Türkiye genelinde istihdam piyasasının nabzını tutan Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre, 15 ve daha yukarı yaştaki kişilerde işsiz sayısı 2026 yılı Mayıs ayında bir önceki aya göre 9 bin kişi artarak 2 milyon 883 bin kişi seviyesine ulaştı. Kurumsal tescillere yansıyan bu artışa rağmen, mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik oranı bir önceki aya göre değişim göstermeyerek yüzde 8,2 seviyesinde gerçekleşti. Hükümetin ekonomi programlarında referans kabul edilen bu resmi oranın, mikro düzeydeki piyasa gerçekleriyle ne kadar uyuştuğu ise ekonomi çevrelerinde tartışılmaya devam ediyor.
Mayıs ayı işgücü verilerinin cinsiyet kırılımları incelendiğinde, iş gücüne katılım ve istihdam süreçlerinde kadınlar aleyhine işleyen kronik eşitsizlik tablosu net bir şekilde belgelendi. Resmi tahminlere göre işsizlik oranı erkeklerde yüzde 7,0 olarak kayıtlara geçerken, kadınlarda bu oran yüzde 10,5 gibi çift haneli seviyelerde seyretti. Mevsim etkisinden arındırılmış istihdam oranı ise aylık bazda 0,4 puanlık sınırlı bir artışla yüzde 48,5 olarak tescil edildi. İstihdam edilenlerin toplam sayısı bir önceki aya göre 285 bin kişi artarak 32 milyon 463 bin kişiye yükselse de bu oran erkeklerde yüzde 66,1, kadınlarda ise ancak yüzde 31,4 seviyesinde kalabildi.
Atıl işgücü oranı tarihi rekor seviyesine yeniden yaklaştı
Resmi verilerin aksine, piyasadaki asıl istihdam krizini yansıtan tamamlayıcı göstergeler, Türkiye'deki iş gücü kaybının çok daha sarsıcı boyutlarda olduğunu deşifre etti. Zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel işgücü ve işsizlerden oluşan atıl işgücü oranı, 2026 yılı Mayıs ayında bir önceki aya göre 0,9 puan birden artarak yüzde 31,0 seviyesine tırmandı. Bu veri, milyonlarca vatandaşın ya iş bulamadığını ya mevcut işinde haftalık çalışma sürelerinin yetersiz olduğunu ya da iş aramaktan ümidini kestiği için potansiyel statüde beklediğini net bir şekilde tescilledi. Geniş tanımlı gerçek işsizlik olarak adlandırılan bu gösterge, Mart 2026'da yüzde 31,5 ile tarihi rekor seviyesine ulaşmasının ardından yeniden o zirveye göz dikti.
Açıklanan lojistik tabloların alt kırılımlarında yer alan bütünleşik oranlar da krizin derinliğini onaylar niteliktedir. Mayıs ayı itibarıyla zamana bağlı eksik istihdam ve işsizlerin bütünleşik oranı yüzde 20,2 olarak hesaplanırken, işsiz ve potansiyel işgücünün bütünleşik oranı ise yüzde 20,5 olarak tahmin edildi. Öte yandan, referans döneminde işbaşında olanların mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış haftalık ortalama fiili çalışma süresi bir önceki aya göre 0,2 saat artarak 42,4 saat olarak gerçekleşti. Bu durum, istihdam piyasasında yer edinebilen azınlık bir kitlenin daha yoğun sürelerle çalıştırıldığını, buna karşılık çok geniş bir kitlenin ise sistemin tamamen dışına itildiğini doğruladı.
Genç kadınlar arasındaki işsizlik tırmanışını sürdürüyor
Ülkenin geleceğini doğrudan tehdit eden en riskli parametrelerden birini oluşturan genç nüfustaki işsizlik dalgası, mayıs ayında da durdurulamadı. 15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı, bir önceki aya göre 0,4 puan artış göstererek yüzde 14,8 seviyesine yükseldi. Gençlerin eğitim hayatından sonra istihdama geçiş süreçlerinde yaşadığı tıkanıklığı doğrulayan bu veri, geleceğe yönelik sosyal güvence endişelerini de tırmandırdı.
Genç nüfusa dair istatistiklerin cinsiyet dağılımı ise kadınların iş gücü piyasasında karşılaştığı barikatları bir kez daha kanıtladı. Genç erkeklerde işsizlik oranı yüzde 11,2 olarak tahmin edilirken, genç kadınlarda bu oran yüzde 21,8 gibi çok yüksek bir seviyede tescil edildi. İş gücüne katılma oranının genel ortalamada yüzde 52,8 olduğu, bu oranın erkeklerde yüzde 71,0 iken kadınlarda yüzde 35,0’te kaldığı Türkiye ekonomisinde, geniş tanımlı işsiz sayısının 2 milyon 883 binlik resmi rakamın katbekat üzerinde olduğu gerçeği mayıs ayı raporuyla bir kez daha sabitlenmiş oldu.





