Akaryakıtta indirim sinyali
Akaryakıtta indirim sinyali
İçeriği Görüntüle

İzmir kamuoyunun haftalardır yakından takip ettiği ve yerel yönetim ile merkezi kurumları karşı karşıya getiren Meslek Fabrikası krizinde belirsizlik devam ediyor. Şehrin sembol yapılarından biri olan tarihi binanın İzmir Büyükşehir Belediyesi'nden alınarak başka bir idari yapıya devredilmesi planı, kentte geniş çaplı bir hukuki ve siyasi mücadelenin fitilini ateşlemişti. Tartışmaların odağındaki mülk için başlatılan tahliye işlemlerinin geçici bir süreliğine askıya alınmasının ardından, gözlerin çevrildiği Vakıflar Genel Müdürlüğü cephesinden sürece dair çok net ifadeler barındıran resmi bir yazılı açıklama geldi. Bu açıklama, krizin henüz çözülmekten uzak olduğunu ve tarafların kendi yasal pozisyonlarında kararlılıkla durmaya devam ettiğini gözler önüne seriyor.

Hatırlanacağı üzere, tarihi yapının tahliye tebligatının ulaşmasının hemen ardından İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay öncülüğünde bina önünde geniş katılımlı bir nöbet eylemi başlatılmıştı. Binlerce İzmirlinin mesleki eğitim aldığı, kentin istihdam damarlarından biri olarak işlev gören bu binanın kaybedilmek istenmemesi, sivil toplum kuruluşlarını ve yerel halkı da harekete geçirmişti. Yerel yöneticilerin bizzat katıldığı bu direniş, tahliye kararına karşı yükselen siyasi ve toplumsal tepkinin en somut göstergesi olmuştu. Meydana gelen bu yoğun demokratik baskı neticesinde, taraflar arasındaki idari gerilimi bir nebze olsun düşürmek ve hukuki duruma zaman tanımak amacıyla tahliye süreci 15 gün süreyle ertelenmişti.

Mahkeme kapılarından dönen yürütmeyi durdurma talepleri

Vakıflar Genel Müdürlüğü, konunun hukuki boyutuna dikkat çeken detaylı bir bilgilendirme metni yayımladı. Kurum tarafından kamuoyuna yapılan duyuruda, tahliyenin herhangi bir keyfi idari karara değil, doğrudan doğruya yargı kararı temeline dayandığı güçlü bir şekilde vurgulandı. Özellikle İzmir 5. İdare Mahkemesi nezdinde yürütülen hukuki süreçte yaşanan son gelişmeler, bu resmi bildirimin omurgasını oluşturdu.

Açıklamadaki en çarpıcı detaylardan biri, yerel yönetimin tahliye işleminin durdurulmasına yönelik yaptığı adli başvuruların akıbeti oldu. Kurum, mahkemenin söz konusu tahliye işleminin durdurulması talebini tam ikinci kez reddettiğini ilan etti. Bu kritik yargı kararıyla birlikte, 15 gün ertelendiği duyurulan sürecin aslında hukuki zemin üzerinde kesintisiz bir biçimde devam ettiği tescillenmiş oldu. Yargı makamları dosyayı incelerken, yapılan tahliye işlemlerinde idarenin eylemlerinde açık bir hukuka aykırılık bulunmadığını tespit etti. Bununla birlikte mahkeme heyeti, taraflar arasındaki asıl büyük kriz olan mülkiyetin kime ait olduğu yönündeki tartışmanın, mevcut tahliye sürecinden tamamen bağımsız ayrı bir davanın konusu olduğunun altını özellikle çizdi.

İŞTE VAKIFLAR'DAN YAPILAN AÇIKLAMA

İZMİR'DE 3 TAŞINMAZLA İLGİLİ YARGI KARARI

Meslek Fabrikası (eski Kargir Un Fabrikası), ilişkin yürütülen süreçte;

İzmir 5. İdare Mahkemesi, tahliye işleminin durdurulması talebini 2. kez reddetti.

Bu kararla birlikte söz konusu taşınmazlara ilişkin tahliye süreci yargı kararıyla devam ediyor.

Mahkeme, işlemlerde açık hukuka aykırılık bulunmadığını tespit ederken, mülkiyet tartışmasının ayrı bir davanın konusu olduğunu belirtti.

5737 sayılı Vakıflar Kanunu uyarınca, vakıf kökenli taşınmazların vakfına devri idari tercih değil, kanuni zorunluluktur.

Süreç, arşiv kayıtları ve tapu belgelerine dayalı olarak yargı denetimine açık şekilde yürütülmektedir.

Vakıf mallarında idari tercih değil kanuni zorunluluk devri

Krizin temelinde yatan yasal mevzuat ayrılıklarına da değinen Vakıflar Genel Müdürlüğü, atılan adımların kanuni dayanağı olarak 5737 sayılı Vakıflar Kanunu hükümlerini işaret etti. Kurumun yayımladığı duyuruda, eski Kargir Un Fabrikası olarak da bilinen bu tarihi taşınmazın geçmiş kayıtlar itibarıyla vakıf kökenli olduğu belirtildi. Türk hukuk sistemindeki vakıf mallarının korunmasına yönelik kanunlar gereği, bu tür mülklerin asıl sahibine, yani ilgili vakfına devredilmesinin zorunlu olduğu savunuldu.

Bu devir işleminin kurumun kendi bürokratik inisiyatifiyle aldığı idari bir tercih olmadığı, aksine kanunların emrettiği kesin bir zorunluluk olduğu vurgusu, metnin en dikkat çeken yönlerinden biriydi. Yürütülen tüm idari ve hukuki sürecin son derece şeffaf bir biçimde, tarihi arşiv kayıtlarına ve resmi tapu belgelerine dayandığı belirtilirken, işlemlerin her aşamasının yargı denetimine tam açık şekilde sürdürüldüğü ifade edildi. İzmir'de binlerce gence meslek edindiren bir eğitim yuvası ile devletin vakıf mirasını koruma yükümlülüğünü karşı karşıya getiren bu mülkiyet savaşında, tahliye işleminin nasıl sonuçlanacağı büyük bir merak konusu. Yargıdan gelecek nihai kararların ve önümüzdeki günlerde dolacak olan 15 günlük ek sürenin bitiminde yaşanacak gelişmelerin, kentin siyasi atmosferini çok daha fazla ısıtması bekleniyor.

Kaynak: HABER MERKEZİ