Evlerde, araçlarda, iş yerlerinde ve sokaklarda dolaşan silah sayısı 34 milyona ulaştı. 86 milyonluk nüfusa sahip Türkiye'de neredeyse her üç kişiye bir silah düşüyor. Her gün ortalama 10 kişi silahlı saldırılarda yaşamını yitirdi. Uzmanlar, ruhsatsız silahların yaygınlaşmasının toplumsal şiddeti büyüttüğüne dikkat çekti. Kadın cinayetlerinden sokak çatışmalarına kadar uzanan tablo, bireysel silahlanmanın ulaştığı boyutu bir kez daha ortaya koydu.
Umut Vakfı'nın "Türkiye Silahlı Şiddet Haritası 2025" raporu, ülkedeki silahlanmanın ulaştığı boyutu ortaya koydu. Rapora göre Türkiye'de yaklaşık 34 milyon silah bulundu. 86 milyonluk nüfus dikkate alındığında neredeyse her üç kişiye bir silah düştü. Tablonun dikkat çeken yönünü ise silahların büyük bölümünün kayıt dışı olması oluşturdu. Vakfın değerlendirmelerine göre toplam silah varlığının yaklaşık yüzde 80'i ruhsatsız ve denetim dışında kaldı.
Her gün 10 kişi yaşamını yitirdi
Rapora göre 2025 yılında basına yansıyan 3 bin 422 silahlı şiddet olayı yaşandı. Bu olaylarda 2 bin 225 kişi hayatını kaybetti, 3 bin 167 kişi yaralandı. Umut Vakfı'nın 2014 yılından bu yana medya kayıtlarını esas alarak oluşturduğu verilere göre ise 2014-2026 döneminde toplam 41 bin 420 silahlı şiddet olayı basına yansıdı. Bu olaylarda 26 bin 29 kişi yaşamını yitirdi, 38 bin 203 kişi yaralandı. Vakıf verilerine göre Türkiye'de her gün ortalama 10 kişi silahlı saldırılar sonucu hayatını kaybetti.
Raporda yer alan verilere göre 2025 yılında 110 bin 470 kaçak silah ele geçirildi. Yalnızca bu yılın ilk üç ayında yakalanan kaçak silah sayısı ise 25 bin 580 oldu. Uzmanlar, ruhsatsız silahların yaygınlaşmasının silahlı şiddeti besleyen en önemli etkenlerden biri olduğuna dikkat çekti. Cinayetlerin yüzde 96'sının ruhsatsız silahlarla işlendiği belirtilirken, ruhsatsız silah bulundurmanın yaptırımlarının caydırıcı olmadığı vurgulandı.

“20 bin liraya elden teslim”
Türkiye'de yürürlükte bulunan mevzuat, ateşli silahların yalnızca izinli satış noktalarından temin edilmesine olanak tanıdı ve internet üzerinden satışını yasakladı. Buna rağmen kaçak silah ticaretinin Telegram başta olmak üzere çeşitli mesajlaşma uygulamaları ve sosyal medya platformları üzerinden sürüyor.
Sosyal medya üzerinden yapılan paylaşımlar, ruhsatsız silahlara erişimin ne kadar kolaylaştığını bir kez daha ortaya koydu. "İstanbul içi elden teslim" notuyla paylaşılan ilanda bir tabanca satışa çıkarıldı. Ruhsatsız bir silah yaklaşık 20 bin lira karşılığında elden teslim şekilde satılıyor. Yasal olarak internet üzerinden silah satışı yasak olmasına rağmen, sosyal medya gruplarında yapılan bu tür paylaşımlar kaçak silah ticaretinin ne kadar görünür hale geldiğini gösterdi.
“Evdeki silahları denetleyin”
Umut Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Psikiyatr Doktor Ayhan Akcan aile içi şiddet vakalarında silah kullanımının yaygınlığına dikkat çekerek silah ruhsatı verilmeden önce eş rızasının alınmasını ve psikolojik değerlendirmelerin zorunlu hale getirilmesini önerdi.
“Bizim hazırladığımız Silahlı Şiddet Haritası'na göre son üç yıldır benzer rakamlar görüyoruz. Vakaların yaklaşık yüzde 80'inde silah kullanılıyor. Yıllık yaklaşık 3 bin 800'e yakın silahlı şiddet vakası yaşanıyor. Bu olaylarda da yaklaşık 2 bin 400 vatandaş yaşamını yitiriyor. Bu durum ciddi bir toplumsal soruna işaret ediyor.
