Türkiye'nin ekonomi ve sanayi politikalarına yön veren en köklü sivil toplum kuruluşlarının başında gelen Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) yönetimi, son dönemin en çok konuşulan hukuki süreçlerinden birinin merkezinde yer aldı. Derneğin 13 Şubat 2025 tarihinde gerçekleştirilen ve ülkenin makroekonomik gidişatına dair önemli mesajların verildiği genel kurul toplantısındaki ifadeler, yargının radarına takılmıştı. TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan ile Yüksek İstişare Konseyi (YİK) Başkanı Ömer Arif Aras hakkında başlatılan hukuki süreç, bugün İstanbul'da görülen karar duruşmasıyla yeni bir boyut kazandı. İş dünyasının önde gelen temsilcilerini sanık sandalyesine oturtan bu çarpıcı dava, ifade özgürlüğü ve ekonomik eleştiri sınırları bağlamında kamuoyunda geniş yankı uyandırdı.

I S T A N B U L T U S I A D Y O N E T I C I L E R I N I N Y A R G I L 1198844 356504

Zehra Kınık, hapise girecek mi?
Zehra Kınık, hapise girecek mi?
İçeriği Görüntüle

Çağlayan koridorlarında iş dünyasını sarsan duruşma

İstanbul'un adalet merkezi olan Çağlayan Adliyesi koridorları, sabah saatlerinden itibaren oldukça hareketli anlara sahne oldu. İstanbul 28. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın dördüncü celsesinde, tutuksuz yargılanan sanıklar ve avukatları salondaki yerlerini aldı. Daha önceki duruşmalarda mütalaasını sunan iddia makamı, sanıkların kürsüden sarf ettikleri sözlerin ifade hürriyeti sınırlarını aştığını öne sürmüştü. Savcılık, hazırladığı esas hakkındaki mütalaasında her iki ismin de "yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ve "adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs" iddialarıyla 1 yıl 10 aydan 5 yıl 6 aya kadar uzanan hapis cezalarıyla cezalandırılmasını talep etmişti. Bu ağır ceza talebi, iş dünyası temsilcileri arasında büyük bir şaşkınlık ve endişeyle karşılanmış, iş insanlarının kamuoyuna açık platformlarda yapacakları değerlendirmelerin geleceği konusunda soru işaretleri yaratmıştı.

Bağlamından koparılan yirmi dakikalık konuşmanın faturası

Duruşmada söz alan ve savunmasını gerçekleştiren TÜSİAD YİK Başkanı Ömer Arif Aras, hakkındaki suçlamaları kesin bir dille reddederek yargılama konusu yapılan ifadelerin bütünlüğüne dikkat çekti. Hayatı boyunca hukukun üstünlüğüne inandığını belirten Aras, savunmasında oldukça çarpıcı ifadeler kullandı. Sadece yirmi dakika süren bir konuşmanın içinden bazı cümlelerin cımbızlanarak bağlamından koparıldığını ifade eden Aras, metnin tamamı incelendiğinde asıl gayenin Türkiye'nin ekonomik kalkınması olduğunun açıkça görülebileceğini vurguladı.

Sözlerinin tamamen iyi niyetli bir eleştiri ve vizyon paylaşımı olduğunu belirten deneyimli iş insanı, konuşmasında hiçbir kurumu veya şahsı doğrudan hedef almadığını hatırlattı. Aras, "Bugün huzurunuzda, 72 yıllık yaşamım boyunca mahkeme salonuyla hiç tanışmamış bir vatandaş olarak bulunuyorum. Ülkemizin refahı ve kalkınması için kürsüden dile getirdiğim tamamen vizyoner bir konuşmanın suç unsuru gibi gösterilmesini asla kabul etmiyorum" diyerek savcılığın evrensel hukuk ilkelerine aykırı bir değerlendirme yaptığını savundu. Aynı konuşma metninin derneğin resmi internet sitesinde yayımlanmasının da iddianamede ayrı bir suç unsuru gibi gösterilmesine isyan eden Aras, buradan bir kast veya suç üretilmeye çalışılmasının anlamsız olduğunu dile getirdi.

Hakim kararını açıkladı ve hapis cezası ertelendi

Sanıkların ve avukatların son sözlerinin dinlenmesinin ardından mahkeme heyeti, aranın bitmesiyle birlikte iş dünyasının nefesini tutarak beklediği o kritik mahkeme kararı metnini okudu. Hakim, dosyada yer alan deliller ve edilen savunmalar ışığında sanıklar Orhan Turan ve Mehmet Ömer Arif Aras'ın, eylemlerinin yasal çerçevede suç teşkil ettiğine kanaat getirdi. Heyet, her iki isme de "yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçundan 1 yıl 3 ay 18'er gün hapis cezası verilmesine hükmetti.

Buna karşılık, iddianamede yer alan diğer ağır suçlama olan "adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs" yönünden ise somut ve inandırıcı delil bulunmadığı gerekçesiyle sanıkların beraatine karar verildi. Mahkeme, sanıkların sabıkasız geçmişlerini ve duruşmalardaki tutumlarını göz önünde bulundurarak, verilen 1 yıl 3 ay 18 günlük hapis cezasında "Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına" (HAGB) karar verdi. Bu kararla birlikte, sanıklar beş yıl boyunca kasıtlı bir suça karışmamaları halinde söz konusu ceza hukuken tamamen ortadan kalkmış sayılacak. Ancak yine de Türkiye'nin en büyük sermaye grubunun tepe yöneticilerinin, yargılama sürecinin ardından ekonomik değerlendirmeleri yüzünden ceza alması, sanayi ve yatırım çevrelerinde uzun süre tartışılacak bir hukuki emsal olarak kayıtlara geçti.

Kaynak: DHA