Ege'nin verimli topraklarına ev sahipliği yapan İzmir, eşsiz doğasını tehdit eden yeni bir sanayi girişimiyle daha sarsılıyor. Kendi sınırları içerisinde yer alan doğa harikası alanlarıyla bilinen Menemen ilçesi, daha önce idari yargıdan dönen bir maden projesinin yeniden hortlamasıyla zor günler geçiriyor. Kır Mahallesi mevkiinde, S.K.Y. Petrol, Madencilik, İnşaat, Nakliye San. ve Tic. Ltd. Şti. girişimciliğinde hayata geçirilmek istenen İkinci Grup (A) kalker ocağı ve buna entegre olarak çalışacak kırma-eleme tesisi projesi için İzmir Valiliği'ne sunulan rapor kabul edilerek resmi ÇED süreci başlatıldı. Geçmiş yıllarda aynı bölge için verilen ruhsatların Danıştay ve İdare Mahkemeleri tarafından iptal edilmesine rağmen projenin yeniden masaya getirilmesi, kamuoyunda büyük bir şaşkınlık ve tepkiyle karşılandı.

Ekran Görüntüsü 20260216 170426

Saatte onlarca kilo toz havaya karışacak

Söz konusu faaliyetin hayata geçmesi durumunda bölgeyi bekleyen en büyük ve somut felaketlerin başında şüphesiz ki çevre kirliliği geliyor. Hazırlanan proje tanıtım dosyasına göre, alandan yıllık tam 750 bin ton taş çıkarılması ve bu devasa kütlenin 390 bin tonluk kısmının doğrudan alana kurulacak tesislerde kırılarak işlenmesi hedefleniyor. Ortaya çıkacak toz emisyonu ise rakamlarla ifade edildiğinde tehlikenin boyutunu tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. Raporda yer alan itiraflara göre, hiçbir önlem alınmadığı takdirde saatte 218 kilogramın üzerinde tozun havaya savrulacağı, en iyi sulama ve kapalı sistem önlemleri uygulandığında bile bu rakamın saatte yaklaşık 60 kilogram seviyelerinde kalacağı belirtiliyor. Yönetmeliklerin izin verdiği sınırın saatte sadece 1 kilogram olduğu düşünüldüğünde, yasal sınırın tam altmış katı oranında bir kirliliğin bölge halkının ve doğanın üzerine çökeceği bilimsel verilerle kanıtlanmış oluyor.

Ekran Görüntüsü 20260216 170352

Naci Görür'den deprem açıklaması
Naci Görür'den deprem açıklaması
İçeriği Görüntüle

İçme suyu kaynakları ve baraj havzası tehlikede

Projenin kurulmak istendiği coğrafyanın jeolojik yapısı, yeraltı suları için adeta saatli bir bomba niteliği taşıyor. Bölgedeki kireçtaşının kendine has çatlaklı ve karstik yapısı, yağmur sularının hızla yeraltına süzülmesini sağlıyor. Madende yapılacak ağır patlatmaların bu doğal damarları çatlatarak yeraltı suyu rejimini tamamen değiştireceği endişesi, önceki mahkeme iptal kararlarının da temel dayanaklarından birini oluşturuyordu. Mevcut çalışma alanı, kentin önemli su kaynaklarından olan Değirmendere Barajı'nın doğrudan drenaj havzası içerisinde kalıyor. Şirket yetkilileri hazırladıkları dosyada sahada doğrudan bir yeraltı suyu bulunmadığını savunsa da, uzmanlar bu durumun barajı besleyen kılcal su yollarını zehirleyeceği ve kurutacağı konusunda hemfikir.

Ekran Görüntüsü 20260216 170308

Tonlarca patlayıcıyla dağlar yerinden oynatılacak

Bölgedeki sakin ve huzurlu yaşamı kökünden bitirecek olan bir diğer unsur ise maden sahasında kullanılacak olan devasa patlayıcılar. Açık ocak madenciliği tekniğiyle işletilecek sahada, ayda dört kez, yani neredeyse her hafta çok şiddetli patlatmalar gerçekleştirilecek. Her bir patlatma işlemi için dağın bağrına yetmiş sekiz adet derin delik açılacak ve tek seferde yaklaşık 3 bin kilogram ANFO ile dinamit kullanılacak. Raporda sarsıntıların 117 metre sonra yasal sınırların altına ineceği iddia edilse de, sahanın hemen 110 metre dibinde bir bağ evi bulunması tehlikenin ne kadar yakında olduğunu kanıtlıyor. Ayrıca 1300 metre mesafedeki Kır Mahallesi ile doğa turizminin göz bebeği olan kamp alanları da bu sarsıntılardan ve korkunç gürültüden nasibini alacak.

Ekran Görüntüsü 20260216 170244

Asırlık çam ağaçları ve endemik türler yok edilecek

İşin en can yakan boyutlarından biri ise projenin tam kalbine saplanacağı ekosistem olarak öne çıkıyor. Faaliyet alanı, resmi kayıtlara ve çevre düzeni planlarına göre bütünüyle bozulmamış bir orman arazisi üzerinde bulunuyor. Asırlık kızılçam ağaçlarının kesilerek kel bir tepeye dönüştürülecek olan bu alan, aynı zamanda nadir görülen endemik bitki türlerine ev sahipliği yapıyor. Kentin en önemli oksijen koridorlarından biri olan bölge, Karagöl Tabiat Parkı ile Yamanlar Dağı Tabiat Parkı gibi mutlak koruma altındaki doğal miras alanlarına çok kısa bir mesafede yer alıyor. Geçmişte verilen yargı kararları da buranın sıradan bir taş ocağı sahası değil, özenle korunması gereken hassas bir ekosistem olduğunu defalarca tescillemişti.

Ağır vasıta trafiği köy yollarını köstebek yuvasına çevirecek

Doğaya verilecek tahribatın yanı sıra, yöre halkının günlük yaşamı da lojistik faaliyetler nedeniyle adeta bir kabusa dönecek. Tesisin tam kapasiteyle çalışmaya başlamasıyla birlikte, her gün ortalama otuz ton taşıma kapasitesine sahip devasa harfiyat kamyonları bölge yollarını işgal edecek. Günde yaklaşık seksen dört sefer yapması planlanan bu ağır vasıtalar, dar ve altyapısı zayıf olan köy yollarını kısa sürede kullanılamaz hale getirme potansiyeli taşıyor. Tonlarca yük taşıyan kamyonların geçişi sırasında oluşacak ekstra egzoz gazı, gürültü ve yollardan kalkacak olan toz, bölgede tarım ve hayvancılıkla geçinen yerel halkın ürün kalitesini doğrudan düşürecek.

Muhabir: Kazim Bozkurt