Artıştan çok son üç yıldır rakamların bu seviyelerde seyrettiğini görüyoruz. Resmi verilere göre silah ediniminde bir azalma söz konusu olsa da olay sayılarına baktığımızda kayda değer bir düşüş görünmüyor. Biz her gün yaklaşık 300 sayfalık basın taraması yapıyoruz. Silahla işlenen suçları derleyerek Silahlı Şiddet Haritası'nı oluşturuyoruz ve değerlendirmelerimizi bu veriler üzerinden yapıyoruz. Son dönemde özellikle liselerde yaşanan ve katliam boyutuna ulaşan olaylar da gösteriyor ki insanlar bu konuda artık ciddi şekilde endişeli ve korku içinde.
Bu nedenle silah ediniminin sınırlandırılmasına yönelik bazı düzenlemelerin hayata geçirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Örneğin aile içi şiddet vakalarında silah kullanımı yaygın olduğu için, eve silah almak isteyen erkeklerden, aynı evde yaşayan eşlerinin de rızasının alınması gerektiğini savunuyoruz. Ayrıca ruhsatlandırma sürecinde kapsamlı sağlık kontrollerinin yapılması gerekiyor. Bu süreçte psikolojik değerlendirmeler, öfke kontrol testleri, kişilik testleri ve bağımlılık testleri zorunlu hale getirilmeli. Silah edinim sayısına sınırlama getirilmesi, ruhsat süresinin beş yıldan iki yıla indirilmesi, silah talebinde bulunan kişilere hemen ruhsat verilmesi yerine bir bekleme süresi uygulanması ve ruhsatlandırma öncesinde zorunlu eğitim programlarının hayata geçirilmesi de önerilerimiz arasında yer alıyor. Bunun yanında evde silah bulunduran kişilere yönelik düzenli denetim mekanizmalarının oluşturulması gerekiyor. Yaz aylarında düğünlerde, açık hava etkinliklerinde ve kutlamalarda havaya ateş açılması sonucu yaşanan ölümler nedeniyle kamu spotları hazırlanmasını ve ihbar hatlarının oluşturulmasını da öneriyoruz.
Bu tür adımlar caydırıcılık sağlayacaktır. İnsanlar da devletin silahlı şiddet sorunuyla mücadele ettiğini görecektir. Ruhsatsız silahların dönüştürülmesi konusunda ise geçmişte özellikle kuru sıkı tabancaların gerçek silaha çevrilmesi yaygın bir sorundu. Ancak daha sonra yapılan yasal düzenlemelerle kuru sıkı silahlar da Ateşli Silahlar Kanunu kapsamına alındı ve bu dönüşümleri gerçekleştirenlere ciddi yaptırımlar getirildi. Bu düzenlemenin etkili olduğunu düşünüyoruz.”

Kadın cinayetlerinde silah ilk sırada
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu'nun Mayıs 2026 raporuna göre mayıs ayında öldürülen kadınların yüzde 56'sı silahla öldürüldü.
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Mayıs 2026 raporunu açıkladı. Bir ayda 16 kadın cinayeti işlendi, 33 kadın ise şüpheli şekilde hayatını kaybetti. Kadınların 5’i, yüzde 25’i tespit edilemeyen yerlerde, yüzde 19’u ise sokakta öldürüldü. Rapora göre öldürülen kadınların yüzde 56’sı silah ile öldürüldü.
Platform, Anayasa Mahkemesi’nin yoksulluk nafakasının “süresiz” olmasına ilişkin düzenlemeyi iptal etmesine ilişkin “Bu karar, ülkedeki derin eşitsizlikleri ve yoksulluğu göz ardı ederek verilmiş, sosyal devlet ilkesine aykırı bir karardır. Asıl anayasaya ve hukuka aykırı olan süresiz nafaka değil, evlilik içinde yıllarca ücretsiz bakım emeği veren, istihdamdan dışlanan, güvencesizliğe ve yoksulluğa itilen kadınlar için yaşamsal bir hak olan nafaka hakkını gasp etmeye yönelmiş bu iptal kararıdır. Kadınlar çocuk bakımı, ev içi emek ve toplumsal cinsiyet eşitsizliği nedeniyle ekonomik hayattan koparılırken; boşanma sonrasında ‘kendi başının çaresine bak’ denilemez. Bu karar, kadınların boşanma hakkını, şiddetten uzak bir yaşam kurma iradesini ve ekonomik bağımsızlığını doğrudan etkiler. Nafakayı hedef almak, kadın yoksulluğunu derinleştirmek; kadınları evliliğe, bağımlılığa ve kimi zaman şiddet döngüsüne mahkûm etmektir” ifadelerini kullandı.




