar. İlkokul döneminde dijital oyunlar; bir sınırlama konulmadığı takdirde, sağlıksız bir şekle (bağımlılık düzeyinde) bürünür. Bu yaş grubu çocuklara dijital oyunlar için mutlaka sınırlamalar getirilmeli ve çocukla ilgilenen tüm yetişkinler tarafından aynı şekilde uygulanmalıdır. Dikkat edilmesi gereken başka bir nokta da, bazı oyuncakların sırf popüler olduğu için fazla alınmasından kaçınmak olmalıdır. Endüstrinin gelişmesi ve gittikçe artan düzeyde tüketim toplumu olmamızla birlikte, çocuklarımızı başka bir tehdit ile başbaşa bırakmaktayız. Neoliberal ekonomik küreselleşme; çocuk kültürü, oyun ve oyuncaklarının endüstrileşmesine yol açtı. Bu yüzden, günümüzde çocukluk kavramının, küreselleşme süreçleri bağlamında ele alınması gerekmektedir. Ekonomik küreselleşmenin yükselmesi ile uluslararası şirketler tüm dünyada pazarlama stratejileri ile çocukları hedef almışlardır. Bu bağlamda, yiten çocukluk, çocukların tek tipleşmesi ve tüketen çocuk imgesinin ortaya çıkması tartışılmıştır. Günümüzde çocuklar giderek artan bir şekilde tüketici olarak “sosyalleşmekte”, “metalaşma ve şeyleşme” süreçlerinin objesi haline gelmektedirler. Küreselleşmenin ve neoliberal politikaların çocuk oyuncaklarını metalaştırdığı bir dönemde çocuklarımızı bu durumdan çıkarmak da biz yetişkinlerin sorumluluğunda.

12-18 yaş grubu çocuklar; sosyal medya platformlarını son derece etkili kullanmaktadırlar. Popüler bir kişinin ve sosyal medya fenomenlerinin paylaştığı oyun ve oyun materyalleri bu yaş grubu çocuklar için tercih sebebidir. Şans oyunları ve iddaa oyunlarına ilgi artar. Yetişkinlerin dikkat etmesi gereken şey, çocuğu sıkmadan, baskı yapmadan, demokratik bir şekilde, sınırların ortak kararlar ile belirlenmesi olmalıdır.

Bu bilgiler ışığında biz yetişkinlerin dikkat etmesi gereken; oyunun doğuştan en doğal ve yasal hakkı olduğunu unutmadan, gelişim aşamalarına göre çocuğun her yaşta oyuna ihtiyacı olduğudur.

Oyuncak seçimlerinde de bu bilgiler gözetilerek; cinsiyet ayrımı yapmaksızın çocuğa, gelişiminde ihtiyacı olan oyuncağı, ihtiyacı kadarını almak en doğrusudur.

Yaş gruplarına göre oyuncaklarla oyun örnekleri

0-3 Yaş için; Kuru bakliyatla ile duyusal oyunlar; erin bir kaba konulan kuru bakliyatları çocuğun tutması bırakması, avuçlaması, parmaklarını içine daldırması, kap içinden bir tane bakliyat almaya çalışması, çocuk maşaları ile bakliyat tanelerini almaya çalışması gibi oyunlar. Sade, sivri olmayan geometrik şekilli bloklar, bardaklar ile sıralama, yan yana dizme, üst üste dizerek kule yapma gibi oyunlar

3-6 yaş için; “-mış gibi oyun” için çevreden bulduğu, evden, doğadan topladıkları her nesne (çam gibi kırılıp çocuğua zarar verecek malzemeler dışında) ile evcilik, doktorculuk gibi taklit ve rol yapmaya yönelik oyunlar.

7-11 yaş için; Eşleştirme, gizli nesneleri bulma, sahneyi tamamlama, problem çözmeye yönelik dijital oyunlar ve yakar top, İstop, ip atlama, 9 kiremit, misket (bilye) gibi kalabalık ile oynanan sokak oyunları

12-18 yaş için; Scrabble, monopoly, katamino, kim bu? gibi kutu oyunları, zindan ve ejderhalar gibi FRP (fantastik rol playing) oyunları, Uno, pişti gibi kart oyunları

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER